Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Buğra Perdar

“KABOTAJ TİCARİ EGEMENLİĞİN HUKUKİ TESCİLİDİR” “Uyuşmazlıkların çoğunda olayın olduğu yere

“KABOTAJ TİCARİ EGEMENLİĞİN HUKUKİ TESCİLİDİR”

“Uyuşmazlıkların çoğunda olayın olduğu yere giderek süreci yerinde anlamak gerekir. Lokal hukukçularla birlikte çalışmak, delil toplamak ve durumu müvekkile doğru şekilde aktarmak işimizin temelidir. Deniz hukukunu sadece ticaret hukuku olarak görmek eksik olur. İdare hukuku, borçlar hukuku, ceza hukuku, uluslararası hukuk gibi pek çok alana hâkim olmanız gerekir. Deniz hukukçusu, hukukun neredeyse tüm dallarıyla temas halindedir.”

“Deniz Hukuku Beni İyi Tanımlayan Hukuk Alanı”

Denizlerde egemenlik, yalnızca gemi işletmek ya da limanları yönetmekle kurulmaz; asıl belirleyici olan, o denizlerde hangi hukukun geçerli olduğudur. Bir dönem kendi limanlarında dahi yabancı kuralların hâkim olduğu bir coğrafyadan, bugün kendi hukukuyla deniz ticaretini düzenleyen bir yapıya ulaşmak, Türkiye açısından sadece tarihsel bir dönüşüm değil, aynı zamanda süreklilik gerektiren bir egemenlik meselesidir. İşte bu çerçevede deniz ticareti hukuku alanında uzun yıllardır faaliyet gösteren ve kurucusu olduğu Nereus Hukuk Bürosu ile sektörde önemli bir yer edinen Avukat Buğra Perdar, hem kendi mesleki yolculuğunu hem de kabotajın hukuki ve ekonomik anlamını kapsamlı bir bakış açısıyla anlatıyor. “

1987 İstanbul doğumluyum. Ailemizin tayinleri nedeniyle Lüleburgaz’da büyüdüm ve lise çağıma kadar orada yaşadım. Ardından Kabataş Erkek Lisesi’ne girdim ve hayatımın en güzel dört yılını yatakhanedeki arkadaşlarımla birlikte geçirdim. Türk eğitim sektörünün köklü kurumu Kabataş Erkek Lisesi hayatımın tamamına etki eden değerleri bana sundu. İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden lisans eğitimimi tamamladıktan sonra Birleşik Krallık’ta Deniz Ticareti Hukuku ve Uluslararası Ticaret Hukuku alanında yüksek lisans yaptım. Türkiye’ye döndükten sonra Av. Mehmet Doğu’nun yanında çalışarak mesleğin yazılı olmayan kurallarını öğrenme fırsatı buldum. Yaklaşık 10 yıldır kurucusu olduğum Nereus Hukuk Bürosunda avukat olarak çalışmaktayım.”

Kabotaj: “Bir milletin kendi ticaretini geri alışıdır”

“Kabotaj meselesi, Osmanlı İmparatorluğu döneminde kapitülasyonlar yoluyla kaybedilen ticari egemenliğin geri alınmasıdır. Türk limanlarında Türk milletinin kendi ticaretini bağımsız şekilde yapabilmesinin tescilidir. Türk toplumu bu kanun ile kendi hür ticaretini başka bir topluluğun ya da dayatılan kuralların aksine kendi kendilerine kendi iç hukuki kurallarıyla, kendi toprak ve karasularında istediği şekilde yapabilmesidir.” “Bu kanuna kadar yabancılar kendi kurallarını koyabiliyor, bizim ürünlerimizi bizim limanlarımızdan alıp başka armatörlere taşıtabiliyor, hatta liman işçisini bile kendi milletlerinden getiriyordu. Uyuşmazlık durumunda ise ülkemizde yabancı hâkimli mahkemeler kurulabiliyordu. Bu durum bir ülkenin ticari egemenliğinin sona erdiğinin açık göstergesidir. Bu yönüyle Kabotaj Kanunu, sadece ekonomik değil aynı zamanda hukuki bağımsızlığın da teminatıdır.”

