Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Cem Seven

Cem Seven: “Denizlerde egemenlik, gelecekte güç demektir” Cumhuriyet’in ekonomik bağımsızlık

Cem Seven: “Denizlerde egemenlik, gelecekte güç demektir”

Cumhuriyet’in ekonomik bağımsızlık hamlelerinin en kritik adımlarından biri olan Kabotaj Kanunu, 100. yılında yalnızca bir yasal düzenleme olarak değil, Türkiye’nin denizlerdeki egemenliğini, üretim gücünü ve küresel iddiasını temsil eden stratejik bir eşik olarak yeniden değerlendiriliyor. Bu büyük mirasın izini sürerken, Türk denizciliğini yalnızca sahada değil, sanayi ve ihracat boyutunda da ileriye taşıyan isimlerin görüşleri ayrı bir önem kazanıyor.

İşte bu noktada römorkör üretiminde dünya çapında bir marka yaratan ve uzun yıllar Gemi, Yat ve Hizmetleri İhracatçıları Birliği Başkanlığı görevini üstlenen Cem Seven, hem kendi hikâyesi hem de kabotajın bugünü ve geleceği üzerinden Türkiye’nin denizcilik vizyonuna ışık tutuyor.

Cem Seven, söze doğrudan denizcilik camiasına hitap ederek başlıyor: “Denizcilik camiamızı selamlayarak sözlerime başlamak isterim. 1968 İstanbul doğumluyum. Saint Joseph Fransız Lisesi’ni 1987’de bitirdim. Bilkent Üniversitesi İngilizce İşletme Fakültesinden ise 1992 yılında mezun oldum.”

Eğitim hayatının ardından iş dünyasına geçişini ve kariyer yolculuğunu ise yine kendi ifadeleriyle şöyle sürdürüyor:

“1992 yılında aile şirketimiz olan Sanmar Denizcilik Şirketinde çalışmaya başladım. 2013-2017 yılları arasında IMEAK Deniz Ticaret Odası’nda 47 No’lu Meslek Komitesi Başkanı olarak görev aldım. 2018-2026 yılları arasında İstanbul İhracatçılar Birliği Genel Sekreterliği bünyesinde bulunan Gemi, Yat ve Hizmetleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı görevinde bulundum.”

Kabotaj: “Milli egemenliğin en önemli ayaklarından biri”

Cem Seven’e göre Kabotaj Kanunu, yalnızca bir düzenleme değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin ekonomik bağımsızlığının temel taşlarından biri. Bu noktada değerlendirmesi oldukça net:

“1 Temmuz 1926 tarihinde yürürlüğe giren, Türkiye limanlarında her türlü yük ve yolcu taşıma hakkını Türk bayraklı gemilere ve Türk vatandaşlarına tesis ederek denizlerimizde ticari hâkimiyet kurmamızı sağlayan Kabotaj Yasası, ülkemizin kuruluş ve gelişme sürecindeki önemli bir kilometre taşıdır. Milli egemenliğin en önemli ayaklarından biridir ve kalkınmayı hedefleyen devletler için vazgeçilmezdir. Denizciliği ülke politikası haline getiren ülkelerin bu konuda gösterdiği kararlılık tesadüf değildir.”

Kabotajın yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi bir anlam taşıdığını da özellikle vurgulayan Seven, Atatürk’ün sözleriyle bu çerçeveyi netleştiriyor:

“Her yıl ülkemizde 1 Temmuz’da kutlanan ‘Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’ ülkemizin bağımsızlığının ve egemenliğinin sadece ana karada değil, mavi vatanda da tek söz sahibi olduğunun göstergesidir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1923 yılında gerçekleştirilen İzmir İktisat Kongresi’nin açış konuşmasında belirttiği üzere ‘Siyasi ve askeri muzafferiyetler ne kadar büyük olursa olsun, iktisadi zaferlerle taçlandırılmadıkça payidar olamaz. Bir milletin doğrudan doğruya hayatıyla alakadar olan, o milletin iktisadiyatıdır.’ Bu anlamda toprak ve denizlerimizin tüm ekonomik değerleri üzerinde kendi ülkemizin egemenliğinin bulunuyor olması, siyasi ve askeri zaferleri taçlandıracak olan hamledir. Bu yönüyle Kabotaj birebir olarak ülkemizin bağımsızlığıyla ilgilidir”

“Denizcilik kalkınmanın taşıyıcı kolonlarından biridir”

Türk kabotaj hakkının daha etkin kullanımı ve denizciliğin gelişimi konusunda değerlendirmesi sorulduğunda Cem Seven, Atatürk’ün vizyonunu merkeze koyarak mevcut tabloyu ve yapılması gerekenleri geniş bir çerçevede ele alıyor:

“Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Denizcilik sadece ulaştırma işi değil, iktisadi iş olarak anlaşılacak ve tersaneler, gemiler, limanlar ve iskeleler inşa edilecek, deniz sporları kulüpleri kurulacak ve korunup geliştirilecektir. Çünkü toprakların ucu deniz olan bir ulusun sınırını, halkının kudret ve yeteneğinin hududu çizer.’ sözünden yola çıkarak Türk Denizciliğinin her alanda hedeflerine ulaşması ve de özel maksatlı özel yapım gemi türlerinde devam eden ihracat şampiyonluklarımızı ilelebet payidar kalabilmesi için çalışmalarımıza güçlü adımlarla devam etmemiz gerektiğini ifade etmek isterim. Ülkemizde dış ticaretin yüzde 70’ten fazlası deniz yolu ile yapılmaktadır. Bu bağlamda günden güne gelişen Deniz Ticaret Filomuz, tersanelerimiz, limanlarımız ekonomimizi güçlendirdiği gibi bu doğrultuda ilerlemekte olan Ar-Ge çalışmaları bilim ve teknolojide de gelişmemize katkı sağlamaktadır.”

“Kabotaj Kanununda belirtildiği üzere karasularımızda gerçekleşen limanlar arası seferlerin, çeki ve kılavuzluğun yanı sıra, deniz canlıları avcılığı, gemi kurtarma, enkaz kaldırma, batık çıkarma, dalgıçlık ve gemi adamlığı ile her türlü deniz esnaflığını Türkiye Cumhuriyeti tabiiyetinde bulunan kişi ve şirketlerce gerçekleştirilmesi ekonomik refaha ulaşılmasında ne kadar önem arz ettiği hususu her türlü izahtan varestedir.”

SANMAR: “En iyi bildiğimiz işi yapmaya odaklanırız”

2026 yılı aynı zamanda SANMAR Denizcilik’in 50. yılı. Yarım asırlık bu yolculukta şirket, römorkör üretimi ve hizmetleri alanında dünya çapında bir marka haline gelmiş durumda. Cem Seven, bu başarıyı sade bir cümleyle özetliyor: “Biz sadece en iyi bildiğimiz işi yapmaya odaklanırız.”

Bugün SANMAR, hem Türkiye’de römorkör hizmetleri sunuyor hem de Tuzla ve Yalova’daki tersanelerinde inşa ettiği römorkörleri dünyanın dört bir yanına ihraç ediyor. Seven, “Ülkemizin römorkör ihracatının yarıya yakınını gerçekleştiriyoruz ve bu alanda dünya markası konumundayız” diyerek Türkiye’nin bu alandaki gücüne işaret ediyor. “Filomuzdaki 17 römorkör ile İzmit Körfezi, Aliağa ve Antalya Bölgelerinde Römorkörcülük hizmeti veriyoruz. Tuzla ve Yalova’da mukim iki tersanemizde de römorkör ve iş tekneleri inşası ve ihracatını gerçekleştiriyoruz. Bundan sonraki rotamızda keza yine bu iki iştigal konusunda devam etmek arzusundayız.”

Gelecek hedefleri için ise oldukça net: “Önümüzdeki yıllarda hem biz hem de diğer üreticiler Türkiye’yi dünya römorkör ihracatında şampiyonluğa taşıyacaktır.”

“Gelecek çevreci ve yüksek mühendislik gerektiren gemilerde”

Denizcilikte dönüşümün kaçınılmaz olduğunu belirten Cem Seven, özellikle enerji dönüşümü ve çevreci teknolojiler konusunda Türkiye’nin güçlü bir konumda olduğunu ifade ediyor. “Alternatif yakıtla çalışan, yüksek mühendislik gerektiren gemilerin ihracatı ön plana çıkacaktır” diyen Seven, tersanelerin bu alanda ciddi siparişler aldığını vurguluyor.

Elektrikli römorkörler konusunda ise Türkiye’nin ve özellikle SANMAR öncü rolüne dikkat çekiyor: “SANMAR, dünyanın en önemli elektrikli römorkör üreticilerinden biridir. Elektrikli ve LNG ile çalışan römorkörlerimiz bugün Amerika’dan Avrupa’ya birçok filoda aktif olarak görev yapıyor.”

Her yakıtın her gemiye uygun olmadığını da teknik bir netlikle ifade eden Seven, liman römorkörlerinde en uygun çözümün elektrik olduğunu, metanol ve hidrojenin alternatifler arasında yer aldığını, ancak amonyağın mevcut şartlarda sınırlı kullanım alanı bulduğunu belirtiyor.

“Bu miras, değerlerle kuruldu”

Sanmar’ın bugünlere gelmesinde aile büyüklerinin rolünü özellikle vurgulayan Cem Seven, hem babası Gökçen Seven’i hem de dayısı Orhan Gürün’ü anarken, “Zor şartlarda çalışmayı, azmi, dürüstlüğü ve emeğe saygıyı onlardan öğrendik” diyor. Şirketin büyümesinde önemli katkısı olan Kuzenim ve ortağım Yüksek Mühendis Ali Gürün için ise “çalışkan, vizyoner ve müşteri odaklı yapısıyla Sanmar’ın bugünkü konumuna ulaşmasında büyük emek verdi” ifadelerini kullanıyor.

