“Kabotaj’ın geleceği bugünün iradesinde gizli”
Denizcilik sektörünün deneyimli ismi, mühendis, iş insanı ve sivil toplum kuruluşlarının öncüsü Bülend Temur ile Türk denizciliğinin dününü, bugününü ve geleceğini konuştuk. Kabotaj Kanunu’nun 100. yılında önemli bir çağrıda bulunan Temur, “Bu kanun, Türk denizciliğine bağımsızlık kazandırdı, ama artık gelişen dünya düzenine ayak uydurmak zorunda” dedi.
Kabotaj Kanunu’nun 1 Temmuz 1926’da yürürlüğe girmesiyle Türkiye, karasularında deniz taşımacılığı hakkını tamamen kendi vatandaşlarına tanımıştı. Denizcilik sektörünün deneyimli ismi, mühendis, iş insanı ve sivil toplum öncüsü Bülend Temur, bu kazanımın tarihi değerine dikkat çekerken, 2025 itibarıyla denizcilik sektörünün artık çok daha farklı dinamiklerle şekillendiğini vurguladı.
Denizden uzak doğdu, denizcilikte iz bıraktı
1964 yılında Ankara’da doğan Bülend Temur, Türkiye’nin önde gelen denizcilik profesyonellerinden biri olarak sektöre yön veren isimler arasında yer alıyor. Eğitim hayatına Ankara’da başlayan Temur, 1981 yılında Yüksek Denizcilik Okulu Makine Bölümü’nü kazandı.
“O dönem sonuçları öğrenmek için internet yoktu, ÖSYM binasının kapısında sıraya girip sonuçları öğrenirdik. İlk yüzde birlik dilimde sıralamayla YDO kazandım ve denizcilik maceram başladı” diyor Temur.
Ankara gibi denize uzak bir şehirde büyümesine rağmen, mühendisliğe olan ilgisi onu denizcilik alanına yönlendirdi. