Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

DENİZLERİMİZ VE DENİZCİLİĞİMİZ

Mustafa Çalışkan

Mustafa Çalışkan

Denizciliğin iki ana ekseni vardır. İlki, “Denizlere Hâkim Olan Cihana Hâkim Olur” ( Kaptan-ı Derya Barbaros Hayreddin Paşa 1478–1546) sözüyle egemenlik ve bekamıza dair haklarımız  ve “En güzel coğrafi konumda ve üç tarafı denizlerle sarılmış olan Türkiye; endüstrisi, ticareti ve sporu ile ileri düzey denizci millet yetiştirmek kabiliyetindedir. Bu kabiliyetten istifadeyi bilmeliyiz; denizciliği, Türkün büyük millî ülküsü olarak düşünmeli ve onu en kısa zamanda başarmalıyız.“ (Mustafa Kemal ATATÜRK) sözüyle ise denizden gelen refah ve menfaatlerimiz en güzel ifadesini bulmuştur. Bu veciz sözlerde mavi vatan ve mavi ekonomi vurgulanmıştır. Bu münasebetle belirli dönemlerde söz konusu eksenlerde gelişimimizi ve bulunduğumuz noktayı gözden geçirmemiz; buna göre önlemler almamız gereklidir.

Savaşlardan yeni çıkmış ve yokluk içindeki Cumhuriyetin kuruluşuyla beraber denizciliğin stratejik boyutu idrak edilmiş denizcilik bilinciyle ilk iş olarak 30 Aralık 1924 Tarihinde Bahriye Vekaleti kurulmuş ve hitamında 1 Temmuz 1926 tarihinde nehirler, göller ve Marmara ve Türk Boğazları dahilinde bilumum karasularında, limanlar arasında yük ve yolcu taşıma ve bu kapsamdaki tüm hizmetleri verme hakkı/ayrıcalığı Türk Bayraklı gemilere ve Türk vatandaşlarına verilmiştir.

Denizlerimiz: beka, refah ve mutluluk vesilesidir. Denizcilik Ülkemiz için uluslararası yönü ağır basan stratejik bir sektördür. 8.333 km kıyı uzunluğu bulunan nüfusunun yaklaşık % 50’si kıyılarda yaşayan ülkemiz, dünya deniz ticaretinin kalbinin attığı Akdeniz Çanağının en önemli ülkesi konumundadır. Denizlerle, 150 civarında ülkeye direk sınır komşuyuz; deniz doğal ve masrafsız otoban olarak hazır ve üstelik demiryoluna göre 3 , karayoluna göre 7, havayoluna göre 20 kat daha ekonomik ve çevreci ulaşım sağlanır.

Bu makalede, makro planda denizlerimizden denizci ülke -denizci millet ülküsü bağlamında çevre dostu, sürdürülebilir olarak ekonomik, siyasi , sosyal ve kültürel anlamda gelişim ve kalkınma için yapılması gerekenler ana başlıklar halinde ele alınacaktır.

Entegre Denizcilik Politikası İlan Edilmeli

Kapsamlı, Akıllı ve Sürdürülebilir Entegre Denizcilik Politikası ilan edilmeli ve hassasiyetle takibi yapılmalıdır. Deniz egemenlik/yetki alanları politikamızın da belirlendiği bu belgede: birbiriyle etkileşim halinde olan: deniz emniyeti, deniz ticareti, seyir yardımı hizmetleri, deniz çevresinin korunması, deniz turizmi, denizaltı madenciliği, balıkçılık, limancılık, gemi inşa, tedarik, gemi bakım, brokerlik vs. tüm alt sektörlere ilişkin temel ilke ve uygulama birliği, sektör paydaşlarıyla amaç ve hedefler ve rekabetçi denizcilik yatırım stratejisi belirlenmelidir.

Deniz Yetki / Egemenlik Haklarımız Tavizsiz Korunmalı

Denizlerimizde Karadeniz’de olduğu gibi Ege ve Akdeniz’de Münhasır Ekonomik Bölge ilan edilmelidir. Akdeniz’de halen GKRY, Suriye, Lübnan, Tunus, Cezayir ve İsrail Münhasır Ekonomik Bölge ilanında bulunmuş veya bulunma sürecindeler. Uluslararası hukuk, diplomasi ve askeri olarak Adalarımız, Münhasır Ekonomik Bölgelerimiz, Kıta sahanlığı ve Karasularımızda gaspa ve hak ihlallerine izin verilmemeli her daim kararlı bir duruş sergilenmelidir.

