Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Şadan Kaptanoğlu

Şadan Kaptanoğlu: “Kabotaj denizlerdeki bağımsızlığın ve kimliğimizin tapusudur” Türkiye’nin denizcilik

Şadan Kaptanoğlu: “Kabotaj denizlerdeki bağımsızlığın ve kimliğimizin tapusudur”

Türkiye’nin denizcilik tarihindeki en büyük özgürlük hamlesi olan Kabotaj Kanunu, 1 Temmuz 1926’da yürürlüğe girdiğinde bir milletin kaderi belirlenmişti. Cumhuriyet’in ilanından kısa bir süre sonra denizlerdeki özgürlüğümüzün simgesi olan tam bağımsızlık ilkesi, bir asır sonra bugün; küresel sularda devleşen bir Türk denizcilik sektörünün en sağlam temel taşıdır. Kabotajın 100. yılına doğru ilerlerken, bu mirası bir aile geleneğinden dünya liderliğine taşıyan isimlerin sesine kulak vermek, bugün sahip olduğumuz hakların kıymetini anlamak adına hayati bir önem taşıyor.

Bu isimlerin başında, yalnızca soyadıyla değil dünya denizcilik arenasındaki sarsılmaz duruşuyla da bir ekol haline gelen Şadan Kaptanoğlu geliyor. Deniz Ticaret Odası Başkan Yardımcılığı’ndan, dünya denizciliğinin çatı kuruluşu BIMCO’nun (Baltık ve Uluslararası Denizcilik Konseyi) tarihindeki ilk kadın başkanlığına kadar uzanan başarı öyküsüyle Kaptanoğlu, denizciliği bir iş değil, bir kimlik meselesi olarak görüyor.

Kendi hikâyesini köklerine olan derin bağlılığıyla şöyle özetliyor:

“Ben denizci bir ailenin içinde doğdum; denizle ilişkim bir tercih değil, hayatın doğal akışıydı. Evde konuşulan, gündelik hayatın parçası olan bir dünyaydı bu. Çocukluğum ofisler, gemiler ve tersaneler arasında geçti. Bu nedenle denizcilik benim için hiçbir zaman sadece bir meslek olmadı, kimliğimin ayrılmaz bir parçasına dönüştü.”

“Denizle büyüdüm”

Şadan Kaptanoğlu’nun başarılarının arkasındaki temel itici güç, çocukluk yıllarında denizin bizzat kendisinden aldığı hayat dersleridir. Bu tecrübenin bir insanı nasıl dönüştürdüğünü ve profesyonel hayatına nasıl bir derinlik kattığını şu sözlerle ifade ediyor:

“Denizle iç içe büyümek insana erken yaşta sorumluluk duygusu ve geniş bir bakış açısı kazandırıyor. Zamanla şunu fark ettim: Bu alan sadece bireysel başarıyla değil, birlikte gelişmeyle anlam kazanıyor. Bu düşünce hem karakterimi hem de hayata yaklaşımımı şekillendirdi. Bu perspektif sizi ister istemez daha geniş düşünmeye, daha vizyoner hareket etmeye yönlendiriyor. Benim duruşumu ve karakterimi belirleyen ana çizgi de bu oldu. Kendimi geliştirme yolculuğumda eğitim her zaman önemli bir yer tuttu. Farklı alanlarda aldığım eğitimler ve uluslararası deneyimler, dünyaya daha açık bakmamı sağladı.”

Bugün geldiği noktada kendisini tanımlarken kullandığı cümleler, köklerine olan sadakati ile modern dünyanın gerekliliklerini nasıl harmanladığını özetliyor:

“Bugün kendimi; denizle büyümüş, sorumluluk duygusuyla hareket eden, köklerinden aldığı değerleri ve edindiği deneyimleri bir araya getirerek hem kendi yolunu hem de içinde bulunduğu alanı anlamlı kılmaya çalışan bir denizci olarak tanımlıyorum.”

“Ben bir Cumhuriyet kadınıyım”

Kabotajın 100. yılında bu mirası değerlendiren Kaptanoğlu, konuyu sadece yasal bir çerçeveden değil, bir “Cumhuriyet kazanımı” olarak ele alıyor:

“Ben bir Cumhuriyet kadınıyım. Bu nedenle Türk Kabotaj hakkı ve Kabotaj Kanunu benim için yalnızca bir yasal düzenleme değil; ekonomik bağımsızlığın, egemenliğin ve denizlerle kurduğumuz ilişkinin yeniden tanımlanmasının en güçlü simgelerinden biridir. Mustafa Kemal Atatürk’ün ortaya koyduğu bu vizyon sayesinde, kendi karasularımızdaki tüm denizcilik faaliyetlerinin milli unsurlar tarafından yapılması sağlanmış, böylece denizlerimizde söz sahibi olma hakkı milletimize geçmiştir.”

