Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Salim Düzgit

MAVİ SULARA ADANMIŞ BİR ÖMÜR “Gençler, önce dürüst olsunlar. Her

MAVİ SULARA ADANMIŞ BİR ÖMÜR

“Gençler, önce dürüst olsunlar. Her zaman dürüstlük önde olmalı. Asla dürüst olmaktan şaşmasınlar. Çok çalışmak tabii ki başarının olmazsa olmazı… Bunun için de her zaman söylerim; içlerine sinen, kendilerinin de beğendiği kıyafetleri giysinler üzerlerine. Yani bir işten, olaydan veya anıdan önce kendileri memnun olsun. Ortaya çıkan sonuç işi herkesten önce kendilerini mutlu etsin. İş olsun diye yapılan iş ne kendilerini ne de başkalarını memnun etmeyecektir. Dolayısıyla bir kıyafeti gerçekten beğendikleri, kendilerine yakıştırdıkları için üzerlerine giysinler diyorum.”

Köklerden Gelen Deniz Tutkusu Ve İlk Kıvılcım

Köklü bir denizci aileden gelen Düzgit Grubu, özellikle tanker taşımacılığı, gemi acenteliği ve tersanecilik alanlarındaki yatırımlarıyla Türk deniz ticaretinin gelişimine önemli katkılar sağlamaktadır. Sektörel sivil toplum kuruluşlarındaki aktif tüzük ve hak savunuculuğu çalışmalarının yanı sıra, Türk denizcilik eğitiminin ve genç denizcilerin desteklenmesinde öncü bir rol üstlenen Salim Düzgit, Türk denizciliğinin vizyoner liderlerinden biri olarak sektöre yön vermeye devam etmektedir.”

“Denizcilik serüvenim, Kemal Özgen’in yanında çalışmaya başlamamla şekillendi. O zamana kadar yanlarında hiç başka bir adam çalıştırmamışlardı. Ancak ben işe başlar başlamaz motorun yetersizliğinden dem vurdum; çünkü motor dedikleri, içinde 60 senelik felaket bir makineyle çalışan ahşap, küçük bir tekneydi. Çok kısa sürede motora ve işe o kadar hâkim oldum ki, çevredeki eski çalışanlar ‘Eyvah, bu Karadenizli işimizi elimizden alır!’ diye söylenmeye başladı. O sıralar sadece gemilere mektup götürüp getiriyorduk. Sonraları Kemal Özgen’i, armatör Ahmet ve Ferit İnal’ın Paşabahçe’de duran motorunu almaya ikna ettim. O motor sayesinde işlerimizde büyük bir rahatlık sağladık. Ancak zamanla Kemal Özgen ile yaşadığım birtakım mesleki ve özel çatışmalardan dolayı bu işin bu şekilde devam edemeyeceğini fark ettim. Kendi acentemi açmaya karar verdiğimde yıl 1966’ydı ve ben 30 yaşındaydım. Kemal Bey ile birlikteliğimiz yaklaşık iki yıl sürmüştü. O dönem Bumerang şirketinin sahibi olan Arif Erten, Sovyetler Birliği zamanında tüm Rus gemilerinin tek acentesiydi. Arif Bey, Büyükdere’de Kemal Bey’den ayrılarak kendi acentemi kurmamı isteyerek bana destek teklif etti. Böylece bir ortaklık kurduk; fakat bu ortaklığın piyasada haksız rekabet doğurduğunu ileri süren diğer ana acenteler bize iş vermeyi kesti. Ayrıca Arif Erten’in yanıma verdiği personelden de memnun değildim. Sektörden, yalnız başıma bir acente açtığım takdirde çok daha olumlu tepkiler ve destek alacağıma dair sinyaller geliyordu. Bu durum üzerine Arif Erten ile anlaşarak ortaklığımızı feshettik.”

