Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Hakan Çendik

Kabotajın 100. yılında bir denizci sözü: Denizler namusumuzdur Kabotajın 100.

Kabotajın 100. yılında bir denizci sözü: Denizler namusumuzdur

Kabotajın 100. yılında, bu mirası sahiplenen ve genç kuşaklara aktarmak için yılmadan çalışan bir denizciyle, Koster Armatörleri ve İşletmecileri Derneği Başkanı (KOSDER) Hakan Çendik (Mayıs 2025) ile konuştuk. Onun hikâyesi, sıradan bir meslek yolculuğunun ötesinde; Türkiye’nin denizcilik vizyonunu yeniden şekillendiren bir azmin hikâyesidir. Koster taşımacılığını çok iyi bilen ve uygulayan Hakan Bey ile keyifli ve can alıcı konuları konuşma fırsatı yakaladığımız için kendilerine teşekkür ediyoruz.

Hakan Bey, konuşmasının başlangıcında, “Denizler bizim kaderimiz, kabotaj ise bu kaderin temel taşıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün milletimize armağan ettiği kabotaj hakkı, bugün hâlâ her denizcinin ve denizcilik sektörünün yol göstericisidir. Bu önemli ve stratejik hakkın yaşatılması, geliştirilmesi ve yeni nesillere aktarılması ise ancak sağlam bir eğitim ve bilinçle mümkün olacaktır” sözleri ile Kabotajın önemine değinmiştir.

 “OKUMAK BİZİM TEK ÇIKIŞ YOLUMUZDU”

1972 yılı Anadoluhisarı doğumlu Hakan Çendik, işçi bir ailenin çocuğu olarak Beykoz’un mütevazı bir mahallesi Anadoluhisarında büyüdü. Ortaokuldan itibaren babasıyla birlikte yaz-kış çalıştı. Eğitimi, hayatta kalma meselesi olarak gören Çendik, üniversiteye giremediği yıl, iki valizle gemiye çıktı. O dönemlerini şöyle anlatıyor:

“Biri kişisel eşyalarımdı, diğeri üniversiteye hazırlık kitaplarım. Vardiyalar arasında ders çalıştım.”

Kısa sürede vardiya zabiti ehliyeti aldı. Henüz 18 yaşındayken, 3 bin 500 tonluk bir gemide vardiya tutmaya başladı. Japonya seferi yapacak bir filodan teklif gelmesine rağmen istifa edip eğitime yöneldi. Bu karar, hayatındaki en büyük kırılma noktası oldu.

EĞİTİMLE ÖRÜLEN BİR KARİYER                       

1990’da İstanbul Beykoz Denizcilik Lisesi Güverte Avlama Bölümünden mezun olan Çendik, ticari gemilerde iki yıl çalıştıktan sonra Dokuz Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesinde Deniz İşletmeciliği ve Yönetimi Bölümünden Lisana eğitimine başladı. Akabinde, İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri Enstitüsünde , Deniz Ekonomisi Bölümünde Yüksek lisans eğitimini tamamladı. 1997-2004 arasında özel sektörde yöneticilik yaptı, ardından Angora Denizcilik şirketini kurdu.

Gemi işletmeciliği, brokerlik ve amatör denizcilik faaliyetlerini yürütürken, sivil toplum çalışmalarına da öncülük etti. Gemi Brokerliği Derneği ve Koster Armatörleri ve İşletmecileri Derneklerinin kurucu üyesidir, KOSDER’de Mayıs 2023 – Mayıs 2025 yılları arasında başkanlık yaptı. TÜDEV Yönetim Kurulu Üyeliği ve IMEAK DTO Meclis üyeliği ve Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerinde bulundu.