Kaptanoğlu’na göre kabotaj, Türk denizciliğinin gerçek doğum tarihidir:

“Kabotaj öncesinde yabancıların kontrolünde olan kıyı taşımacılığı, bu kanunla birlikte yerli girişimcilerin, armatörlerin ve denizcilerin gelişiminin önünü açmıştır. Bugün büyüyen ticaret filomuz, dünya denizlerinde faaliyet gösteren Türk şirketleri, güçlü tersanelerimiz ve limanlarımız doğrudan bu vizyonun bir sonucudur. Türk Kabotajı vazgeçilmezdir; çünkü denizlerde bağımsız olmayan bir ülkenin ekonomik ve stratejik anlamda güçlü olması mümkün değildir.”

“Kabotajın kazanımları bugün net bir şekilde görülüyor

Atatürk’ün 1 Temmuz 1926’da başlattığı bu sürecin hedeflerini ve olası eksikliğinde yaşanacak senaryoyu ise şu sözlerle açıklıyor:

“Eğer bu hak elde edilmemiş olsaydı, bugün hâlâ kıyı taşımacılığımızın ve deniz ticaretimizin önemli bir bölümü yabancıların kontrolünde olabilir, yerli denizcilik sektörü bu ölçüde gelişemezdi. Tersanelerimiz, armatörlerimiz, denizcilik eğitimi ve insan kaynağımız bugünkü seviyesine ulaşmakta ciddi zorluklar yaşardı.”

Kaptanoğlu, bugün gelinen noktayı bir başarı tablosu olarak nitelendiriyor:

“Kabotajın kazanımları ise bugün çok net şekilde görülüyor. Türk deniz ticaret filosu büyümüş ve çeşitlenmiş, tankerlerden konteyner gemilerine, ro-ro hatlarından uluslararası liman işletmeciliğine kadar geniş bir alanda güçlü bir varlık oluşturulmuş durumda. Tersanelerimiz gemi inşa ve bakım-onarımda bölgesel bir merkez haline geldi, mega yat üretiminde dünyada üst sıralara çıkıldı. Ayrıca denizcilik eğitiminin gelişmesiyle Türkiye, dünya denizlerinde görev yapan önemli bir insan kaynağı yetiştirir hale geldi.”

Ancak bu kazanımların durağan kalmaması gerektiğinin altını çiziyor: “Kabotajın ruhu, o hakkı sürekli geliştirerek daha ileriye taşımayı gerektirir. Çevreci denizcilik, alternatif yakıtlar ve dijitalleşme bugün kabotajın gelecekteki yeni sınırlarıdır.”

Kaptanoğlu Mirası: “Denizin Babası” Cengiz Kaptanoğlu

Kaptanoğlu Ailesi için deniz, kuşaktan kuşağa aktarılan kutsal bir emanet gibi. Şadan Kaptanoğlu, ailesinin ve babasının sektördeki yerini büyük bir vefa ile anlatıyor:

“Kaptanoğlu Ailesi için deniz bir iş alanı olmanın da ötesinde, sürekliliği olan bir üretim ve sorumluluk alanıdır. 100 yılı aşkın süredir bu yolculuğun içindeyiz. Hacı İsmail Kaptanoğlu’nun başlattığı bu yolculuk, Armatörler Kooperatifi’nin kuruluşuyla Türk denizciliğinin kurumsallaşmasına öncülük etti.”

Babası Cengiz Kaptanoğlu için kullandığı ifadeler ise sektördeki yaygın kanaati pekiştiriyor:

“Cengiz Kaptanoğlu sadece benim babam değil, Türk denizciliğinin babasıdır. Deniz Ticaret Odası’nın kuruluşundaki liderliği ve dünya ile entegrasyonumuzdaki rolleriyle sektöre vizyon kazandırmıştır. Benim için bu miras bir ayrıcalıktan ziyade, bu birikimi değişen dünya dinamiklerine uyumlu hale getirme sorumluluğudur. Eğitim hayatımdan itibaren denizcilik ve çevre konularına yönelmem de bu sorumluluğun bir parçası oldu. Denizle kurduğumuz ilişkinin sadece ekonomik değil, aynı zamanda çevresel bir boyutu olduğunu düşünüyorum. Bu doğrultuda, hem sektörün gelişimine katkı sağlayan hem de denizlerin korunmasını önceleyen bir yaklaşımı benimsemek, bugün üstlendiğim sorumlulukların temelini oluşturuyor.”

Dünya denizciliğinin zirvesinde bir Türk kadını: BIMCO

Şadan Kaptanoğlu’nun kariyerindeki en önemli dönüm noktalarından biri, 120 yıllık geçmişe sahip BIMCO’nun başkanlığını yürütmüş olmasıdır. Bu süreci “emek ve güven ilişkisi” olarak tanımlıyor:

“Çok genç yaşta BIMCO ile tanıştım. Eşref Cerrahoğlu’nun desteğiyle dokümantasyon komitesinde başladığım bu yol, yıllar içinde yönetim kurulu üyeliğine ve başkanlığa evrildi. İlk kadın ve ilk Türk başkan olmak elbette anlamlıydı. Bunu kişisel bir başarıdan çok, sektörde kadınların artan temsiliyeti adına önemli bir gelişme olarak görüyorum. BIMCO bana en çok büyük resmi görebilmeyi ve farklı kültürlerle ortak zeminde çalışabilmenin önemini öğretti.”

