Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Cihan Ergenç

“Kabotaj, milli egemenliğin denizdeki simgesidir” Cumhuriyetimizin en kıymetli kazanımlarından biri

“Kabotaj, milli egemenliğin denizdeki simgesidir”

Cumhuriyetimizin en kıymetli kazanımlarından biri olan Kabotaj Hakkı, Türk milleti için yalnızca bir denizcilik düzenlemesi değil; aynı zamanda bağımsızlık ve egemenlik sembolüdür. Kabotaj Hakkı’nın 100. yılında, denizcilik sektörüne yıllarını adamış, Türkiye’nin en tanınan armatörlerinden Cihan Ergenç ile buluştuk. Çocukluk yıllarından maden ocaklarına, Amerika’daki eğitim ve ticaret deneyimlerinden denizciliğe uzanan yolculuğunu, Türk Kabotajı hakkındaki görüşlerini ve gençlere mesajlarını dinledik.

DEDEDEN TORUNA BİR HAYAT ÖĞRETİSİ

1961 yılında Rize’nin Pazar ilçesine bağlı Merdivenli köyünde dünyaya gelen Cihan Ergenç, çocukluk yıllarında dedesinin yanında büyümüş. O yılları şu sözlerle anlatıyor:

“11–13 yaşına kadar Rize’de, rahmetli dedemle yaşadım. Dedem benim için çok kıymetliydi. Etik ve ahlaki değerlerimi ondan öğrendim. Ben, Babalı Şükrü’nün torunuyum. Köydeki hayat, dayanışma, komşuluk ilişkileri bana çok şey kattı. Bugün iş hayatında da en önem verdiğim şey dürüstlüktür. Bunu dedemden öğrendim.”

Ergenç’in hayatındaki ilk dönüm noktası, henüz genç yaşta maden sektörüne girmesi olur. 1970’lerin başında yeraltı madenciliğiyle başlayan bu yolculuk, onun disiplin, çalışkanlık ve mücadele ruhunu pekiştirir.

MADENCİLİKTEN AMERİKA’YA

Dedesinin 60’lı yılların sonunda madencilikle uğraştığını belirten Ergenç, o tarihten bu yana hala madencilik yaptıklarının altını çiziyor ve ekliyor:

“Madencilik, Türkiye ekonomisine katma değeri çok yüksek bir alan. Yüzde yüze yakın katma değer sağlayan bir yapıdan bahsediyoruz; yani yapılan harcamanın ekonomiye geri dönüşü çok anlamlı.”

1972 yılında yeraltı madenciliğiyle iş hayatına adım atan Ergenç, bir süre sonra kömür madenciliğiyle ilgilenir. 1980’lerin başında ise eğitimi için Amerika’ya gider. Orada hem okur hem de ticari girişimlerde bulunur:

“Ben işletme, ekonomi ve siyasal bilgiler eğitimi aldım. Mühendislik okuyacaktım ama son anda vazgeçtim. Diploma için değil, kendime faydalı olacağı için okudum. Amerika’da bir yandan da süpermarket işletmeciliği yaptım. Türkiye’den ürün getirip orada pazarladık. Ciddi potansiyel vardı ama ailem ‘seni burada istiyoruz’ deyince geri döndüm.”

Türkiye’ye döndüğünde, yalnızca madenle değil teknolojiyle de ilgilenir. O yıllarda henüz yaygın olmayan bilgisayar sistemlerine yatırım yapar:

“1988’de iki ana bilgisayar aldım. Biri Çan’daki ofise, biri İstanbul’a. O dönemde büyük bir yatırımdı. Muhasebe yazılımlarıyla çalıştık, BASIC’te programlar yazdım. Bilgi işlem altyapısını o zaman kurmaya başladık.”

DENİZCİLİĞE GEÇİŞ: “TIRNAKLARIMIZLA KAZIYARAK”

Askerlik sonrası denizcilik sektörüne yönelen Ergenç’in ilham kaynağı amcasıdır. Onun tavsiyesiyle denizciliğe bakışını şöyle anlatıyor:

“Amcam kaptandı, Şeref Kaptan. Bana dedi ki: ‘Eğer bu işi yapacaksan uluslararası sularda yapacaksın. Minimum 25 bin DWT’lik gemi alacaksın. Küçük tonajlarla uğraşma.’ Bu vizyonu kafama yazdım. 90’lı yıllarda ilk gemimizi aldık. Ama kolay olmadı. Tırnaklarımızla kazıyarak geldik.”

Denizciliğin her aşamasını bizzat öğrenen Ergenç, kendini sürekli geliştirdiğini vurguluyor:

“Personel müdürlüğü yaptım, teknik işlerle uğraştım. Hatalardan ders çıkara çıkara, başkalarının hatalarını gözlemleyerek kendimi geliştirdim. Benim için en değerli şey bilgi. Çünkü sahip olduğunuz bilgiyi parayla satın alamazsınız. Hep söylüyorum: ‘Ben armatörlükte yüzde 60’la sınıfı geçiyorum, hâlâ öğreneceğim yüzde 40 var.’ Her gün okuyorum, araştırıyorum. Bir kelime duysam, onu alıp saatlerce inceliyorum.”

“O YILLARDAKİ RUHU ZENGİNLEŞTİREREK YAŞATMAMIZ GEREKİYOR”

Söyleşimizin odak noktası olan Kabotaj Kanunu’nu Ergenç büyük bir heyecanla anlatıyor:

“Atatürk’e Allah rahmet eylesin. Dünya tarihinin gördüğü en büyük liderlerinden biridir. Yüz yıl sonrasını dahi öngörerek vizyon, strateji ve hedef çizebilen çok az insan vardır. Kabotaj hakkı, dünyadaki tüm ülkelerde var olan ve kıyıları içinde ticaret, ulaşım, turizm gibi ekonomik faaliyetlerinin kendi vatandaşları tarafından yürütülmesini düzenleyen bir egemenlik meselesidir. Bu konu sadece ticaret değil; maliye, ekonomi, güvenlik, savaş stratejisi gibi birçok boyutu olan çok önemli bir meseledir. Atatürk, o yokluk ve sefalet içinde, teknolojinin kısıtlı olduğu bir dönemde dahi bu hakkı görmüş ve ileriye dönük bir vizyonla bu hakkı milletine kazandırmıştır. Ancak ne yazık ki bu vizyonu bugünlere tam olarak taşıyamadık. O yıllardaki ruhu, bugünün imkanlarıyla zenginleştirerek yaşatmamız gerekiyor.”

“Kabotaj Bayramı bir güne sıkıştırılmamalıdır” diyen Ergenç sözlerine şöyle devam ediyor:

“Türk denizciliği, Armatörler Birliği, Deniz Ticaret Odası için bu hak ulvi bir anlam taşır, adeta bir beka meselesidir. Zaman zaman bu hak deliniyor, özellikle ABD’nin etkisiyle. Bunun önüne geçmek için strateji geliştirmeli, uzun vadeli yatırımlar yapılmalı, gerekirse devlet, gerekirse özel sektör devreye girmelidir.”

Kabotaj hakkının yok sayılması halinde ortaya çıkacak tabloyu da net sözlerle ortaya koyuyor:

“Eğer kabotaj hakkı olmasa, limanlarımızı Fransız bayraklı gemiler işletirdi, yabancı şirketler yolcu ve yük taşımacılığını yapardı. Bu, milli güvenliğin zedelenmesi demektir. Kapıyı bir kez aralarsanız, sonrası çorap söküğü gibi gelir. Kabotaj bir beka meselesidir, tartışılması bile abestir. Eskiden kıyılar arası yük taşımacılığı çok yaygındı ama bugün rakamlar düştü. Şimdi limanlar, yolcu taşımacılığı gibi alanlarda kabotaj uygulanıyor. Ancak bu alanlarda bile delikler açılıyor. Bize de gelmiyor bu işler, dolaylı yollardan etkileniyoruz. İlgili kurumlar iki gün içinde cevap vermiyor, ilgilenilmiyor. Halbuki Atatürk’ün vizyonunu yaşatmamız gerekiyor.”

“DOĞRU ADIMLAR ATILIRSA, TÜRK DENİZCİLİĞİ ÇOK DAHA İLERİ GİDEBİLİR”

Ergenç, denizciliğin bugün geldiği noktayı değerlendirirken, Türk bayrağı ve gemi sahipliği konusuna dikkat çekiyor:

“Son kırk yılda büyük mesafe kaydettik. Eğitim kurumlarımız, altyapımız, kadrolarımız güçlendi. 2000 yılındaki Türk denizciliği ile bugünü karşılaştırdığınızda çok ciddi bir gelişim görürsünüz. 2030 hedeflerine ilerliyoruz. Armatörler Birliği olarak eğitim, AR-GE, strateji ve vizyon projeleriyle sektöre yön vermeye çalışıyoruz.