KABOTAJ: EGEMENLİĞİN VE BAĞIMSIZLIĞIN DENİZDEKİ ADI

Kabotaj Kanunu’nu “Osmanlı’nın kapitülasyonlarla kaybettiği hakların geri alınması” olarak niteleyen Çendik, bu yasanın Atatürk devrimleri içinde ayrıcalıklı bir yere sahip olduğunu belirtiyor:

“Ben Türk Kabotajı’nı, Türkiye’nin kapitülasyonlarla başlayan olumsuz ticari sürecin Türk müteşebbisine ve denizcisine haklarının geri verilmesi olarak görüyorum. Osmanlı’nın son dönemlerinde kaybedilen imtiyazların tekrar kazanılmasıdır. Türkiye’nin denizcilik anlamında mihenk taşıdır Kabotaj Kanunu. Ticaret filosu ve yan sanayinin kalkınması bu süreçte ivme kazanmıştır. Bu yönüyle Kabotaj, Atatürk’ün devrim niteliğindeki en önemli kazanımlarından biridir, Kabotaj bizin özgürlüğümüzdür. Mavi vatan dediğimiz kavramın temelidir ve tescilidir. Denizlerimizdeki dokunulmazlık, ayrıcalığımı aynı zamanda ekonomik bir güçtür; limanlarımızda, kara sularımızda ticari faaliyetlerin yerli teşebbüse verilmesidir.”

“1926’DAN 2026’YA TANIKLIK ETMEK BÜYÜK BİR LÜTUF”

Kabotajın 100. yılı olan 1 Temmuz 2026’ya dair duygularını paylaşan Çendik, “Bizim kuşak bu anlamda çok şanslı. 1926’dan 2026’ya tanıklık etmek büyük bir lütuf” diyor. Cumhuriyet’in 100. Yılınada tanıklık ettik.

Osmanlı dönemindeki yelkenli çektirmelerden günümüzün modern ticaret filosuna uzanan süreci şöyle anlattı: “Mavnalardan çektirmelere, sonrasında filonun hızlı gelişimine tanıklık ettik. Türkiye, bugün dünyanın en büyük ikinci koster ticaret filosuna sahiptir, Resmi verilere göre Türk sahipli filo, 736 gemi ve yaklaşık 6 milyon ton kapasiteye ulaşmıştır, Çin filosundan sonra ikinci büyük koster filosuna sahip ülkeyiz. Bu veriler, Türk denizciliğinin kabotaj sayesinde geldiği noktayı ve uluslararası rekabetteki gücünü ortaya koyuyor.”

 “ÜÇ TARAFIMIZ DENİZLERLE ÇEVRİLİ AMA DÖRT TARAFIMIZ DENİZE SIRTINI DÖNMÜŞ”

Deniz taşımacılığının önemini ve devlet desteğinin gerekliliğini sık sık vurgulayan Çendik, Yunanistan örneği üzerinden Türkiye’deki denizcilik sektörünün eksikliklerine dikkat çekti:
“Yunan adalarında feribot taşımacılığı yaz-kış devam ediyor. Nüfusları bizim beşte birimiz bile değil ama devlet destekliyor. Bizim adalarımızın önemi en az onlarınki kadardır. Marmara ve Ege adalarına eskiden düzenli seferler olurdu. Komşumuz deniz ticaretini artırırken biz ise denizden uzaklaştık.” “KDV, ÖTV, yakıt desteği gibi teşvikler artırılmalı. Üç tarafımız denizlerle çevrili ama dört tarafımız denize sırtını dönmüş durumdayız” diyen Çendik, yenileme ve filonun gençleştirilmesi konusunda yaşanan sıkıntıları ise şöyle özetledi:

“2018’de başbakan ve bakanların katılımıyla önemli bir imza töreni yapıldı ama proje hayata geçmedi. O dönem emtia fiyatları, işçilik maliyetleri daha uygundu, İmza töreninin ardından gemilerin inşaasına başlansaydı pandemi dönemi sonrasındaki dönemde yüksek navlun kazançlarıyla örnek proje olarak tescil edilecekti,  Bugün o fırsat kaçtı.

Devletin uzun vadeli, düşük faizli finansman sağlaması gerekiyor. Hibe istemiyoruz, ama tarım ve turizm sektörlerine verilen destekler denizcilik sektörüne verilmelidir. 1965-1984 arası Denizcilik Bankası bu modeli uyguladı ve 120 gemi inşa edildi. Bu destekler olursa, filoyu gençleştirebiliriz.”

