Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Fethi Algon

Cumhuriyet donanmasının ve sivil deniz filosunun o sancılı, yokluklarla boğuşan

Cumhuriyet donanmasının ve sivil deniz filosunun o sancılı, yokluklarla boğuşan zorlu kuruluş yıllarında; devletin denizcilik vizyonuna çeki düzen veren, masa başı yöneticiliğinin o soğuk bürokrasisiyle köprüüstü kaptanlığının o asil duruşunu kusursuzca harmanlayan en büyük otoritelerden biridir Kaptan Fethi Algon. O, Kabotaj Kanunu’nun denizlerimizde sağladığı hürriyeti sadece kâğıt üzerinde bir yasa maddesi olarak bırakmamış; bu bağımsızlığı modern gemilerle, işleyen limanlarla ve tıkır tıkır çalışan bir devlet denizcilik işletmesiyle taçlandırmış anıtsal bir ekolün mimarıdır.

Denizciliği sıradan bir ticari taşımacılık faaliyeti değil, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin itibar, medeniyet ve bağımsızlık meselesi olarak gören Algon, sivil denizciliğimizin kurumsallaşma sürecinde en ağır yükleri omuzlayan sarsılmaz bir sütundur.

Onun yöneticilik dehasını ve devlet adamlığını emsalsiz kılan en temel özellik, denizi sadece Ankara’daki loş ofislerin pencerelerinden, süslü bürokratik raporlardan veya kuru bütçe tablolarından tanımamasıydı. O; bizzat lodosunu yediği, fırtınasını göğüslediği, devasa dalgalarıyla boğuştuğu açık denizlerden, paslı sacların ve kömür tozlarının arasından geliyordu. Devlet filosunun, şehir hatları iskelelerinin ve onarım tersanelerinin modernleşmesinde gösterdiği o hızlı, pratik ve çözüm odaklı refleks, tamamen bir uzakyol kaptanının fırtınalı bir denizde saniyeler içinde karar verebilme yeteneğinden besleniyordu. Türkiye’nin deniz ulaşımında çağ atladığı, yepyeni ve modern yolcu gemilerinin, şileplerin devlet filosuna katıldığı o altın yılların arkasında, Fethi Algon’un o vizyoner, inatçı ve tavizsiz denizci kimliği yatıyordu. O, bürokrasinin o ağır işleyen çarklarını, bir gemi makinesi gibi yağlayıp tam yolla ileri süren eşsiz bir dümenciydi.

Fethi Algon sadece gemiler satın alıp devasa filolar kurmadı; aynı zamanda Türk sivil bahriyesine bugün bile büyük bir özlemle anılan muazzam bir kurumsal kültür, çelikten bir liyakat disiplini ve sarsılmaz bir denizcilik ahlakı miras bıraktı. Onun yönetimi altındaki devlet denizcilik kurumları, sadece yolcu ve yük taşıyan birer ticarethane değil; üniformaların bembeyaz ve ütülü olduğu, gemi saatlerinin saniyesi saniyesine işlediği, yolcuya ve denize sonsuz bir hürmetin gösterildiği devasa bir “deniz akademisi” gibi çalışırdı. Uluslararası sularda ve milli limanlarımızda dalgalanan Türk bayrağının ağırlığını, her gemi adamının omuzlarına bir onur madalyası gibi yüklerdi. Bir genel müdürden ziyade, herkesin derin bir saygı ve hürmet duyduğu bir “Süvari Bey” olarak kurumun başında durmuş; masa başında aldığı her kararın, denizin ortasındaki isimsiz yağcıyı, kamarotu ve güverte lostromosunu nasıl etkileyeceğini iliklerine kadar bilerek hareket etmiştir.

Bugün eğer Türk deniz işletmeciliğinden, Şehir Hatları’nın o köklü ve zarif vapur kültüründen, sivil filomuzun devlet eliyle geçirdiği o şanlı modernleşme devrinden büyük bir gururla söz edebiliyorsak; bu kurumsal hafızanın her satırında, her iskele babasında Kaptan Fethi Algon’un o asil ve silinmez imzası vardır.

Gemilerin sadece makine gücüyle veya rüzgârla değil; sağlam bir teşkilat yapısı, vizyoner bir devlet aklı ve liyakatle yüzebileceğini Türk denizcilik tarihine altın harflerle kazıyan bu usta denizci, Kabotaj’ın o hür rüzgârını işletmecilik dehasıyla yelkenlerimize dolduran ebedi bir başkomutandır. Ruhu, sularımızda güvenle seyreden her geminin köprüüstünde ve denize adanmış her kurumun koridorlarında asil bir saygıyla dolaşmaya devam edecektir.