Deniz çevresi ve ekosistemi korunmalı

Medyada da sıkça yer aldığı üzere deniz çevresi “müsilajlar” ile alarm vermektedir. Deniz çevresi ve ekosistemi korunması için belediyelerin ve işletmelerin arıtma tesisine sahip olması sağlanmalı, mevcut olanların etkin kullanımı denetlenmelidir. Kıyılarımız ve denizlerimizde duyarlılık ve risk analizleri yapılmalı, kirliliğin önlenmesini teminen sürekli ölçüm ve izleme sistemi ile etkin bir denetim kurulmalı, ihlaller ağır yaptırımlarla caydırıcılık sağlanmalıdır.

İdari Yapılanmada Köklü Dönüşüm: Denizcilik Bakanlığı Kurulmalı

Birçok Bakanlık ve Kurum eliyle dağınık ve ben merkezli yönetilen Denizcilik gücü, dünyada benzer birçok örneği ve tarihimizde mevcut olduğu gibi bütüncül bir yönetim yaklaşımıyla tek bir Denizcilik Bakanlığı çatısı altında birleştirilerek mavi ekonominin ülke ekonomisi ve istihdama katkısını teminen verimli, etkin, etkili ve ülkemizin dışa bakan yüzünde itibarlı yönetim ile mevzuatta ve uygulamada birlik sağlanmalıdır.

Kurulacak Denizcilik Bakanlığı’ndaki bütüncül felsefeye uygun olarak limanlarımızda muhtelif kurumlar tarafından verilen gümrük, polis, turizm , klavuzluk ve römörkörcülük, gemi trafik, sağlık vs. hizmetlerin rekabetçi, verimli, sürdürülebilir, emniyetli, güvenlikli, çevreci ve iktisadi olarak tek elden yürütülmesi için Liman Otoritesi kurulmalıdır. Bu hizmetlerin tek elde toplanması sonucu, hizmetlerin uçtan uca entegrasyonla birbirini bütünlemesi sağlanmalı, boğazlarda ve limanlarda etkin risk değerlendirmeleri, kriz yönetim planları ve tatbikatları yapılmalıdır. Olası kaza riskleri azaltılmalı, hazırlık seviyesi ve müdahale kabiliyeti artırılarak can, mal ve çevre emniyeti artırılmalıdır.

Böylece limanlardaki çok başlı, birbirinden kopuk, koordinesiz, hantal, verimsiz ve ben merkezli yönetim yerine hizmet zincirinin kesintisiz sağlandığı, gecikmelerin minimuma indirildiği, maliyetlerin azaldığı, emniyetli, güvenlikli bir yapıya geçilecektir.

Ülkemiz Limanları Ana Dağıtım Üssü (Hubport) Olması

Ülkemizin Avrupa-Asya ve Afrika kıtalarının bileşim noktasında dünyada jeostratejik bir konumu ve halihazırda 180 civarında Uluslar arası gemi trafiğine açık limanımız olmakla birlikte genel karakteri ihracat-ithalat kapısı (homeport/gateway) hüviyetindedir. Limanlarımızda elleçlenen transit ve kabotaj yükün % 10-15 bandında kaldığı görülmektedir.

Devletimizin ekonomideki rolü, kamu ve özel sektörüyle ülkemizi rekabet koşullarına hazırlamaktır. Dünya Bankasının 6 farklı kriter çerçevesinde belirlediği uluslar arası Lojistik Performans Endeksi (LPI) verilerine göre Türkiye 160 ülke arasında 38. sırada yer almakta, son üç yılda olumlu yönde gelişmeler ile sıralamada ilerlediği görülmektedir. Liman arka plan bağlantıları yani altyapı ve takip/izleme alt boyutlarında LPI bakımından zayıf noktalar bulunmaktadır. Özellikle liman Kamu/özel işbirliği ile sürdürülebilirlik, esneklik ve teknolojik yenilenme sağlanarak Türkiye ile ticari ilişkide bulunan ülkelerin lojistik profesyonelleri için rekabetçi ve tercih edilen yapıya ve niteliğe kavuşturulmalı, uçtan uca tüm hizmetler dijitalleştirilerek verimlilik artırılmalı; ülkemiz LPI’de hızla yükselişe geçirilmelidir. Böylece, Ülkemizin deniz ticaretinin rotalarında olması nedeniyle Akdeniz ve Karadeniz’de belirlenecek Limanlarda ana dağıtım üssü (Hubport) olması ve kısa mesafe taşımacılığı ile bölge ülkelerine sevkiyat yapabilecek kapasiteye ulaşması hedeflenmelidir.

Özel işletmeye verilen limanlardan azami ölçüde verimli ve etkin yararlanılabilmesi için devletin belirleyici ve düzenleyici rolü etkin olarak devreye alınmalıdır.