 “DENİZCİLİK ÜÇ AYAKTAN OLUŞUR: GEMİ, GEMİ ADAMI VE ARMATÖR”,

Kabotaj ruhunun özü, bir geminin sadece deniz üzerinde hareket etmesi değil; aynı zamanda o denizle, ülkeyle, insanla, eğitimle ve gelecek vizyonuyla örülmesidir. Çendik de denizciliği “üç temel ayak” olarak tanımlıyor:

Gemi, Gemi Adamı ve Armatör… Bu üçünden biri eksikse, sistem yürümez. Bugün denizcilikte insan kaynağı en kritik mesele. Gemi, liman, sermaye hepsi insanla anlam kazanır.”

“DENİZCİLİK SADECE PARA İÇİN YAPILACAK BİR MESLEK DEĞİLDİR”,

Çendik, Gençlerin ilke odaklı kariyer hedefleri belirlemesi gerektiğini vurgulularken, Rol modellerin yol göstericiliğine dikkat çekerek, kendisine yön veren denizcileri unutmuyor:

“16 yaşında kariyer planı yaptım. Denizcilik Lisesi eğitimiyle yetinmeyip Üniversitede Lisans ve yüksek lisansın gerekliliğini o yaşta anladım. Denizcilik stratejik bir meslektir; eğitim, tecrübe ve vizyonla yapılmalı. Para planlamanın sonucu ve meyvesidir; amaç olamaz.”

Denizde görev alan, karada işveren konumuna yükselen ve aynı zamanda STK’larda aktif rol üstlenen bir kişi olarak, eğitim sisteminin acil olarak yenilenmesi gerektiğine dikkat çekiyor:

“Denizcilik çok dinamik bir sektör. Sürekli yeni teknolojiler, regülasyonlar geliyor. Bu yüzden eğitim kurumları, müfredat ve saatleri çağın gereklerine göre güncellenmeli. Sektörün tüm paydaşları, yani Milli Eğitim Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, Deniz Ticaret Odası, Armatörler Birliği, KOSDER gibi STK’lar birlikte çalışmalı. Devlet idari ve müfredat tarafını, sektör ise ekonomik ve uygulama tarafını üstlenmeli.”

EĞİTİMDE KÖKLÜ REFORM ÇAĞRISI

Çendik’in eğitime dair somut önerileri ise oldukça net ve kapsamlı. Öncelikle meslek liselerinde İngilizce hazırlık sınıfının zorunlu olmasını, devletin buraya öğretmen ve altyapı desteği vermesini istiyor. Anadolu’nun imkânları kısıtlı, ancak zeki gençlerine eğitim fırsatı yaratmak gerektiğinin bu gençlere liseden üniversiteye kadar tüm eğitim kurumlarında yatılı imkanlar sunulmasının altını çiziyor:

“Anadolu’nun köylerinden gelen, imkânsızlık içinde olan ama yetenekli gençleri denizci yapabiliriz. Bunun için büyük şehirlerde yatılı okullar kurulmalı, burslar sağlanmalı. Çünkü genellikle zenginler denizcilik yapmaz, konforlarından vazgeçmezler.”

Denizcilik müfredatının güncellenmesinin şart olduğunu şu örnekle dile getiriyor: “Göksel seyir dersinin haftada dört saat okutuluyor ama bugün kimse artık sekstantla seyir yapılmıyor. Bu ve benzeri derslerin süresi düşürülüp, yerine elektronik, yapay zekâ, dijitalleşme gibi konular eklenmeli.”

