Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Ufuk Teker

Ufuk Teker: Denizde rota her zaman özgürlüktür Kariyerine açık denizlerde

Ufuk Teker: Denizde rota her zaman özgürlüktür

Kariyerine açık denizlerde güverte zabiti olarak başlayan Ufuk Teker, bu yolculuğunu Türkiye’nin en büyük deniz sigorta yapılarından birini kurarak taçlandırdı. Bugün hem bir eğitimci hem de sektörün vizyoner isimlerinden biri olarak, denizciliğe dair birikimini gençlerle paylaşmaya devam ediyor. Kabotaj Bayramı’nın 100. yılı vesilesiyle gerçekleştirdiğimiz bu özel röportajda, denizcilik kültüründen teknolojik dönüşüme, eğitimden kamu politikalarına kadar birçok başlığı samimiyetle ele aldık. Ve sonunda ortak bir cümlede buluştuk: Denizde rota her zaman özgürlüktür.

“Suyun üzerindeki yatırım sigortasız olmaz”

1971 yılında İstanbul’da doğan Ufuk Bey, 1992 yılında Yüksek Denizcilik Okulu’nun güverte bölümünden mezun olduktan sonra yaklaşık beş yıl boyunca denizde çalıştı. TDİ Deniz Yolları İşletmesi’nde zabitlikten ikinci kaptanlığa uzanan kariyeri, kimyasal tankerlerde yaptığı iki kontratlık hizmetle pekişti. 1997’de sigortacılığa geçişi ise hayatının dönüm noktası oldu.

“Sigortacılık, denizciliğin çok temel bir branşıdır. Bugün hayat sigortasından kasko sigortasına kadar neredeyse her şey denizcilik sigortacılığından doğmuştur.”

Sigortanın ‘her şeyin teminatı’ olduğunu vurgulayan Ufuk Bey, şu anda kurucu genel müdürü olduğu Türk P&I Sigorta’nın 14 binin üzerinde deniz aracını sigortaladığını belirtiyor. “Suyun üzerindeki bir yatırımın sigortasız olması ancak cehaletle açıklanabilir” diyerek, sektöre sağladıkları trilyonlarca dolarlık teminatın Türk denizciliği için ne denli büyük bir güvence oluşturduğunu ifade ediyor.

“Sigortacılıkta dünyada örneği olmayan bir yapı kurduk”

Ufuk Bey’in kariyerindeki en büyük başarısı, Türk P&I Sigorta’yı kurmak. Kurumsal ve milli bir yapıyı sıfırdan inşa etmiş olmanın haklı gururunu yaşıyor:

“Yunanistan’da bile böyle bir kurum yok. Kurduğumuz yapı, Türkiye’nin dünya sigortacılığındaki konumunu güçlendirdi. Bu benim için gurur kaynağıdır.”

“Denizcilik piramidini inşa ettik ama zirveye çıkamadık”

Ufuk Bey’e göre, Türk denizciliği bugün birçok alanda varlık gösterse de daha ileriye taşınması gerekiyor. Yunanistan örneğini vererek eleştirel bir bakış açısı getiriyor:

“Türk denizcileri, becerileriyle Doğu Akdeniz’i bir ‘Türk gölü’ haline getirmek için yıllarca çalıştı. Ama sormamız gereken şu: Biz neden Yunanistan kadar ilerleyemedik? Neden beş basamak yukarıda değiliz?”

Bu eleştirileri yaparken de çözümler sunuyor: Eğitim kalitesinin artırılması, yerli gemi ekipmanı üretiminin desteklenmesi ve denizcilere finansman sağlayacak güçlü bir kamu yapılanması gerekliliği…

“Denizcilik Bakanlığı kurulmalı”

Röportajda en dikkat çeken başlıklardan biri de denizcilik idaresinin eksikliği oldu. Ufuk Bey’e göre, dağınık yapılarla yönetilen denizcilik sektörünün gelişmesi için bağımsız bir Denizcilik Bakanlığı şart.

“Kamu rolü denizcilikte çok önemli. Uluslararası kuralların yerel mevzuata uyarlanması ve kaptanlarımızın dünya denizlerinde daha özgüvenli hareket edebilmesi için bakanlık düzeyinde bir yapı gerekiyor.”

“Denizcilik piramidinin her basamağı önemli”

Türkiye’nin denizcilik potansiyeline değinirken eğitimin kritik önemine işaret eden Teker, “eğitimcinin eğitimi” vurgusunu yapıyor:

“Bugünün dünyasında artık gemilerde yeni nesil yakıtlar, otonom teknolojiler, mekatronik sistemler konuşuluyor. Ancak biz hâlâ iki zamanlı makinelerle eğitim veriyoruz. Eğitimci eğitimi olmadan, bu dönüşümü sağlamak mümkün değil.”

Ayrıca, insansız deniz araçlarının yakın gelecekte sivil denizciliğe dahil olacağını ancak sigorta, hukuk ve güvenlik alanlarında netlik sağlanması gerektiğini belirtiyor.

