“DENİZCİLİK BİR TUTKUDUR, SADAKAT İSTER”
“Son 20 yılda Türk tersaneciliği çok ciddi bir ivme yakaladı. Özellikle ‘terzi usulü’ dediğimiz, ihtiyaca özel gemi üretiminde hem kalite hem de mühendislik kabiliyeti açısından dünya çapında bir marka haline geldik. Üretimimiz sadece iç pazara değil, uluslararası pazarlara da yöneldi. Askeri gemi inşasında hem Türk Deniz Kuvvetleri’ne hem de ihracata yönelik projelerde önemli mesafeler kaydettik. Bu alan, Türkiye’nin mühendislik gücünü ortaya koyduğu en kritik sahalardan biri haline geldi.
“Kabotaj; Küresel Ölçekte Rekabet İçin Gereklidir”
Türk denizciliğinin sevilen ve sözüne itibar edilen isimleri geride bıraktıkları ve elde ettikleri deneyimlerle sektöre ışık olmaya devam ediyor. Bu isimlerden biri olan sektörümüzün kıdemli büyüğü ve İMEAK Deniz Ticaret Odası Meclis Başkanı Başaran Bayrak, kabotaj kazanımının gemi inşa sanayisine verdiği istikamete yönelik şu değerlendirmelerde bulunuyor:
Haliç’ten Tuzla’ya uzanan köklü bir deneyim
“1959 yılında Trabzon’un Of ilçesinde doğdum. Eğitim hayatımı İstanbul’da tamamladım. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olmadan çok önceleri babamın yanında iş hayatına atılmıştım. 1965 yılında Haliç’te babalarımızın başlattığı gemi tamir ve bakım faaliyetlerine öğrencilik yıllarımda dahil oldum. O dönemlerde küçük tonajlı da olsa yeni gemiler inşa etmeye başladık ve işin mutfağında yetiştik. 1978 yılında kardeşlerimle birlikte ÇEKSAN Gemi İnşa’yı kurduk ve bu girişimimiz kısa sürede büyüdü. 1980 yılından itibaren gemi inşa faaliyetlerimizi Tuzla’da sürdürüyoruz. 1985 yılında, bugün faaliyet gösterdiğimiz tersane alanına geçtik ve o günden bu yana aynı yerde üretmeye, geliştirmeye ve büyümeye devam ediyoruz. Bugüne kadar 84 yeni gemi inşa ettik. Bunun yanında yılda 50’ye yakın gemiye havuzlama, tamir ve bakım hizmeti veriyoruz. İnşa ettiğimiz gemilerin birçoğunu yurt dışına ihraç etmenin yanı sıra; TÜBİTAK, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve BOTAŞ A.Ş. gibi kurumlara feribotlar, römorkörler ve araştırma gemileri inşa ederek teslim ettik. Bu süreç, ciddi bir operasyonel kapasite ve tecrübe gerektiriyor.

“Türk tersaneciliği artık bir dünya markası” “Son 20 yılda Türk tersaneciliği çok ciddi bir ivme yakaladı. Özellikle ‘terzi usulü’ dediğimiz, ihtiyaca özel gemi üretiminde hem kalite hem de mühendislik kabiliyeti açısından dünya çapında bir marka haline geldik. Üretimimiz sadece iç pazara değil, uluslararası pazarlara da yöneldi. Askeri gemi inşasında da hem Türk Deniz Kuvvetleri’ne hem de ihracata yönelik projelerde önemli mesafeler kaydettik. Bu alan, Türkiye’nin mühendislik gücünü ortaya koyduğu en kritik sahalardan biri haline geldi.”
“Kabotaj, Türk denizciliğinin kırılma anıdır”
“1 Temmuz 1926, Kabotaj Kanunu’nun kabul edildiği tarihtir. Denizcilikle ilgilenmeyenler için sıradan bir tarih gibi görünebilir ama aslında Türk denizciliği açısından bir devrim niteliğindedir. Bu tarihten önce kapitülasyonlar ve çeşitli imtiyazlar nedeniyle Türk limanlarında ve kıyılarında ticaret yapma hakkı büyük ölçüde yabancıların elindeydi. Atatürk bu hakkı Türk vatandaşlarına ve onların kurduğu işletmelere vererek çok önemli bir dönüşüm başlattı. Yabancılarla rekabet edemeyen Türk girişimcileri, bu düzenleme sayesinde büyüme ve gelişme imkânı buldu. Bugün geldiğimiz noktada bu kararın ne kadar stratejik olduğu çok daha net görülüyor. “Kabotaj Kanunu, Türk denizciliğinin kaderini değiştiren bir kırılma noktası olurken; aradan geçen yüz yılda sektörün büyümesi, çeşitlenmesi ve küresel ölçekte rekabet edebilir hale gelmesinin de önünü açtı.”
Bugünün tablosu ve rekabet gerçeği
“Bugün 55 milyon DWT’ye ulaşan ve dünya deniz taşımacılığında 10. sıraya yükselen bir filoya sahibiz. Bu başarı, doğrudan Kabotaj Kanunu’nun açtığı yolun bir sonucudur. Türkiye; 100’e yakın tersanesi, çok sayıda havuzu ve kızaklama imkânıyla Akdeniz havzasının en önemli gemi inşa ve bakım merkezlerinden biri haline gelmiştir. Ancak son yıllardaki ekonomik gelişmeler ve özellikle kur politikaları, tersaneciliğimizi rekabet açısından zorlayan bir noktaya doğru götürüyor. Bu durumun sürdürülebilir olmadığı açıktır.”
Daha rekabetçi olabilmemiz için mutlaka eğitime çok daha fazla yatırım yapmamız gerekiyor. Teknolojiye ve eğitime mecburuz. Bunun yanında teknoloji yatırımları, robotik sistemler ve yapay zekâ uygulamaları artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldi.
“Teknolojiye ve eğitime mecburuz”
“Daha rekabetçi olabilmemiz için mutlaka eğitime çok daha fazla yatırım yapmamız gerekiyor. Bunun yanında teknoloji yatırımları, robotik sistemler ve yapay zekâ uygulamaları artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldi. Devletin bu sektörü stratejik bir alan olarak görmesi ve rakip ülkelerde olduğu gibi finansal destekler ile teşvikler sağlaması gerekiyor. Aksi halde rekabet gücümüzü korumakta zorlanırız.”
Gençlere net mesaj: Hazırlıklı olun
“Bu sektörde yer almak isteyen gençlerin sabırlı ve sebatkâr olması şart. Aynı zamanda dünyadaki gelişmeleri yakından takip eden, araştıran ve kendini sürekli geliştiren bir yapıda olmaları gerekiyor. Yabancı dil artık olmazsa olmaz. Bunun yanında denizcilik ve mühendislikle ilgili yazılımları kullanabilen, teknik anlamda donanımlı bireyler olmaları gerekiyor.”
“Bu sektör sadece iş değil, bir kültürdür”
“Hayatımda yaşam çizgime iz bırakan pek çok isim oldu. Başta merhum babam, merhum ağabeyim Murat Bayrak ve merhum Prof. Yücel Odabaşı hayatımda çok önemli izler bıraktı. Bunun yanında iş hayatım boyunca birçok insanın desteğini gördüm. Bizim sektörümüz sadece bir iş alanı değil; aynı zamanda bir kültür ve güçlü bir dostluklar bütünüdür. Hayatıma dokunan tüm arkadaşlarıma, dostlarıma ve büyüklerime müteşekkirim. En büyük destekçim olan aileme ve mesai arkadaşlarıma da şükran borçluyum.”
“Denizcilik sadakat ve bağlılık ister”
“Deniz ve denizcilik bir tutkudur. Bu meslek, sadakatle bağlanmayı gerektirir. Denizcilikte başarılı olan ülkeler, dünya ekonomisinde de söz sahibi olmayı başarmışlardır.

Kaptan Adnan Naiboğlu’nun Bakış Açısıyla Başaran Bayrak
“Bazı insanlar vardır ki herhangi bir ortamda adı anıldığında memnuniyet ifadesi uyandırır. İşte Başaran Bayrak pek çok kişi gibi benim içinde bu duyguyu veren saygın bir isimdir. Kendisine söylediğim gibi tanımakta biraz geç kalsam da kurduğumuz ağabey-kardeş ilişkisiyle arayı kapattığımızı düşünüyorum. Mesleği tersanecilik olan bir ailenin temsilcisi olan Başaran Bayrak, Türk modern tersaneciliğinin başlangıç noktalarından birini de temsil eder. Haliç’te imkansızlıkların gölgesinde yetişip imkansızlığı pratik zekası ile aşmayı bilmiş, kelimenin tam anlamıyla işin mutfağında yetişmiş bir denizcidir. Tersanecilik gerçekten zor bir meslektir ve çok çabuk kabuk değiştirebilir. Talepler çok zıt yönde değişebilir, şekillenebilir. Bende 40 yıla yakın deniz hayatımda bunu yaşadım. Piyasaların kötü hatta çok kötü olduğu dönemlerde yeni inşa gemiye başlamak cesaret işidir ve Başaran ağabey bu cesareti gösterebilmiştir. ÇEKSAN’da yapılan gemiler bugün dünyanın farklı denizlerinde güvenle seyreder bu Başaran ağabeyin ileri vizyonunun ürünüdür. Görev aldığı sivil toplum kuruluşlarındaki babacan tavrı, herkesi kucaklayan birleştirici yönü ve Cumhuriyet ilkelerine bağlılığı değerli büyüğümüzü farklı kılar. Deniz Ticaret Odası’nda çalıştığım süre boyunca fikir alışverişi yapma şansı bulduğum Başaran Bayrak’tan çok şey öğrendim. Beyefendi kişiliği onu Deniz Ticaret Odası Meclis Başkanlığı görevine taşırken, hiç aksatmadan başarıyla sürdürmesi saygınlığını taçlandırır. Türk kabotajı gibi büyük bir kazanımın güçlü temsilcisi Başaran Bayrak, denizciliğimizin yol göstericisi olmaya devam edecektir”

