Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Haslet Soyöz

Denizin o hırçın dalgalarını, paslı gemi saclarını ve bacalardan tüten

Denizin o hırçın dalgalarını, paslı gemi saclarını ve bacalardan tüten kömür dumanını sadece kelimelerle değil; fırçasının o eşsiz, sihirli ve renkli darbeleriyle denizcilik hafızamıza kazıyan, görsel bahriyemizin en büyük amiralidir Haslet Soyöz. 1955 yılında Burdur’da doğup çocukluğu Trabzon’un dalgalı kıyıları ile Malatya’nın sarp doğasında geçen bu eşsiz sanat insanı, karikatürün o zeki ve eleştirel diliyle başladığı muazzam sanat yolculuğunu, yağlı boya tuvallerin o dingin ama bir o kadar da derin maviliğine taşıyarak sivil denizcilik tarihimize benzersiz bir görsel ihtişam kazandırmıştır.

O, gemileri sadece çelikten ve ahşaptan ibaret ruhsuz ulaşım araçları olarak gören o dar kalıbı reddetmiş; fırçasını adeta bir gemi omurgası gibi kullanarak sularımızda iz bırakan her teknenin, fırtınalara direnen her şilebin ve Boğaziçi’nin sularında süzülen her narin vapurun ruhunu, karakterini ve hüznünü tuvallerinde ölümsüzleştirmiştir. Kabotaj Kanunu’nun denizlerimize getirdiği o milli şuur, onun tablolarında ete kemiğe, renge ve sönmez bir ışığa bürünmüştür.

Haslet Soyöz’ün sanatı, sadece estetik bir kaygıdan ibaret değildi; o, kaybolmaya yüz tutan, jilet olmak üzere sökümhanelere gönderilen tarihi gemilerimizin feryadını fırçasıyla duyuran eşsiz bir hafıza muhafızıydı. Gazi Eğitim Enstitüsü ve Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nda yoğrulan akademik disiplinini, Milliyet gazetesinde geçen 43 yıllık o efsanevi çizerlik kariyeriyle perçinledikten sonra, 2000’li yıllarla birlikte yüzünü tamamen o çok sevdiği denizlere döndü.

Rahmi M. Koç Müzesi’nde açtığı o efsanevi “Cennetin Gemileri” sergisi, denizcilik tarihimize damga vurmuş otuz kahraman gemiyi adeta yeniden dirilterek Türk halkının huzuruna çıkardı. O sergiyle başlayan muazzam üretim süreci; “Delkos’tan Karaburun’a”, “Deniz Fenerleri”, “Türk Armatörlerinin Buharlı Gemileri” ve “Karanın Bittiği Mavi” gibi şaheser niteliğindeki sergilerle devam etti. Onun resmettiği bir vapurun sadece direğini veya bacasını değil; o vapurun güvertesindeki rüzgârı, denizin o anki tuzlu kokusunu ve İstanbul’un bitmeyen nostaljisini iliklerinize kadar hissederdiniz. Haslet Soyöz, gemilerin sadece suda değil, sanatın o ölümsüz limanında da yüzmesini sağlayan; “Denizi sevmeyen, ülkesini sevemez” şiarını çizgileriyle bayraklaştıran ulu bir çınardı. Onun fırça darbelerinde eski buharlıların o isli, mağrur duruşunu, limanların o telaşlı gri sabahlarını ve sivil armatörlerimizin o zorlu kuruluş yıllarına ait paslı ama onurlu gemilerini görürsünüz. 2025 yılının Mayıs ayında, fırçasını ve o muazzam renk paletini geride bırakarak aramızdan ayrılıp ebedi seyrine çıkan bu büyük sanatçı, arkasında denizcilik tarihimizin en büyük görsel hazinesini bırakmıştır.

Bugün Deniz Müzelerimizin duvarlarında ve deniz sevdalılarının koleksiyonlarında gururla sergilenen her tablosu, aslında Mavi Vatan şuurunun sulara yansıyan en zarif yansımasıdır. Denizlerimizde gemiler dalgaları yarmaya devam ettikçe, Haslet Soyöz’ün o eşsiz mavisi, denizcilerimizin ufkunda şanlı bir fener gibi parlamaya, ruhumuzu aydınlatmaya sonsuza dek devam edecektir.