“İskandinav ülkeleri kısa mesafelerde bu geçişi başlatmış durumda. Ancak gemide kaptan yoksa, yasal sorumluluk kime ait olacak? Türk Ticaret Kanunu’nda onlarca yerde ‘kaptan’ geçiyor. Bu konular hâlâ gri alanda.”

“Eğitimci eğitimi bu işin temeli”

Geleceğin denizcileri için eğitimin hayati önem taşıdığını vurgulayan Ufuk Bey, bir dönem üniversitelerde ‘Deniz Sigortaları’ dersi de verdi. Eğitim sistemine dair görüşlerini net bir şekilde dile getiriyor:

“Yeni jenerasyon gemiler yazılım, elektronik ve otomasyonla dolu. Ama hâlâ eski eğitim sistemiyle ilerliyoruz. Artık gemicilik eğitimi, mekatronik, yazılım, elektronik gibi disiplinlerle entegre edilmeli.”

“İngilizce bilmek yetmez; İngilizceyle tartışmak gerekir.”

Karada kariyer hedefleyen genç denizcilere özel bir öneri de var: dil hâkimiyeti. Ufuk Bey, yalnızca teknik bilginin değil, etkili iletişimin de kritik olduğuna inanıyor:

“İngilizce konuşmak değil; İngilizce tartışmak, ikna etmek, argüman üretmek gerekiyor. Karadaki işler için bu kritik. Yabancı literatüre hâkim olmayan, güncel mahkeme kararlarını takip edemeyen bir sigortacı eksik kalır.”

Otonom gemiler geliyor mu?

Teknolojinin denizcilikteki etkisi sorulduğumuzda ise oldukça gerçekçi bir yaklaşım sergiliyor. Özellikle insansız gemiler konusunu şöyle değerlendiriyor:

“İskandinav ülkeleri bu alanda öncü. Ancak regülasyon eksikliği çok büyük sorun. Kaza olursa pilot mu sorumlu, tekne sahibi mi? Sigorta rejimi buna hazır değil. On yıl içinde bu konular netleşirse, önce kısa mesafe insansız teknelerle başlarız.”

 “Denizcilikte yazılmayan tecrübe kayıptır”

Teker, deneyim paylaşımının kurumsallaşması gerektiğine inanıyor. Kendi döneminde mezunlar derneğinde bir mentorluk merkezi kurmaya çalıştıklarını anlatırken, denizciliğin “usta-çırak” ilişkisinden beslendiğini söylüyor:

“Abi-kardeşlik ruhu çok önemli. Ahilik geleneği gibi… Bu tecrübeler yazıya dökülmeli, aktarılmalı. Her denizci tecrübelerini kaleme almalı. Yoksa biz hep aynı yerden başlıyoruz yeniden.”

Ufuk Bey, gençlere şu sözlerle sesleniyor:

“Denizci olmak kolay değil. Ama denizle tanışmak, yelkeni hissetmek, meltemi koklamak başka bir şey. Anılarınızı yazın. Fotoğraflar değil; ders veren hikâyeler bırakın. Çünkü deneyim paylaşılmazsa, her kuşak sıfırdan başlar.”

Ve ekliyor:

“Herkes denizcilik idaresine aday olacak diye bir şey yok ama her alanda en iyisi olmak bu ülkenin denizcileşmesine katkı sağlar. Gençlerimizi denizle tanıştırmak, amatör yelkencilikle maviliklere yönlendirmek hepimizin görevi.”

“Kendi alanında en iyisini yapan, denizciliğe katkı sunar”

Denizciliğin yalnızca bir meslek değil, bir milli sorumluluk olduğunun altını çizen Teker, gençlere amatör denizciliği öneriyor:

“Her çocuk yüzmeli. Her genç kürek çekmeli, yelken yapmalı. Ufukları açmak böyle mümkün. Sadece meslek değil, hobi olarak da denize yönelen bir toplum medenileşir.”

“Denizcilik özgürlüktür, sorumluluktur, medeniyettir”

Türk denizciliğinin bugün geldiği noktayı, potansiyelini ve ideal gelecek vizyonunu anlatan Ufuk Teker, denizciliği yalnızca bir sektör değil, bir kültür ve yaşam biçimi olarak tanımlıyor:

“Denizcilik özgürlüktür. Denizcilik sorumluluktur. Çevresel farkındalıktır. Medenileşmektir. Deniz de bir medeniyetin kaynağıdır. Yardımlaşmadır, paylaşmadır. Denizcileşen toplum, medenileşir diyebiliriz.”

100.yıla doğru: Kabotaj mirası ve gelecek vizyonu

1926’dan 2026’ya uzanan yüzyıllık serüveni değerlendiren Teker, Kabotaj Kanunu’nun sadece bir hukuki kazanım değil, aynı zamanda bir bağımsızlık manifestosu olduğunu vurguluyor:

“1 Temmuz 1926’da Büyük Önder Atatürk’ün imzasıyla yürürlüğe giren Kabotaj Kanunu, Türkiye’nin denizlerdeki egemenliğinin ilanıdır. Bugün 100 binin üzerinde denizcisi olan, ilk 15’e giren bir filo sahibi Türkiye’den söz ediyoruz. Tersanecilikten balıkçılığa, deniz sigortacılığından eğitime kadar tüm yapı taşları yerli yerine oturmuş durumda.”

