Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Özkan Poyraz

Dr. Kapt. Özkan Poyraz: Kabotajı yaşatan şey yasak değil, rekabet

Dr. Kapt. Özkan Poyraz: Kabotajı yaşatan şey yasak değil, rekabet edebilme gücüdür

Kabotaj Kanunu’nun kabulünün 100. yılına yaklaşılırken denizcilik politikalarının yalnız tarihsel bir kazanım olarak değil, günümüz rekabet koşulları içinde yeniden değerlendirilmesi gerektiği yönünde görüşler öne çıkıyor. Bu değerlendirmeyi teknik, idari ve akademik birikimi bir arada taşıyan isimlerden biri Dr. Kapt. Özkan Poyraz.

Uzakyol Gemi Kaptanı yeterliğine sahip olan Poyraz, İTÜ Denizcilik Fakültesi mezuniyetinin ardından denizde ve karada edindiği tecrübeyi akademik çalışmalarla derinleştiriyor; Deniz Ulaştırma ve İşletme Mühendisliği alanında yüksek lisans ve doktora yapıyor. Uzun yıllar akademide görev alıyor ve çok sayıda denizci, zabit, mühendis ve denizcilik yöneticisinin yetişmesine katkı sağlıyor.

Kendi ifadesiyle en büyük sermayesi görev yaptığı makamlar değil; bugün sektörde sorumluluk üstlenen öğrencileri.

Ancak Poyraz’ın değerlendirmelerini önemli kılan bir başka yön daha var. Deniz Ticareti Genel Müdürü ve Deniz Ulaştırması Genel Müdürü olarak görev yaptığı dönemde; denizcilik eğitimi ve gemiadamlarının belgelendirilmesinden liman planlamasına, bayrak ve liman devleti denetimlerinden seyir güvenliği ve deniz çevresinin korunmasına kadar geniş bir alanda politika üretmiş ve uygulamayı yönetmiş bir isim. Müsteşar Yardımcılığı ve Müsteşar Vekilliği görevleriyle ulaştırma sisteminin üst düzey idari sorumluluğunu da üstlenmiş bulunuyor.

Bu nedenle kabotajı yalnız teorik bir kavram olarak değil; uygulaması, istisnaları ve karar süreçleriyle birlikte değerlendiren bir perspektif sunuyor.

“SORU ARTIK NE KAZANDIRDI DEĞİL, NEYE DÖNÜŞTÜRMELİ”

Poyraz, Kabotaj Kanunu’nun 1 Temmuz 1926’da yürürlüğe girmesini genç Cumhuriyet’in deniz ticaretinde piyasa düzeni kurma iradesi olarak tanımlıyor. Ancak 100. yılın eşiğinde sorunun farklı şekilde sorulması gerektiğini belirtiyor:

“Artık ‘ne kazandırdı?’ sorusundan çok, ‘şimdi neye dönüştürmeli?’ sorusunu sormalıyız. Kabotaj tarihsel olarak yerli armatörlüğe, liman işletmeciliğine ve denizcilik emeğine alan açtı. Ancak bugün kabotajı ayakta tutan unsur yalnızca koruma değildir. Asıl mesele, kendi bayrağın altında rekabet edebilme kapasitesidir.”

Koruma mekanizmasının tek başına sürdürülebilirlik üretmeyeceğini vurguluyor:

“Eğer ulusal bayrak altında işletmecilik ekonomik olarak taşınabilir değilse, kabotaj bir süre sonra maliyet baskısı üretir. Buna karşılık sicil yapısı, vergisel mimari ve insan kaynağı güçlü ise kabotaj iç pazarı büyüten bir kaldıraç olur.”

“DÜNYA KABOTAJI TERK ETMEDİ, EVRİMLEŞTİRDİ”

Kabotajın dünyada ortadan kalktığı yönündeki kanaatin doğru olmadığını belirten Poyraz, farklı modelleri hatırlatıyor:

“ABD’de Jones Act rejimi hâlen yürürlüktedir ve limanlar arası taşıma belirli ulusal şartlara bağlıdır. Avrupa Birliği ise üye devletler arasında hizmet serbestisini esas alır; ancak özellikle adalar arası hatlarda kamu hizmeti yükümlülüğü mekanizmaları devrededir. Yunanistan örneğinde bu açıkça görülür.”

Bu çerçevede şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Kabotaj bir yasak listesi değil, bir hizmet tasarımıdır. Kimin taşıdığı kadar, hizmetin nasıl sürdürüleceği de önemlidir.”

İSTİSNALAR VE YATIRIM SİNYALİ

Belirli gemi türlerinde ulusal kapasitenin bulunmaması durumunda süreli izin mekanizmalarının işletilebildiğini hatırlatan Poyraz, bunu zayıflık olarak görmüyor:

“Özellikle yüksek uzmanlık gerektiren alanlarda uygun Türk bayraklı gemi bulunmadığında süreli izin mekanizması kamu yararının korunmasıdır. Önemli olan istisnanın kalıcı hale gelmemesi ve şeffaf kriterlere bağlı olmasıdır. Aksi halde piyasa yatırım sinyali alamaz.”

İÇ HAT TAŞIMACILIĞI VE LOJİSTİK ENTEGRASYON

Kabotajın etkin kullanımı için iç hat deniz taşımacılığının lojistik sistem içinde daha güçlü konumlandırılması gerektiğini ifade ediyor:

“Denizyolu–karayolu–demiryolu entegrasyonu güçlendirilmelidir. Deniz yolu taşımacılığının payı arttıkça kabotaj bir koruma alanı olmaktan çıkıp ekonomik verimlilik aracına dönüşür.”

BOŞ KONTEYNER MESELESİ: YORUM BİRLİĞİ İHTİYACI

Kabotaj uygulamasında dar yorum sorununun zaman zaman sistemik sonuçlar doğurduğunu belirten Poyraz, boş konteyner örneğini veriyor:

“Modern deniz ticaretinde konteyner klasik anlamda ‘yük’ değildir; taşıma sisteminin dolaşım birimidir. Bu nedenle birçok hukuk düzeninde boş konteyner hareketleri klasik kabotaj taşımalarıyla birebir aynı kategoride değerlendirilmez.”

Türkiye’de genel yaklaşımın bu yönde olduğunu ancak uygulamada limanlar arasında farklılıklar görülebildiğini belirtiyor:

“Aynı operasyonun bir limanda sorunsuz yürütülürken başka bir limanda gecikmeye uğraması navlun maliyetine ve hat planlamasına doğrudan etki eder. Kabotajın amacı iç pazarı korumaktır; lojistik zinciri belirsizlikle karşı karşıya bırakmak değildir. Kabotajı güçlendirmek kavramı genişletmek değil, yorum birliğini sağlamaktır.”

TUGS, TONAJ VERGİSİ VE REKABET GERÇEĞİ

Türk Uluslararası Gemi Sicili’nin (TUGS) yaklaşık otuz yıldır yürürlükte olduğunu hatırlatan Poyraz, mevcut tabloya dikkat çekiyor:

“Türk sahipli tonajın çok büyük bir kısmı yabancı bayraklar altında işletilmektedir. Bu durum, küresel rekabet koşullarının armatör davranışlarını belirlemede güçlü olduğunu gösterir.”

FOC (serbest bayrak) tercihlerinin yalnız vergiyle açıklanamayacağını belirtiyor:

“Bürokratik hız, hukuki öngörülebilirlik, finansman kolaylığı ve tescil süreçlerinin standardizasyonu da belirleyicidir. Tonaj vergisi yaklaşımı düşük vergi değil; öngörülebilir ve uzun vadeli planlama imkânı demektir.”

Kabotajın bu sistemin tamamlayıcısı olduğunu ifade ediyor:

“Kabotajı yalnız iç pazar koruması olarak değil, Türk bayrağı altında kalmayı ekonomik ve operasyonel olarak anlamlı kılan bir teşvik alanı olarak düşünmek mümkündür. Amaç bayrağı ucuzlatmak değil; bayrağı rekabetçi, öngörülebilir ve sürdürülebilir kılmaktır.”