Ülkemiz Kıyılarının Optimum Değerlendirilmesi ve Kıyı Yağmasının ve Doğa Tahribatının Önlenmesi için Kıyı Politika Belgesi ve Kıyı Master Planı İlan Edilmeli ve Hassasiyetle Tatbik Edilmeli.

Halkımızda Denizcilik Kültürü Oluşturulmalı

Bilindiği gibi, deniz yoluyla insan taşımacılığı genel olarak şehir hatlarında ve çok düşük oranlarda yapılmaktadır.

Deniz ve denizcilik halk tabanına yayılmalı, halkın denizle teması için yerleşim yerlerinde sahillerin mümkün olduğunca halka açık olması ve denizden ulaşımı sağlanmalıdır. Halkımızın deniz kültürünü benimsemesi için şehir hatları ve sahil kentleri arasında rahat, konforlu, süratli deniz yolculuğu; halkın erişebileceği turlar müze, belgeseller yüzme ve diğer deniz sporları; yelkenli ve tekne sahibi olma, müze,belgeseller hazırlanması, resim, şiir gibi etkinlikler vs. ile teşvik edilmeli; sağlıklı protein alınmasının balıkla beslenme olduğu bilinci aşılanmalı ve fiyatlar ulaşılabilir olmalı. Mavi Ekonominin Gayri Safi Milli Hasıla ve İstihdamdaki Payı Artırılmalı.

Denizcilik sektörünün ülke ekonomisindeki payı azami % 1.7, istihdamdaki payı ise % 1 civarındadır. Bir kıyaslama yapılacak olursa komşumuz Yunanistan’ın mavi ekonomisinin toplam ekonomideki payı % 5.4 , istihdamdaki payı ise % 13.8 olarak belirlenmiştir. “Denizci Ülke ve Denizci Millet” söyleminin kuvveden fiile çıkabilmesi için deniz çevresi ve ekosistemi korunarak bu değerlerin % 5 düzeyine çıkarılması hedeflenmelidir.

Kamu yatırımlarında denizciliğin payı artırılmalı

Ulaştırmanın toplam kamu yatırımlarındaki payı % 45[ 2025 Yılı Yatırım Programı (ocak 2025) ], Denizciliğin ise ulaştırma içindeki payı % 1 civarındadır. Aslan payını demiryolları ve karayolları almaktadır. Denizciliğimiz bir stratejik bir sektör ve beka meselesi olarak değerlendiriyorsak denizciliğin payı mutlaka artırılmalı, kamunun denizcilikteki rolü düzenleyici, bir takım kamu hizmet sağlayıcısı dışında oyuncu-aktör olarak sahada yer almalı ve yatırımlarda da önceliklendirilmelidir.

Navlun Açığı Azaltılmalı

Halihazırda tam olarak belirlenemeyen navlun açığının giderilmesi yani cari açık veren bir yapıdan kurtulması için Türk Sahipli filonun rekabet gücü azami ölçüde artırılmalı, kendi yüklerimizi kendimizin taşıması politikası benimsenmelidir.

Kabotajda yolcu ve yük taşımacılığı teşvik edilmeli

Bilindiği gibi yurtiçi yolcu ve yük taşımacılığında baskın mod karayoludur. (% 70-80) Denizyolu yolcu taşımacılığının genel taşımacılıktaki yükte % 5-7 yolcu da ise %2-5 oranındadır. Ülkemizin en köklü kuruluşlarından Türkiye Denizcilik İşletmelerinin en parlak zamanlarında olduğu gibi halkımızın denizyolu ile Karadeniz, Ege ve Akdeniz’e ve hatta Avrupa ülkelerine gemi seferleri ile ulaşımı sağlanmalı, şiirlere romanlara konu olan eşsiz hatıralar gemilerde yaşanabilir kılınmalıdır. Bunun yanı sıra tarih ve deniz doğasına turlar düzenlenmeli, denizle etkileşim artırılmalıdır.