Teker’in en büyük temennilerinden biri, artık Denizcilik Bakanlığı kurulması ve bu stratejik alanın bir çatıdan yönetilmesi:

“Denizcilik, bugün hâlâ 6-7 farklı bakanlık arasında dağılmış durumda. Oysa bu iş bir bakanlık düzeyinde, uzmanlaşmış kadrolarla yönetilmeli. Türk denizciliği bunu fazlasıyla hak ediyor.”

Bir başarı hikâyesi: Türk P&I Sigorta

Röportaj boyunca mütevazı bir duruş sergilese de Teker’in sektöre kazandırdığı en önemli katkılardan biri, Türk P&I Sigorta’nın kurucu genel müdürü olması. Kuruluş aşamasından bugün geldiği noktaya dek bu kurumu şekillendirmiş olmakla gurur duyduğunu dile getiriyor:

“Bugün trilyonlarca dolarlık teminat sağlayarak Türk filosunun güvenliğini teminat altına alıyoruz. Yabancılardan alınan hizmet artık Türkiye’de, Türk mühendislerinin emeğiyle veriliyor. Bu, Türk denizciliğine büyük bir değer katıyor.”

Sözün Sonu: “Rota Maviliklerdir”

Kabotaj Bayramı’nın 100. yılına özel bu söyleşi de hem mesleki derinlik hem de vizyon dolu bir sohbet gerçekleştirdik. Ufuk Bey’in de dediği gibi:

“Denizciliğin rotası özgürlük, ilerleme ve maviliklerdir.”

Ve belki de yeni yüzyılın en anlamlı sözü, bu olur:

“Her şey sigortalanabilir. Ama cesaret, yalnızca deneyimle inşa edilir.”

DUVAR YAZISI:

Anılarınızı yazın. Fotoğraflar değil; ders veren hikâyeler bırakın. Çünkü deneyim paylaşılmazsa, her kuşak sıfırdan başlar. Denizcilikte yazılmayan tecrübe kayıptır.

Kaptan Değer Pamuk’un Bakış Açısıyla Kaptan Ufuk Teker

“Yatılı okullarda genel bir kuraldır. Her zaman alt sınıflar üst sınıfları daha iyi tanır, isimlerini bilir, daha küçük sınıflar özel becerileri olmadığı takdirde dikkat çekmez. Ancak Ufuk, o zamanlar da duruşu ve olgun tavrıyla diğer arkadaşlarından ayrılırdı. Her daim farklı, her daim kendini ve temsil ettiği kurumu daha yukarı taşımak için arayış içindedir. Organizasyon yeteneği ve uzun sure icra ettiği brokerlik mesleğinin de yardımcı olduğu doğal ikna kabiliyetiyle DEFAMED Başkanlığını düşündüğünü söylediğinde, başarılı olacağından hiç şüphe duymamıştım. Nitekim camianın etkin isimlerini kucaklaması ve okul- dernek adına gerçekleştirdiği faaliyetlerdeki başarısı yeteneklerinin doğal sonucuydu. Türk P&I`nin kurulusuyla birlikte yaklaşık 13 yıldır neredeyse ailelerimizden daha çok birbirimizi görüyoruz. Mesleki hafızası inanılmazdır, uzun zaman önceki konuyla ilgili hatırlayabildikleri sizi her daim şaşırtır. Teknolojik gelişmelerden uzak kalmaz ve merakını canlı tutar. Vizyonu geniştir, hep birkaç adım ilerisini görmek ve hesaplamak ister, bu sizi bazen yorabilir ancak uzun vadede işinize yarayacağını her zaman bilirsiniz. İşimiz talepkâr ve bazen fedakârlık yapmak gerektiren bir iştir. O’nun enerjisi her zaman üst seviyededir. Vefa ve merhamet duygusu çok yüksektir ve hepsinden önemlisi özellikle hem kişisel gelişime hem de organizasyon olarak eğitime önem verir. Bugün ulusal ve uluslararası organizasyonlarda sıkça temsil ediliyorsak, sektördeki her türlü araştırma ve bilgi ihtiyacı hissedildiğinde başvurulan önemli bir kaynak olarak görülüyorsak bunda Kaptan Ufuk Teker`in yüksek temsil yeteneğini ve bilgi birikimini yadsımak mümkün değildir. Bizler onun da yaratılmasında büyük payı olduğu bir aile ortamı içinde hem ulusal hem de uluslararası piyasada bir asırdan fazladır bulunan markalara karşı ufak çaplı başarı hikayesi yazmaya çalışıyoruz. Bu çaba, emek ve mücadele içinde, onun bilgi ve tecrübelerinin ciddi anlamda yol gösterici olduğunu ve geldiğimiz noktadaki aslan payının Ufuk Kaptan’ a ait olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.”