“KABOTAJI YAŞATAN ŞEY YASAK DEĞİLDİR”

  1. yıl mesajını ise şu sözlerle özetliyor:

“Kabotajın 100. yılı geçmişe dönük büyük cümleler kurma zamanı değil; geleceği teknik, hukuki ve ekonomik gerçeklikle yeniden tasarlama zamanıdır. Kabotajı yaşatan şey yasak değildir. Kabotajı yaşatan şey, kendi bayrağın altında rekabet edebilme kapasitesidir. Eğer bir ülke bayrağı altında işletmeyi öngörülebilir, sürdürülebilir ve verimli kılabiliyorsa; kabotaj bir koruma kalkanı değil, bir büyüme omurgasına dönüşür.”

Engin Koçak’ın gözünden Özkan Poyraz

Denizcilik dünyasında yolların kesişmesi çoğu zaman bir tesadüften öte anlam taşır. Sektörde uzun yıllardır yer alanlar bilir ki bazen bu karşılaşmalar insanın hayatında derin izler bırakır. Denizcilik danışmanı ve broker Engin Koçak da Özkan Poyraz ile tanışmasını tam olarak böyle bir kader anı olarak tanımlıyor.

Koçak, Poyraz ile ilk tanıştığı günü hatırlarken o dönemde henüz yeni mezun bir gemi inşa mühendisi ve heyecanlı bir editör olduğunu söylüyor. Bu karşılaşmanın kendisi için yalnızca bir tanışma değil, aynı zamanda ufuk açıcı bir başlangıç olduğunu şu sözlerle ifade ediyor:

“İyi bir insan olup olmadığım hakkında kendim bir yorum yapamam ama benim için kaderin bir lütfu olarak yolların kesiştiği an, 2004 yılında yeni mezun bir gemi inşa mühendisi ve heyecanlı bir editörken ‘Hocam’ dediğim Özkan Poyraz ile tanışmamdır. Kendisinin derin akademik ve bürokrat kimliğinin aksine ben kendisinden hiç ders almadan öğrencisi olma şerefine nail oldum. O dönemde açtığı ufuk, sadece mesleki bir rehberlik değil, gemi finansı gibi derin sularda uzmanlaşmamı sağlayan bir pusula oldu.”

“NEZAKETİYLE VE DİNGİNLİĞİYLE BÜYÜTEN GERÇEK BİR AĞABEYDİR”

Yıllar sonra kader bu iki ismi yeniden bir araya getiriyor. 2021 yılında Navis Danışmanlık çatısı altında gemi alım satım brokerliği ve piyasa danışmanlığı gibi zorlu alanlarda birlikte çalışma fırsatı bulan Koçak, bu birlikteliğin kendisi için ayrı bir değer taşıdığını vurguluyor.

Koçak, Özkan Poyraz’ı anlatırken onun zekâsı kadar nezaketine de özellikle dikkat çekiyor:

“Özkan hocam adeta ‘bir topluluk içindeki en akıllı birey, aynı zamanda en nazik olanıdır’ sözünün vücut bulmuş halidir. Benim için ve hayatına girdiği her birey için yalnızca bir bürokrat, akademisyen veya profesyonel bir mentor değil; hayatın en fırtınalı anlarında desteğini bir gölge gibi üzerimde hissettiren, nezaketiyle ve dinginliğiyle büyüten gerçek bir ağabeydir.”

Özellikle pandemi dönemi gibi sektörün ve hayatın zorlaştığı zamanlarda Poyraz’ın sergilediği sakin ve yol gösterici tavrın kendisi için çok kıymetli olduğunu söyleyen Koçak, bu dostluğun yıllar boyunca güçlenerek devam etmesini temenni ediyor:

“Pandemi dönemi gibi en çetrefilli dönemlerde bizleri zorlamadan yol gösteren, bilgeliğini tevazuyla harmanlayan bu kıymetli dostluk, kaderden temenni ederim ki ömür boyu sarsılmaz bir kale gibi kalsın. Eminim onu tanıyan herkesin de düşüncesi istisnasız olarak budur.”