Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Serkan Ay

Kabotajın 100. yılında Serkan Ay’ın perspektifi: “Yerli teknoloji olmadan denizlerde

Kabotajın 100. yılında Serkan Ay’ın perspektifi: “Yerli teknoloji olmadan denizlerde tam bağımsızlık olmaz”

Denizcilik, çoğu zaman dalgalar, rotalar ve limanlarla anlatılır; oysa bu hikâyenin görünmeyen yüzünde makineler, mühendislik kararları ve teknik akıl vardır. Bir geminin hareket etmesini sağlayan güç, yalnızca rüzgâr ya da rota bilgisi değil; doğru tasarlanmış bir sistemin, doğru yönetilen bir sürecin ve yıllar içinde birikmiş teknik tecrübenin sonucudur.

Türkiye’nin 1926’da ilan ettiği Kabotaj Kanunu da tam olarak bu bütünlüğü ifade eder: sadece denizlerdeki hâkimiyeti değil, o hâkimiyeti sürdürecek insanı, bilgiyi ve üretim gücünü inşa etme iradesini.

Kabotajın 100. yılı, bu iradenin bugün neye dönüştüğünü sorgulamak açısından önemli bir dönemeçtir. Bu noktada sözü, denizi yalnızca güverteden değil; makine dairesinden, mühendislikten ve sanayiden okuyan bir isme bırakıyoruz. Serkan Ay’ın anlatımı, Türk denizciliğinin teknik derinliğini ve dönüşümünü içeriden bir bakışla ortaya koyuyor.

“TUZLA’NIN SAYILI MÜHENDİSLİK FİRMALARINDAN BİRİYİZ”

Öğretmen bir anne babanın çocuğu olarak yetişen Serkan Ay, Kadıköy Anadolu Lisesi’nin ardından İTÜ Denizcilik Fakültesi’nde yatılı eğitim aldı. Bu süreç, onun yaşamını şekillendiren en belirleyici dönemlerden biri oldu.

“Öğretmen bir anne babanın oğlu olarak önce Kadıköy Anadolu Lisesi, sonrasında da İTÜ Denizcilik Fakültesi’nde yıllarca yatılı okudum ve bu benim hayatımı şekillendiren en önemli etken oldu. YDO’yu bitirdikten sonra 7 yıl denizde gemilerde çalıştım, en son olarak bir kimyasal tankerde baş mühendislik yaptıktan sonra karaya geçtim. 2002 yılından beri, dünyanın en büyük dizel motor üreticilerinden biri olan Yanmar’ın Türkiye distribütörü olarak, Türk tersanelerinde inşa edilen gemilere ana makine ve jeneratör satışı yapıyoruz. Aynı zamanda Türk armatörlerine ait mevcut filodaki gemilerde bulunan YANMAR motorlarına da yedek parça ve servis hizmetleri veriyoruz.”

Bugün geldiği noktayı değerlendirirken, şirketinin mühendislik gücünü şu sözlerle ifade ediyor:

“Yılda yaklaşık 50 tane küçük, orta ve büyük dizel motor bakımı yaptığımızı düşünürsek, geride bıraktığımız 24 yıl içerisinde 1.000’den fazla makine açmış bir firma olarak, bilgi, beceri ve tecrübe olarak Tuzla’nın sayılı mühendislik firmalarından biri olduğumuzu gururla söyleyebilirim.”

“KABOTAJ BENİM İÇİN DENİZLERDE LOZAN’DIR MİLLİ UYANIŞTIR”

Serkan Ay için Kabotaj yalnızca bir yasa değil, doğrudan bir bağımsızlık ifadesi:

“Kabotaj bağımsızlıktır, benim için denizlerde Lozan’dır, milli uyanıştır, Atatürk’ün ve Cumhuriyet’in mirasıdır. 100. yılda gururla söylüyorum: O tohum meyve verdi, ama yol bitmedi. Mavi Vatan’da Türk bayrağını gururla dalgalandırmak, yerli motor ve teknolojilerle tam bağımsızlık kazanmak ve genç nesli gerçek manada denizci yetiştirmek için var gücümüzle çalışmalıyız. Çünkü denizlere hâkim olan, artık cihana değil, geleceğe hâkim olur.”