Türk Sahipli Filo

Bilindiği gibi denizciliğin, mavi ekonominin öznesi “gemi” dir. Geminin etrafında kırkın üzerinde alt sektör kümelenir. Türk sahipli gemi tonajı dünya sıralamasında 50 m DWT ile 13. Sırada ve dünya kapasitesinin % 2.1 [ Clarksons Research] değer yönünden ise % 1.4 oranındadır. Son yıllarda bir iyileşme de görülmektedir. Dünyanın ilk 10 ülkesi arasına girmesi amacıyla ve halihazırda 25 civarında olan yaş ortalamasının indirilerek gençleştirilmesi için denize özel finansman modelleri ile denizden kazanılanın tekrar denize dönmesini sağlayan teşvik sistemi getirilmeli ve/veya Kamu – Özel İşbirliği modeli Denizcilik şirketleri kurularak belirlenen konumlanmaya göre rekabet gücü yüksek gemi tiplerinin inşa ve işletmesi şirketleri kurulmalı, maliyet etkin işletmeye uygun başta yakıt tasarruflu ve çevre dostu gemilerin inşası teşvik edilmeli; ölçek ekonomisinden azami ölçüde yararlanılması ve denizcilik şirketlerinin kurumsallaşması sağlanmalı, dünya pazarında güvenilirliği ve rekabet gücü artırılmalıdır. Ülkemizin denizcilik sektörünün belirli bir segmentinde lider/marka olması sağlanmalıdır. Gemi inşadaki yerli katkı payı artırılmalı ve katma değeri yüksek teknolojik üretim teşvik edilmeli. Gemi inşada emek yoğun ve katma değeri az üretimden seyr-ü sefer cihazları, tahrik sistemleri, yardımcı makineler ve sevk sistemleri gibi bilgi yoğun ve katma değeri yüksek yüksek sistemlerin üretimine geçiş için sektöre özel katma değeri yüksek ürün teşviği sağlanmalı, gerekirse kamu-özel ortak şirketler kurulmalıdır.

Denizaltı Madenciliği

Yapılan jeolojik araştırmalara göre dünyanın neredeyse son 20 yıllık süreçte keşfedilmiş en zengin hidrokarbon yatakları Akdeniz’de bulunmaktadır. Bu durum bölge ülkeleri ve emperyal devletlerin bu alana yönelmelerine yol açmış ve ülkemiz yalnızlaştırılmak suretiyle özellikle GKRY-Yunanistan tarafından deniz yetki alanlarımız gasp edilmeye çalışılmakta ve uluslararası petrol şirketlerine ihale edilerek oldu bittiye getirilmeye çalışılmaktadır.

Kruvaziyer Turizmi

Kruvaziyer Gemilerinin neredeyse 4’te 1’i Akdeniz çanağında sefer yapmaktadır. Dünyada büyük tur operatörleri ile koordine edilerek ülkemizin tarihi ve coğrafi potansiyelinin bir bütün olarak doğru tanıtımı ve etkin pazarlanmasıyla ülkemiz tur operatörlerinin destinasyonu içine dahil edilerek cazip bir merkez haline getirilmeli, başta İstanbul olmak üzere Karadeniz, Ege ve Akdeniz’de kurvaziyer limanları inşa edilmeli ve bu büyük pazardaki ülke payımız artırılmalıdır.

İstihdama Denizden Katkı Sağlanmalı

Ülkemiz, 104 akredite eğitim kurumu ile birlikte 141.000 gemi adamına sahip bir ülkedir. Ancak lisan, SGK vs. nedenlerle aktif çalışan sayısı neredeyse yarı yarıyadır. Dünyaya nitelikli gemi adamı ihraç etmek için öncelikle denizciliğe mahsus istihdam ajansları vasıtasıyla gemi adamı eğitim, istihdam, tanıtım ve takip sistemi oluşturularak, gemi adamlarımız deniz istihdam pazarında aranılan vasıflarla donatılarak tercih sırasında en üste taşınmalıdır. Halihazırda en büyük engel olan lisan problemi, sektöre özel eğitim verilmesi sağlanarak çözülmelidir. Gemi adamlarının SGK primleri işverenle paylaşılarak devlet tarafından önemli bir miktarı karşılanmalı, istihdamın önü açılırken gemi işleticilerinin ciddi bir maliyet kalemi azaltılmalıdır.

Balıkçılık Sektörümüz Geliştirilmeli

Balık ve deniz ürünleri avcılığı için yaklaşık 460 bin km2 deniz yetki alanına, 178 bin km2 göl ve akarsular ile 3.500 km2 baraj göllerine sahip ülkemiz, dünyada balık üretiminde 30’lu sıralarda yaklaşık 8 kg kişi başına yıllık tüketilen balık ile dünya ortalamasının yarısından bile geriye düşmektedir. İstihdamdaki payı ise 50 bin kişi ile çok zayıf bir sektördür. Ülke ekonomisine katkısı da çok azdır.

Mavi Ekonomide Yeni Alanlar ve İstihdamlar Geliştirilmeli

Ülkemiz, deniz yetki alanlarından başlamak üzere yenilebilir enerji kapsamında rüzgar ve dalga enerji tesisleri kurulması, bioenerji, deniz madenciliği (çinko, bakır, kalay manganez vb. çıkarılması), kozmetik maddeler üretiminde henüz değerlendirilmemiş deniz kaynakları potansiyeli harekete geçirilerek değerlendirilmeli, ekonomiye ve istihdama katkı sağlanmalıdır.

Başmühendis Mustafa Çalışkan (. Emekli Deniz Ticareti Genel Müdür V.)