Kaptan ve baş mühendis gibi tecrübeli denizcilerin, akademik danışmanlıkla okullarda ders vermesi gerektiğine de vurgu yapıyor. Çünkü öğrenciler kitaptan ziyade mesleği hayattan öğreniyor. Konuyla ilgili yaşadığı bir anısını şöyle anlatıyor:

“Mezun olduğum Lisede yıllar sonra Hocalık imkanı bulduğumda, İlk dersime girdiğimde derse sadece birkaç öğrenci katılmıştı, sonrasında tüm sınıflar doldu, Müdür yardımcısı bana ‘Sen burada onların abisi ve rol modelsin, dedi. Öğrenciler hayattan, gerçek tecrübelerden öğrenmek istiyor. Benim Yurt Dışındaki yaşananlardan örneklediğim bir konuyu anlattığımda, hepsi dikkat kesiliyordu.”

“BİZİM GEMİMİZ ANCAK KALİFİYE İNSANLA YOL ALIR”

Çendik,  Gemilerdeki kazaların azaltılması üzerine, 12 Denizci STK’yı bir araya getirip sektörün tüm paydaşlarının görüşleriyle bir manifesto hazırlanmasında KOSDER Başkanlığı döneminde öncülük etmiştir. Bu çalışma kamu kurumlarına sunulmuş, sektörle paylaşılmış ve referans doküman olarak tutuluyor.

“Bu bir metodoloji örneğidir. Mühendislerden Armatörlere, Psikologlardan kaptanlara kadar Kurtarma hizmeti veren kurum yetkililerinden farklı uzmanlar bir araya geldi, ortak akılla çözüm aradılar. Umarım bu tür birliktelikler ve çalışmalar artar.”

GENÇLERE ÇAĞRI: ROL MODELİNİZ OLSUN, HEDEFİNİZ VİZYONLA ŞEKİLLENSİN

Çendik, kariyerine yön veren kırılma anlarını hatırlatarak gençlere şöyle seslendi:

“Hayatımda ‘keşke şunu yapsaydım’ diye çok büyük pişmanlıklarım olmadı. Kararlarımı bilgi ve tecrübeyle birlikte duygularımla da alırım. Başarı bu harmanda yatar. Denizcilikte sadece akıl değil, kalp de önemli. Hayatta her zaman akıl yetmez, bazen kalbinizle de karar alırsınız. Ben gençlere diyorum ki, bir rol modeliniz olsun. O kişi eğitimiyle, ahlakıyla, duruşuyla örnek olmalı.” Liseden başlayan sonrasında Üniversite eğitiminin önemine dikkat çekiyor.

Hakan Çendik’in anlatımıyla kabotaj; tarihimizdeki özgürlük, ticaret ve egemenlik sembolü, Türkiye’nin denizcilik gücünün temel taşı olarak yükseliyor. Bu büyük kazanımı yaşatmak ve genç kuşaklara aktarmak ise onun dediği gibi, doğru eğitim, güçlü sivil toplum ve devlet desteğiyle mümkün. Denizcilik alanında kabotajın ruhunu, eğitimde yeniliği, gençlere fırsat yaratmayı ve sektörün sürdürülebilirliğini anlatan Hakan Çendik, sözlerini şu çağrıyla tamamlıyor:

“Denizcilik, vizyon ve azim mesleğidir. İstikbal denizdedir. Gençlerin sadece maddi kazanımlar için değil, azim ve disiplinli çalışmalarla denizcilik mesleğine sahip çıkılması gerekiyor. Bizim gemimiz ancak kalifiye azimli ve disiplinli insanla yol alır.”

Cumhuriyetimizin 100. yılında denizlerin özgürlüğü ve denizciliğimizin geleceği için Hakan Çendik’in sesi, gençlere hem tarihsel bir rehber hem de umut dolu bir çağrı olarak yankılanıyor.

DUVAR YAZISI: İstikbal denizdedir. Gençlerin azim ve sevgiyle bu istikbale ve mesleğe sahip çıkması gerekir.