“Nuhrevan” ve Teknolojik Atılım

“Ortaklığın ardından, tamamen kendi başıma ‘İstanbul Boğazı Vapur Hizmetleri’ adı altında Büyükdere’de hizmet vermeye devam ettim. 1967 yılında yeni inşa ettirdiğim ilk motoruma, aile yadigarı olan ‘Nuhrevan’ adını vererek sektöre güçlü bir giriş yaptım. Bu motora o dönem için büyük bir yenilik olan VHF telsiz telefon koydurttum. Bu teknolojik donanım ve kaliteli hizmet sayesinde kısa sürede Miloviç, Ömer Zaimoğlu, Şark Ekspres gibi dönemin en büyük ana acenteleri benimle çalışmaya başladı. 1967’den 1982’ye kadar Büyükdere’de ‘tam yol’ çalışmaya devam ettik. O yıllarda bizim Büyükdere Acentesi, adeta denizcilerin ve armatörlerin ana buluşma noktası, sektörün kalbinin attığı yer gibiydi. Sektörümüzün köklü dostluklarının temellerini ta o zamanlarda attık ve geliştirdik.”

12 Eylül, Sancak Seyri ve Ahırkapı’ya Geçiş

“Büyükdere’deki altın çağımız, İstanbul Boğazı’ndaki seyir düzeninin değişmesiyle farklı bir yöne evrildi. 12 Eylül 1980 ihtilalinin ardından, 1982 yılında İstanbul Boğazı’nda tek yönlü seyir (sancak seyri) devri başladı. Eskiden akıntıya göre gemiler farklı rotalarda seyredebiliyordu. Sancak seyrine geçilince, yeni kararlardan doğabilecek kaza risklerini önlemek amacıyla birtakım sıkı tedbirler alındı. Bu tedbirlerin en radikali, Büyükdere demir bölgesinde çok sayıda geminin yan yana durmasının tehlikeli bulunmasıydı. Büyükdere’de demirlemeyi pilota tabi tuttular. Hiç pilot almayan gemilere dahi dört mecburi pilot hizmeti birden şart koşulunca, gemiler artık Büyükdere’de demirlemez oldu. Dolayısıyla, Büyükdere’deki işlerimizin yüzde 90’ı 1982 yılı itibarıyla mecburi olarak Ahırkapı demir bölgesine kaydı. Bu tarihten sonra Büyükdere’de yine gemilere hizmet verdik ama bunlar demirdeki değil, seyir halindeki gemilerdi. Demirleme istisnai bir hal alınca, ben de zorunlu olarak hizmet merkezimi Karaköy’e taşıdım.”

Düzgit Markasının Doğuşu ve Kurumsallaşma

“Karaköy’de o kadar donanımlı ve entegre bir hizmet yapısı kurdum ki, acenteler tüm ihtiyaçlarına tek bir noktadan cevap bulabiliyordu. Biz Düzgit olarak, kelimenin tam anlamıyla modern bir deniz acenteliği hizmeti tesis etmiştik. Tabii çocukların yeni nesil olması, iyi okullarda okumaları, İngilizce bilmeleri ve en önemlisi çekirdekten, çocukluktan beri işin içinde büyümeleri bizi rakiplerimizin çok önüne geçirdi. Sahip olduğumuz büyük tecrübeyi kısa sürede özümseyerek işi mükemmel şekilde kavradılar ve müşterilerin büyük çoğunluğunu bizim tarafa çekmeyi başardılar. İşlerin tam anlamıyla oturmasının ardından, aynı kurumsal teşkilatı 1984 yılında ‘Denizciler Düzgit Gemi Acenteliği’ adı altında Çanakkale’de de hayata geçirdim. 1982 yılında Karaköy merkezli olarak başlattığımız bu profesyonel hizmetler, 1988 yılında ‘Düzgit Vapur Hizmetleri’ adını aldı. Hatıralarla dolu bu uzun yolculuk, 2005 yılında İstanbul Valiliği’nin aldığı karar doğrultusunda, hizmetlerimizin bugün de devam ettiği Zeytinburnu’ndaki Zeyport Limanı’na taşınmasıyla yeni bir boyut kazandı.”