Türk bayrağı konusuna gelince… Bu konuda en çok savunan birkaç firmadan biri bizdik. 2581 sayılı yasa ile Türk denizciliği bir aşama kaydetti. Uluslararası alanda belli bir yere geldi. Ancak zamanla yapılan değişikliklerle kanun işlevsiz hâle geldi. Gemilerin Türk bayrağında kalmasını sağlayamadık. Bürokrasiden zamana, işlem zorluklarına kadar 5-6 temel engel vardı. Gerçekten çok uğraştık ama başaramadık. Açık söylemek gerekirse, anlatamadık, ikna edemedik. Bunun sorumluluğunu taşıyoruz. Belki de biz beceremedik diyebilirim.

Ancak şimdi yeni bir politika oluşturmak zorundayız. Uzun süredir “Türk sahipliği” kavramı üzerine çalışıyoruz. Önemli olan bir geminin bayrağının nerede olduğu değil; onun katma değerinin, vergisinin, işletmesinin Türkiye’de kalmasıdır. Bu konuda dünyada da örnekler var. Tonaj vergisi sistemini uygulayan birçok ülke var. İngiltere bu konuda en ileri ülkelerden biri. Biz de bu sistemi Türkiye’ye kazandırmak için 7-8 yıldır mücadele ediyoruz.

Milli statüde kayıtlı, kontrol edilebilir, vergisini Türkiye’ye veren bir sistem kurulmalı. Savaşta, pandemide, kriz anlarında bu gemiler Türkiye’ye hizmet edebilecek durumda olmalı. Kütük sistemine mutlaka geçilmesi gerektiğini düşünüyorum. Eğer doğru adımlar atılırsa, Türk denizciliği çok daha ileri gidebilir.”

GENÇLERE MESAJ: “BİR MASA, BİR SANDALYE SİZİ YÖNETİCİ YAPMAZ”

Başarı sırrını sorduğumuzda, Ergenç üç kavramı öne çıkarıyor:

“Birincisi dürüstlük, ikincisi çok çalışmak, üçüncüsü bilgi ve tecrübe. Para asla ilk sırada olmamalı. Maalesef çocuklarımıza kötülük yapıyoruz. Onları fazla lüks, gösteriş ve disiplinsizlik içinde yetiştiriyoruz. Daha sıkı, daha planlı, daha disiplinli bir sisteme dönmemiz gerekiyor. Ülkenin buna ihtiyacı var. Gençlere de söylüyorum: Bir masa, bir sandalye, bir telefon sizi yönetici yapmaz. Bir soru sorulduğunda 45 saniye içinde doğru cevap verebilmelisiniz. Bu düzeye gelmeden başarı olmaz.

Kendimi geliştirerek buralara geldim. Hâlen de geliştirmeye devam ediyorum. Bu işin sırrı bu. Ama hamama girmeden terlenmez. Gençlere söylüyorum: Belli bir yerden sonra aşağı inmek zor olur. Alttan başlayarak merdivenleri adım adım, hak ederek çıkmalarını öneririm. Yoksa çocuklarımıza kötülük yaparız.”

Gençlere daha fazla sorumluluk verilmesi gerektiğini belirtiyor:

“Armatörler Birliği’nde gençler için komite kurduk. Onları yönetim kuruluna dahil ediyoruz. Üniversitelerde akademisyen açığı var, bizde de yönetici açığı var. Stratejik planlama yaparak gençleri yetiştirmek zorundayız.”

“HEP KALİTELİ İNSANLARLA ÇALIŞMAYA GAYRET ETTİM”

Hayatında iz bırakan isimleri sorduğumuzda, Ergenç şöyle yanıtlıyor:

“Çocukluğumda cami hocamız Mehmet Hoca’dan çok şey öğrendim. Denizcilikte rahmetli Polabela (Yunanlı danışman), Levent Karaçelik, Metin Kalkavan, Nejat İncediken gibi duayenlerden çok etkilendim. Yurt dışındaki deneyimlerim de bana çok şey kattı. Yokluk içinde öğrendim, ama hep kaliteli insanlarla çalışmaya gayret ettim.”

AR-GE VE GELECEK VİZYONU

Türk denizciliğinin geleceğinin Ar-Ge ve teknolojiye bağlı olduğunu vurguluyor:

“Amatörler Birliği olarak birçok AR-GE projesi yürütüyoruz. Örneğin Alibeyköy’de iki genç girişimcinin geliştirdiği dijital draft ölçüm cihazına destek veriyoruz. Bu cihaz Türk gemilerinde kullanılmaya başlanacak ve dünyaya da ihraç edilecek potansiyelde. Drone ile kalınlık ölçümü, dış boya kontrolü, ambar yıkama gibi projelerimiz var. Temiz enerji konusunda da alternatif kaynak arayışındayız. Henüz ideal bir çözüm bulunmuş değil ama çalışıyoruz. Bir başka proje, Üsküdar-Beşiktaş hattında elektrikli motor sistemleriyle ilgili. Bu da karbon emisyonunu azaltmak açısından önemli. Devlet destekleriyle bu projelerin yaygınlaşması sağlanmalı. Ayrıca gemilerdeki enerji verimliliğini artıracak yazılımlar üzerinde çalışıyoruz. Şu anda yaklaşık 300 gemide bu sistemler kullanılıyor. Yapay zekâ destekli yazılımlarla daha iyi sonuçlar almayı hedefliyoruz.”

 “GEÇMİŞTEN DERS, GELECEKTEN VİZYON”

Kapanışta Cihan Ergenç’in sözleri, Kabotaj’ın 100. yılına bir mesaj niteliğinde:

“Geçmişte takılı kalmamalıyız. Geçmişten ders alarak, geleceği yönetmeliyiz. Türk denizciliği ancak 10 yıllık vizyonlarla ilerleyebilir. Kabotaj hakkı, milli egemenliğin denizdeki teminatıdır. Gençlerimize bırakacağımız en değerli miras, bilgi, emek ve etik değerlerdir.”

Armatör Murat Er’in gözünden Cihan Ergenç

Türk denizcilik camiasında ilkeli duruşu, mücadeleci karakteri ve mesleğe adanmışlığıyla tanınan isimlerden biri olan Cihan Ergenç, onu yakından tanıyanların gözünde yalnızca bir denizcilik profesyoneli değil; aynı zamanda bir dava insanı olarak görülüyor. Uzun yıllardır kendisini yakından tanıyan Armatör Murat Er, Ergenç’i hem karakteri hem de mesleğe yaklaşımıyla anlatıyor.

Er, Cihan Ergenç’i birkaç kelimeyle anlatmanın aslında pek mümkün olmadığını vurgulayarak onun kişiliğini şu sözlerle ifade ediyor:

“Cihan Başkanı bir cümle ile anlatmak aslında mümkün değil. Doğruluk, dürüstlük, devamlılık, dik duruş, kimseye taviz vermeden haklıyı ve hakkı her yerde herkese karşı savunma, güncellik, uzmanlara kök söktürecek bilimsellik ve teknik bilgi, ömür boyu süren fedakârlık… Irgatlıksa ırgatlık, tembellikten nefret, icabında kendinden taviz bile verdirten adalet…”

Denizcilik gibi zorlu bir sektörde bu özellikleri bir arada taşımanın kolay olmadığını belirten Murat Er, Ergenç’in mesleğe yaklaşımını şu sözlerle anlatıyor:

“Bazen mesleğinin gereğine ters düşse bile ille de milliliği önceleme ve dedesinden miras derin bir kalbin eseri merhamet… Ve tabii tüm bunların doğal yansıması olan muazzam bir mütevazılık ve halk adamlığı. Denizcilikte zordur böyle birisi olmak. Cihan Ergenç bu zorları kolaya çeviren kişidir.”

“DAVA ADAMLIĞI BAZEN KENDİ HAYATINDAN VAZGEÇEBİLMEKTİR”

Murat Er’e göre Ergenç’in en dikkat çekici yönlerinden biri de mesleğine ve inandığı değerlere duyduğu sarsılmaz bağlılık. Bu bağlılık zaman zaman kişisel hayatından fedakârlık etmesine bile yol açsa, Ergenç’in bundan hiçbir zaman geri durmadığını ifade ediyor. Sözlerini samimi bir temenniyle tamamlayan Murat Er, Ergenç’e duyduğu saygıyı şu ifadelerle dile getiriyor:

“Gerçek ağabeye ömür boyu esenlikler ve başarılar diliyorum.”