Yoğun tempo ve ortak akıl

Sektör temsilciliği, ihracat birlikleri ve meslek kuruluşlarındaki görevlerinin ciddi fedakârlık gerektirdiğini saklamayan Seven, bu dengeyi nasıl kurduğunu da açıkça dile getiriyor: “Yarı kamusal ve de sivil toplum örgütlerinde, meslek kuruluşlarında görev almak büyük fedakârlıklar gerektiriyor. Hem şirketinize hem de ailenize vakit ayırmakta müşkülatlar oluyor. Üstelik titiz ve idealist bir yapınız varsa, konunun en ince ayrıntısına kadar inerek detaylara vakıf olmaya çalışmak yıpratıcı olabiliyor. Bütün bu etkileri ise birlik, beraberlik ve paylaşımcı amaca yönelik istemlerim ile hafifletebildim.”

Gençlere mesaj: “Tesadüf, hazırlıklı zihinlere güler”

Gençlere verdiği mesaj ise oldukça net ve güçlü bir düşünceye dayanıyor. Louis Pasteur’den yaptığı alıntıyı özellikle vurguluyor:

‘Tesadüf / denk gelme sadece önden hazırlanmış beyinlere özgüdür.’

Bu sözün altını şu şekilde dolduruyor: “Genç arkadaşlarıma da her fırsatta bu sözün önemini anlatmaya çalışıyorum. Çok çalışınız, çalışmanızın önemli bir bölümünde araştırma yapınız, farklı disiplinlere ait kitapları okuyunuz, konunuz ile ilgili araştırma yaparken hem bilgi dağarcığınız gelişecek hem de Pasteur’ün yaklaşık 150 yıl önce dediği gibi tesadüfler sadece önceden odaklanan, araştıran yılmadan mücadele eden beyinlere gülümseyecek…”

Duvar Yazısı:“Kabotaj, yalnızca denizlerde taşımacılık hakkı değil; bir ülkenin kendi kaynakları üzerindeki hâkimiyetinin ve geleceğe dair iddiasının en güçlü ifadesidir.”

SANMAR Denizcilik Yön. Kurulu Başkan Vekili Ali Gürün’ün Bakış Açısıyla Cem Seven

“Cem Seven, benim için sadece bir akraba değildir. Aynı zamanda omuz omuza yürüdüğüm, kurumumuzun gelişimi için ortak akıl yürüttüğüm, vizyonu ve denizcilik anlayışıyla bir yol arkadaşımdır. SANMAR Deniz cilik’in küresel bir marka olmasını sağlayan adımları birlikte planlarken, O’nun sivil toplum yönünü ihmal etmeden bana verdiği desteği hep hissettim. Denizciliği sonradan öğrenen değil, adeta denizin içine doğan bir ailenin üyeleri olarak, herkesin yetki ve sorumluluğunu koruduğu yönetim anlayışıyla hareket ediyoruz. Gerek kurumumuz bünyesindeki stratejik kararlarımızda gerekse Türk denizciliğini küresel arenada temsil ederken, herkesin kendi uzmanlık alanında özgürce değer üretmesi kurumsal yapımızı her geçen gün daha da tahkim ediyor. Cem ağabeyim ile aramızdaki kuzenlik ilişkisi, SANMAR’ın ve Türk denizciliğinin küresel bir marka haline gelme sürecinde en büyük güven kalelerinden birini oluşturur. Cem Seven; aile mirasını başa rıyla geleceğe taşıyan bir lider, sektörün uluslararası yüzü, güvenilir bir dost ve her şeyden önemlisi, denizcilik rotasını hep başarıya çeviren sarsılmaz bir pusuladır. Gerek İMEAK Deniz Ticaret Odası’nda gerekse Gemi,  Yat ve Hizmetleri İhracatçıları Birliği (GYHİB) gibi denizciliğimizin temel taşı kurumlarda üstlendiği liderlik ve ileri vizyon bizim içinde gurur vesilesidir. Cem Seven’in Türk gemi inşa sanayisi ve denizcilik sektöründeki sergilediği duruşun, herkese örnek olmasını dilerim. Benim için Cem ağabeyim, en fırtınalı günlerde bile arkamı güvenle yaslayabileceğim, dürüstlüğünden ve dostluğundan zerre şüphe etmeyeceğim güvenli bir limandır. Yarım asırlık tarihimizde Cem ağabey, kurumumuzun omurgasını, vizyonumuzu ve geleceğimizi şekillendiren en önemli mimarlardan biri olmuştur. SANMAR’ın yarım asırlık köklü bir çınara dönüşmesinde onun adanmışlığı, sarsılmaz duruşu ve denizcilik aşkı her zaman yolumuzu aydınlattı.”