“Deniz ticaretinin gelişimi üretimle doğrudan bağlantılıdır”

“Kabotajın gelişmesi için öncelikle liman ticaretinin artırılması gerekir. Bunun için de üreticiye destek verilmesi ve yerli ticaretin teşvik edilmesi şarttır. Türk armatörü son 100 yılda önemli bir gelişim göstermiştir ancak bu süre köklü bir denizcilik geleneği oluşturmak için yeterli değildir. Ülkemizde kara kalkınmasına verilen önem kadar deniz kalkınmasına önem verilmemiştir. Bu nedenle geleneksel armatör sayımız sınırlıdır. Buna rağmen Türk armatörü önemli başarılar elde etmiş ve hatırı sayılır bir ticaret filosu oluşturmuştur. Bugün limanlarımızda yeterli yük üretimi yok. Tüketim ürünlerinin büyük kısmını ithal ediyoruz. Bu durum iç sulardaki deniz taşımacılığını da sınırlıyor. Eğer kendi limanlarımızda daha fazla üretim ve ticaret olursa, kabotaj hattında çalışan gemi sayısı da artacaktır. Türk bayraklı gemilerin rekabet gücüne değinmeliyiz. Türk bayrağı sicili hâlâ diğer bayraklara göre daha pahalı ve serbest piyasada armatör açısından yeterince cazip değil.”

Deniz hukuku: “Küresel bir ağ ve sürekli temas gerektirir”

“Açıkçası deniz hukukuna yönelmen fakültede derse olan ilgimle başladı. İşin teori kısmı kıymetli hocam Sayın Kerim Atamer ve o dönem asistanı olan, şimdi hoca olan Sayın Cüneyt Süzel sayesinde beni ziyadesiyle cezbetti. Armatör tanıdığım olmadığı için bu kariyerin gerçekçi olmadığını ilk bana merhum Sayın İzzet Hatem öğütlemişti. İnat mı desem, içimdeki merak mı orasını bilemiyorum; sonrasında Birleşik Krallık’ta yüksek lisansımı tamamladım. Ülkeye döner dönmez Sayın Mehmet Doğu’nun yanında mesleğin inceliklerini öğrenmeye gayret ederken, yeni değişen Türk Ticaret Kanunu ve birçok köklü değişikliğin yapıldığı diğer ulusal ve uluslararası hukuk kurallarıyla kendimi geliştirmeye çalıştım. Deniz hukukçuları genellikle yabancı armatörlerin Türkiye’deki, Türk armatörlerinin ise yurt dışındaki hukuki sorunlarıyla ilgilenir. Bu nedenle dünyanın farklı limanlarında güçlü bir hukukçu ağına sahip olmak son derece önemlidir.”

Deniz hukukunda sahadan bir anı: “Su altı hasarının açtığı bambaşka bir yol”

“Ben 16 yıldır bu sektörde çalışmalar yapmaktayım ve takdir edersiniz ki meslek gereği çok fazla ilginç mesele ile iştigal ettik. Ancak ben biraz farklı bir olayı anlatmak isterim. Sektörde tanınan ve kendisini çok çok sevdiğim, saydığım çok kıymetli büyüğüm Sayın Levent Akson’un bir gemisini satmak için Singapur’a gittim. Satış süreci oldukça meşakkatli geçmişti; kulakları çınlasın Ekin dostum da çok emek vermişti. Nihayet teslim gününe geldiği mizde su altı surveyi yapılırken geminin altında kimsenin tahmin etmediği uzun bir çizik olduğu ve bunun kaynak yapılması gerektiği, klas nezdinde bu tamiratın tamamlanması gerektiği ortaya çıktı.” “Planladığımız 3 günlük teslim kapanış toplantısı bambaşka bir sürece dönüştü. Geminin havuza çıkarılması, Singapur’da maliyetlerin çok yüksek olması ve uygun tersanenin o anda bulunmaması gibi birçok sorunla karşı karşıya kaldık. O sırada çarkçımız çok tecrübeli bir mühendisti ve Levent Kaptan’ın teknik bilgisiyle birlikte su altı kaynağıyla havuza çıkmadan bu işin yapılabileceği öngörülerek klas’a bu öneri sunuldu. Biz 3 günü çoktan geçirmiştik ve daha kaç gün kalacağımızı da bilmiyorduk. Nihayet klas onayı geldi, tamiratlar tamamlandı ve gemiyi yaklaşık bir haftalık sürede selametle teslim ettik. Beklediğimizden uzun sürdüğü için bu teslim sürecinde bir hanımefendiyle tanışma şerefine nail oldum; o hanımefendi şu anki eşim ve iki oğlumun annesi. O yüzden su altı hasarlarını ben çok severim; altından muhakkak bir hayır çıkacağına inanırım.”