Kaptan Ömer Asmalı’nın gözünden Armatör Kaptan Hakan Çendik

Türk denizcilik camiasında hem armatörlük hem de mesleki temsil alanında öne çıkan isimlerden biri olan Hakan Çendik, yalnızca ticari başarılarıyla değil; öğrencilik yıllarından itibaren sergilediği azim, bağlılık ve karakteriyle de hatırlanan bir isim. Onun lise yıllarındaki öğretmenlerinden Kaptan Ömer Asmalı’ya göre Çendik, “öğrenciyken de farklı olan, denizciliği yalnızca meslek değil hayat biçimi olarak benimseyen” bir denizci.

Ömer Asmalı, meslek hayatında denizcilikten sonra en anlamlı uğraşının eğitmenlik olduğunu özellikle vurguluyor ve o günleri şöyle anlatıyor:

“Bazı meslekler, bazı insanlar, bazı günler ve tarihler vardır unutulmaz. Herkes gibi bende de öyle olmuştur. Denizcilikten sonra en önem verdiğim iyi ki yapmışım dediğim iş eğitmenlik. Beykoz Denizcilik ve Su Ürünleri Meslek Lisesi’ndeki derslere girmem bunlardan biri. İşte o zamanki öğrenci şimdiki başarılı bir denizci, armatör Kaptan Hakan Çendik bunlardan biri. 1990 yılında mezun olan Hakan kaptan sonradan Dokuz Eylül Üniversitesi’ni bitirdi. Ancak okulundan hiç kopmadı.”

Asmalı’nın hafızasında yer eden anılar yalnızca akademik başarılarla sınırlı değil. O yılların gençlik enerjisini ve muzipliğini de gülümseyerek hatırlıyor:

“Kişisel olarak muzipliği ile hatırladığım bu sınıf bir yazılı sınavda nereden buldularsa yarasa getirip sınıfa salmaları neticesinde dersi kaynatmaları ayrı bir ayrıntıydı.”

Ancak iş ciddiyete geldiğinde aynı sınıfın bambaşka bir tablo çizdiğini özellikle vurguluyor. Özellikle Deniz İşletme Bilgisi dersinde verdiği bir ödevi unutamıyor:

“Başka bir unutamadığım Hakan kaptanlara girdiğim derslerden biri de Deniz İşletme Bilgisi olarak hatırladığım bir dersti. 1’inci sınıflar için oldukça ağırdı. Bunlar navlun hesapları, konşimento, manifesto, liner ve tramp işletmeciliği gibi deniz işletmeciliği hakkında derslerdi. Bu konuda bir ödev vermiştim. Konusu sınırsız paranız var, istediğiniz gemiyi satın alıp işletin. Ancak bana nedenini söyleyip kar etmenizi istiyorum. Sene sonunda bütün öğrenciler öyle bir ödev verdiler ki herkes birer armatör olmuş gemi işletiyor.”

Ömer Asmalı, aradan geçen yıllara baktığında o sınıftan çok sayıda armatör ve işletmeci çıkmış olmasını büyük bir gururla anlatıyor:

“Verdiğim dersin etkisi var mı bilmem ancak o sınıftan birçok armatör ve işletmeci çıktı. Çok başarılı oldular. Bu da beni çok mutlu ediyor.”

Hakan Çendik ile yolları mezuniyet sonrasında da kesişmeye devam etmiş. Özellikle Çendik’in KOSDER başkanlığı döneminde sık sık bir araya geldiklerini belirtiyor:

“Hakan kaptan özelinde başta KOSDER Derneği başkanı olduğu dönemlerde olmak üzere birçok defalar görüştük, birlikte olduk, görüş alışverişinde bulunduk. Samimiyeti, çalışkan ve dürüstlüğü, açık sözlülüğü, güven verici tavırları ile herkesin birlikte olmak isteyeceği bir kişilik.”

Bir öğretmenin gözünde öğrencinin yaşı hiç değişmiyor. Ömer Asmalı sözlerini bu duyguyla tamamlıyor:

“Yaşı ne olursa olsun öğretmen için öğrenciler halen çocuktur ve evladı gibidir. Ben böyle düşünüyorum. Ne mutlu bu sınıfa girmişim ne mutlu bu öğrencilere katkı sunmaya çalışmışım.”