Cumhuriyet’in o aydınlık şafak vaktinde, eğitimden hukuka kadar her alanda muazzam devrimler yapan o eşsiz kadronun en parlak, en kararlı ve en vizyoner devlet adamlarından biriydi Mustafa Necati. Ancak onun sivil denizcilik tarihimizdeki yeri bambaşka, çok daha stratejik bir noktada, bir “deniz bağımsızlığı mimarı” olarak eşsiz bir ışıkla parlar.
Genç Türkiye Cumhuriyeti henüz kendi ayakları üzerinde durmaya çalışırken, denizlerimizin ve limanlarımızın yabancı kumpanyaların boyunduruğu altında inlediği o sancılı yıllarda, “Denizcilik bir ülkenin sadece ticari ulaşım yolu değil, ekonomik bağımsızlığının en stratejik kalesidir” diyerek yola çıkan ilk kudretli devlet adamlarımızdandı.
O, Lozan Antlaşması sonrasında yaşanan o devasa, acılı ve karmaşık nüfus mübadelesi döneminde, yüz binlerce insanın deniz yoluyla taşınması gibi devasa bir lojistik operasyonu yabancı tekellerine bırakmayı şiddetle reddetmiştir. Tüm zorluklara rağmen bu hayati görevi, kısıtlı imkânlarıyla ayakta durmaya çalışan yerli armatörlerimize ve Türk vapurcularına emanet etme kararlılığını gösteren çelik iradenin ta kendisidir.
Onun bu muazzam siyasi inisiyatifi, sadece basit bir insan nakliyesi veya bir taşımacılık operasyonunu yönetmek değildi; aynı zamanda Türk armatörüne, fedakâr Türk kaptanına ve isimsiz gemi adamına “Sen kendi sularında hürsün, bu denizlerin mutlak egemenisin” mesajını devletin en üst perdesinden vermekti. İtalyan kumpanyalarının o yüksek meblağlı tekliflerini elinin tersiyle iterek milli denizciliğimizin o şanlı “Kabotaj Bayramı”na giden hukuki yolunu ilk o döşemiştir.
Mustafa Necati, denizi hiçbir zaman kuru birer rakam veya bürokratik bir detay olarak görmemiştir. O, bir liman ihalesinin iptal edilmesinin, o limana giren her yerli geminin mutlak özgürlüğü olduğunu, o geminin bacasından tüten her siyah dumanın bir milletin ekonomik egemenliği anlamına geldiğini iliklerine kadar hisseden efsanevi bir siyasetçidir. Yabancı şirketlerin hegemonyasına karşı açtığı bu savaş, deniz sularımızda bağımsız bir Cumhuriyet kurma iradesinin en net göstergesidir.
Bugün denizcilik tarihimizden bahsederken, okyanusları aşan usta kaptanları anarız; ancak o gemilerin denizlerimizde hür ve tam bağımsız yüzmesini sağlayan yasal zemini inşa eden Mustafa Necati gibi isimler, sivil bahriyemizin görünmez direkleridir.
Eğitim sahasında başlattığı aydınlanma seferberliğini denizcilik vizyonuyla birleştirmiş, bu sektörün sadece bir taşımacılık değil, topyekûn bir medeniyet meselesi olduğunu kanıtlamıştır. Yüzüncü yılını idrak ettiğimiz Kabotaj ruhunun temel harcında; rüzgârla dalgalanan her sancağımızda onun emeği, onun bağımsızlık iradesi ve denize duyduğu derin sevda vardır.
Mustafa Necati, Türk denizcilik tarihinin ufuklarını aydınlatan ve hiçbir fırtınanın söndüremeyeceği o sarsılmaz, o en büyük bağımsızlık feneridir