“TÜRK İNSANINI DENİZCİ MİLLET OLARAK YETİŞTİRME PROJESİ”

Serkan Ay, Türk denizciliğinin gelişimini değerlendirirken meseleyi tarihsel bir perspektifle ele alıyor:

“‘Denizciliği Türk’ün büyük milli ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız.’ Kabotaj Kanunu’nu sadece bir ‘yerli bayrak hakkı’ olarak değil, milli ekonomiyi yabancı tekellerden kurtarma ve Türk insanını denizci millet olarak yetiştirme projesi olarak görmek gerekir.”

1920’lerden bugüne uzanan süreci; tersanelerin kurulması, kamu denizcilik yapılarının büyümesi ve özel sektörün devreye girmesi gibi başlıklarla özetleyen Ay, özellikle son 20 yılda gemi inşa ve savunma sanayindeki ilerlemelere dikkat çekiyor. Bugün gelinen noktada ise bu vizyonun “Mavi Vatan” anlayışıyla devam ettiğini belirtiyor:

“Atatürk’ün 1926’da Kabotaj’la attığı tohum, bugün Mavi Vatan’da dalgalanan Türk bayrağı, yerli sondaj gemileri, Türk mühendisinin bilgisi ve Türk işçisinin alın teriyle inşa edilmiş milli savaş gemileri ve dünya denizlerinde boy gösteren Türk armatörleriyle meyve vermeye devam ediyor. Eksik olan tek şey, o vizyonu tamamlayacak olan yeni denizci nesil. Geçmişten bugüne ne şartlarda geldiğimizi düşünürsek, onun da yetişeceğinden şüphem yoktur.”

ULUSLARARASI BİR İŞ BİRLİĞİ: YANMAR VE SAKURA MARINE

Uluslararası bir markanın Türkiye temsilciliğini üstlenen Ay, Yanmar ile başlayan iş birliği hikâyesini ve şirketinin bugün geldiği noktayı şu sözlerle anlatıyor:

“Denizde çalıştığım yıllarda çok beğendiğim ve çalışmaktan zevk aldığım bir makinaydı YANMAR. Gemiden ayrılıp İngiltere’ye gittiğim bir zamanda, YANMAR’ın İngiltere temsilcisinin benim bulunduğum yere çok yakın olmasını fırsat bilerek ziyaretlerine gittim ve nasıl olduysa beni işe aldılar. Tamir ekibinde mühendis olarak işe başladım. Yaklaşık bir sene çalıştım ve denizdeki kariyerimi tamamlamak için ayrıldım. Önce 2. Mühendis sonra da Baş Mühendis oldum, son olarak da iki gemide başmühendislik yaptıktan sonra bıraktım ve YDO’dan bir sınıf arkadaşım ile birlikte YANMAR’ın Türkiye mümessilliğini almak için girişimlerde bulunduk ve 2002 yılında bunu başardık.

Ve gururla söyleyebilirim ki, bugün Sakura Marine satış rakamları ve kalifiye personel açısından YANMAR’ın dünyadaki en büyük distribütörü konumundadır.

Tarihin en büyük imparatorluklarından birini kurmuş bir millet olmamıza rağmen, sanayi devrimini ıskaladığımız için koca imparatorluğu kaybettik. Bugün, bunu çok iyi anlamış ve Batı ile uzun yıllar içerisinde açılmış bu farkı kapatmak için çalışan ve bunu da nispeten başarmış bir Türkiye var. Ve biz de Sakura Marine olarak küçük de olsa, başarıya ve kalkınmaya giden yola taş döşeyenlerden biri olmak istiyoruz.”