Gençlerin başarılı olmaları için; yaşadıkları ülkeyi tanımaları, denizi bilmeleri, denizin her türlü bileşeninin gereğini kavrayıp ingilizce diline hakim olmaları gerekir.

“Her uyuşmazlık yerinde çözülmeli” “Özellikle bizim alanımızda uygulamada gemilerin Türk bayrağı çekme hakkıyla Türk bayraklı geminin kabotaj hattında çalışabilmesi iki ayrı hukuki durumdur. Uygulamada Türk Ticaret Kanunu 941’inci maddenin 2’nci fıkrası gereği Türk olmayan bir gemi, çıplak gemi kirası sözleşmesi ile Türk bayrağı çekebiliyor. Kiralayan şirket Türk şirketi olsa dahi 940’ıncı maddenin şartlarını tam karşılayamadan da Türk bayrağı çekme hakkına haiz olabilmekte. Yasal olarak Türk bayrağı istisnai hukuk ile çekse dahi, yine 941’deki mülkiyet temelli ve Türk sermayesi temellerini karşılamadığı için aslında kabotajda çalışmaması gerekmektedir ve bu husus maalesef suistimal edilmektedir. Bu durumun önüne geçilmesi için denetimlerin artırılması ve yaptırımların güçlendirilmesi gerekir.”

Gençlere mesaj: “Önce memleketinizi tanıyın”

“Öncelikle bu ülkeyi tanısınlar. İnsanını, denizini, toprağını bilsinler. İyi derecede İngilizce öğrenmeleri şart. Hukuki metinleri anlayıp yazabilecek seviyeye gelmeliler. Kendilerini ifade etmeyi öğrenmeli ve başarı odaklı olmayı hedeflemeliler.”

Av. Cansu Ogan Yürekli’nin Bakış Açısıyla Av. Buğra Perdar

“Yaşanan bir hadise neticesinde, geminin makine dairesinde, Londra’da bir P&I kulübün toplantı salonunda veya en gösterişli kokteylde durumun getirdiği koşullar ne olursa olsun, değişmeyen bir duruş sergilemek sanırım herkesin başarabileceği bir şey değil. Kendi olarak kalıp, eğilip bükülmeden ve inandığı değerlerden hiç vazgeçmeden 15 senedir mesleği icra eden ortağım Buğra ile yollarımız 2012 yılında kesişti. Hayat yolculuğunda gerçek zorluklarla karşılaşmış insanlar, bu durumun baki olacağına dair bir inanç beslerler. Ben de Buğra ile tanışana kadar böyle düşünüyordum. Bana, mesleki yaşamımda aslında tek başıma olmak zorunda olmadığımı gösteren kişidir. Bu yalnızca bana ait bir durum da değildir; müvekkillerin gözünden bakıldığında onların da binbir zorluk yaşarken tek başlarına hissetmediklerini ve benimle aynı hisleri paylaştıklarını biliyorum. Tüm bu yolculuk süresince, kendini geliştirmekten ve ileri gitmekten hiç vazgeçmemiş, bu yolda hiç tembellik etmemiş, iyi yönde değişmekten ve dönüşmekten hiç çekinmemiştir. Ortasına düştüğümüz içinden çıkılması en zor olaylarda dahi kıvrak bir çözüm bulmak onun için kolay bir meseledir. Şartlar ne olursa olsun hedefe ulaşmaktan bir saniye bile vazgeçmeyen bir gemideki gemi personeli gibi kararlı yürüdüğü bu yolda bir duayen olacağına inancım sonsuzdur.”