“Deniz varsa hayat var”

Ekonomik gücün ancak sağlıklı bir ekosistemle korunabileceğine inanan Kaptanoğlu, DenizTemiz Derneği / TURMEPA Başkanlığı ile bu inancını sahaya yansıtıyor. Rahmi M. Koç’un öncülüğünde kurulan bu yapıyı geleceğe taşıma sorumluluğunu şöyle ifade ediyor:

“TURMEPA bugün sadece proje üreten değil, politika geliştiren bir yapı. ‘Sıfır Atık Mavi’ yaklaşımıyla denizlerin korunmasını toplumun ortak gündemi haline getirdik. Ancak sadece iyi niyet yetmez; bilimsel ölçümleme ve sistemli takip gerekiyor. Türkiye’de ilk deniz süpürgelerini hayata geçirmiş bir kurum olarak, bugün deniz çayırlarının yeniden ekilmesi ve mercanların korunması gibi doğrudan ekosistemi güçlendiren projeler yürütüyoruz.”

Kaptanoğlu’nun çevre konusundaki mottosu net: “Deniz varsa hayat var.”

Gençlere mesaj: Öğrenmeye her daim açık olun

Denizciliğin medeniyetle eşdeğer olduğunu savunan Şadan Kaptanoğlu, geleceği inşa edecek olan gençlere ve çocuklara şu mesajı veriyor:

“Denizcilik sadece bir meslek değil, bir yaşam biçimidir. Bu yola ilgi duyuyorsanız kendinizi sadece bir iş sahibi olmakla sınırlamayın, öğrenmeye açık olun, farklı disiplinlerle temas kurun ve teknolojiyi yakından takip edin. Çünkü sektör artık dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve inovasyonla şekilleniyor. Yabancı dil, uluslararası bakış açısı ve farklı kültürlerle iletişim kurabilme yetkinliği bu alanda büyük fark yaratır. Aynı zamanda denizcilik, size yalnızca bir kariyer değil, dünyayı tanıma ve ufkunuzu genişletme imkânı sunar.”

“Mavi Vatan” ülküsüyle hareket eden gençlere ise sorumluluk bilincini hatırlatıyor:

“Denizleri korumak ve çevre bilinciyle hareket etmek bu işin ayrılmaz bir parçasıdır. Güçlü bir denizcilik ancak sağlıklı denizlerle mümkündür. Merak eden, araştıran ve yaptığı işe anlam katan bir nesil, ülkemizin denizcilik vizyonunu bambaşka bir seviyeye taşıyacaktır.”

Eşref Cerrahoğlu’nun Bakış Açısıyla Şadan Kaptanoğlu

“Şadan Kaptanoğlu’nu çocukluğundan beri tanırım. Ailelerimizin dostluğu, aynı deniz havasını solumuş olmamız, onun bu mesleğe nasıl gönül verdiğini yıllar içinde adım adım görmeme vesile oldu. Daha o yaşlarda bile sorumluluk duygusu yüksek, disiplinli ve ne yaptığını bilen bir duruşu vardı. Uluslararası alandaki yolculuğuna baktığımda, hiçbir şeyin tesadüf olmadığını söyleyebilirim. BIMCO’daki ilk adımlarını attığı dönemde, ben de başkan yardımcısıydım. Dokümantasyon komitesine katılması, onun titiz ve öğrenmeye açık yaklaşımını gösteriyordu. Sonrasında gelen görevler, yönetim kurulu üyelikleri… Hepsi sabırla, emekle ve istikrarla örülmüş bir yolun parçalarıydı. BIMCO’nun ilk Türk ve daha da önemlisi ilk kadın başkanı seçilmesi Türkiye için çok önemli bir meseledir. Bu başarı, kendi kişisel kazanımının yanı sıra ülkemizin denizcilik alanındaki birikiminin ve temsil gücünün uluslararası alanda tescillenmesi anlamına geliyor. Şadan Hanım, teknik bilgisini güçlü bir temsil kabiliyetiyle birleştirebilen nadir isimlerden biri. Yalnızca deniz ticareti açısından değil, denizlerin korunması ve kirliliğin önlenmesi konusundaki hassasiyeti; benim de kurucu üyesi ve geçmiş dönem başkanı olduğum DenizTemiz Derneği / TURMEPA’daki liderliğiyle de örnek bir duruş sergiliyor. Denizcilik bizim için sadece bir iş değil, hayatın ta kendisidir. Hem uluslararası denizcilik camiasında hem de TURMEPA’daki çalışmalarıyla ardında sağlam bir iz bırakmaya devam ediyor. Onun bu yolculuğunu izlemek benim için ayrı bir gurur ve memnuniyet.”