KÜRESEL DÖNÜŞÜM VE GEMİ MAKİNELERİ SEKTÖRÜ

2026 itibarıyla ticari gemi makineleri sektörünün ciddi bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirten Serkan Ay, bu değişimin merkezinde çevre regülasyonlarının olduğunu ifade ediyor:

“2026 yılı itibarıyla ticari gemi makineleri sektörü, küresel ölçekte yaklaşık 24 milyar USD civarında bir pazar büyüklüğüne ulaşmış durumda. En büyük itici güç, IMO’nun karbon yoğunluğu azaltma hedefleri ve net sıfır emisyon yol haritasıdır. Bu yüzden sektör, geleneksel dizel motorlardan hızla dual-fuel ve alternatif yakıtlı sistemlere kayıyor. Methanol şu anda en olgun seçenek. LNG geçiş yakıtı olarak güçlü ama uzun vadede yerini yeşil alternatiflere bırakıyor. Türk tersaneleri yüksek katma değerli gemilerde rekabetçi, ancak artan maliyetler nedeniyle yeni inşa ve tamir faaliyetlerinde düşüş var. Bu sürdürülebilir değil; acil önlem alınmalı.”

TÜRK DENİZCİLİĞİ İÇİN YOL HARİTASI

Serkan Ay’a göre Türkiye’nin denizcilikte bir üst lige çıkabilmesi için en kritik başlık insan kaynağı:

“Türk denizciliği, son yıllarda inanılmaz bir ivme yakaladı; 2025 itibarıyla Türk sahipli ticaret filosu 53 milyon DWT’ye ulaşarak dünya sıralamasında 10. sıraya yükseldi (2002’de 8,9 milyon DWT ile 17. sıradaydık). 85 faal tersane, 217 liman tesisi, 65 yat limanı, 23 gemi geri dönüşüm tesisi ve 1 milyondan fazla amatör denizciyle dünyanın önde gelen denizci ülkeleri arasındayız. Yat ve tekne ihracatı 2 milyar USD’yi aşmış, yan sanayiyle birlikte sektörün ekonomik büyüklüğü 5,5 milyar USD’ye ulaştı. Bu, Atatürk’ün ‘Denizciliği Türk’ün büyük milli ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız’ emrinin meyveleri – Kabotaj’dan Mavi Vatan’a uzanan milli uyanışın somut hali.”

“Ama hak ettiği seviyeye ulaşmak için hâlâ yapmamız gereken çok şey var.” diyerek sözlerine şöyle devam ediyor:

“Denizci nesil yetiştirme en kritik nokta. Nitelikli zabitan ve tayfa açığı küresel bir sorun. Eğitim kalitesini yükseltmek, staj imkanlarını artırmak ve dijital/yeşil dönüşüme uygun müfredatlar oluşturmak zorundayız. Yerli üretim, teşvik politikaları ve altyapı yatırımlarının da güçlendirilmesi gerekiyor. Yerli ana makine üretimi artık bir tercih değil zorunluluk. Alternatif yakıtlı gemilere geçişte yerli katkı oranını artırmalıyız. Liman-hinterland bağlantıları güçlendirilmeli, bürokrasi azaltılmalı.”

GENÇLERE MESAJ: “SEVEREK YAPIN, EN İYİSİNİ YAPIN”

Serkan Ay, gençlere verdiği mesajı oldukça net ve yalın bir şekilde ifade ediyor:

“Yaptıkları işi severek yapsınlar ve mesleklerinin tüm inceliklerini öğrenerek, mümkün olan en iyi şekilde yapsınlar. Ancak böyle başarılı olabilirler.”

DENİZDEN BİR ANI, MESLEKTEN BİR DERS

Denizcilik hayatından paylaştığı bir anı ise mesleğin özünü ortaya koyuyor. Tuzla’da bir gemide yaşanan teknik bir arıza sürecinde, aslında sorun olmayan bir problemi günlerce arayan bir ekiple karşılaştıklarını anlatıyor:

“Elbette unutamadığım ve bugün hâlâ gülerek hatırladığım bir anı var. Tuzla’da tamirden çıkan bir gemi, demirdeyken ana makine arızası nedeniyle kalkamıyordu. Günlerdir uğraşmalarına rağmen sorunu çözememişlerdi ve ekip artık yorgunluktan bitap düşmüştü. Gemiye çıktığımızda herkes makinenin çalışmadığını düşünüyordu. Oysa sorun teknik bir arızadan çok, yanlış yorumlanan bir göstergeden kaynaklanıyordu. Küçük bir müdahale ile makineyi çalıştırdık ama kimse buna inanmak istemedi. Çünkü rpm göstergesi çalışmıyordu ve makine dönse bile durmuş gibi görünüyordu. Günlerce olmayan bir arızayı aramışlar. İşte genç kardeşlerime tavsiyeler kısmındaki ana tema bu. Mesleklerini en iyi şekilde öğrenmeleri lazım yoksa hem kendileri hem de çalıştıkları şirket zarar görür. Tüm bu tartışmalar olurken bizim ekipten bir arkadaşın, ikinci mühendise, ağzıyla zrrrrn, çsssssss, güüüm, pata da küte de, çıkıdı çıkıdı, çıs çıs diye ritmik bir şekilde, sesler çıkararak makinanın nasıl çalıştığını anlatmaya çalışırken girdiği o halleri görünce kahkahalara boğulmuştuk! Hala hatırladıkça güleriz!”

DENİZCİLİKTE AKIL, TEKNOLOJİ VE NESİL MESELESİ

Kabotajın 100. yılında Serkan Ay’ın perspektifi, denizciliğin yalnızca geçmişin bir kazanımı olmadığını; mühendislik, teknoloji ve insan kaynağıyla geleceğe taşınması gereken stratejik bir alan olduğunu ortaya koyuyor.

Onun anlatımı, denizciliğin artık yalnızca denizde değil; tersanede, makine dairesinde, laboratuvarda ve eğitim kurumlarında şekillendiğini açıkça gösteriyor.

Kaptan Hüseyin Kocabaş’ın Bakış Açısıyla Serkan Ay

“Bazı insanların isimleri bir kartvizite sığar ama karakterleri bir ömre yayılır. Serkan Ay işte o nadir insanlardandır. Çünkü o yalnızca bir denizci, bir mühendis ya da bir iş insanı değil; aynı zamanda sağlam bir duruşun temsilcisidir. Denizin disiplinini, makinenin ciddiyetini ve hayatın gerçekliğini aynı potada eritmiş bir karakterdir. Mütevazılığı, sahip olduğu gücün zarif yansımasıdır. İnsan ilişkilerinde gösterdiği samimiyet ise tanıyan herkesin hafızasında izler bırakır. Vatanına bağlılığı sözde değil, özdedir; bazen sesli, bazen sessiz ama sarsılmaz bir inanç gibi içinde taşır. Atatürk’ün izinden yürümeyi bir söylem değil, bir yaşam biçimi olarak benimsemiş olması en sevdiğim yönüdür. Sakura Marine’i bugün bu noktaya taşıması ve Yanmar gibi dünya çapında bir markayla kurduğu sağlam iş birliği, onun güvenilirliğinin en net kanıtlarından biridir. Kabotaj ve Türk denizciliği ilişkisini de en iyi gözlemleyenlerden biridir. Kapitülasyonlarla birlikte egemenliği ciddi şekilde zedelenmiş Osmanlı Devleti’nin ardından, Cumhuriyet ile denizlerimizde yeniden bağımsızlığımızı ve egemenliğimizi ilan etmiştik. Bence de kabotaj, Atatürk’ün bu ülkeye bıraktığı en kıymetli kazanımlardan biridir. Bugün ülkemizin limanları arasında taşınan kuru yük, petrol ürünleri ve yolcu taşımacılığının ulaştığı hacim; deniz taşımacılığının ülke ekonomisi açısından ne kadar hayati bir rol oynadığını açıkça gösterir.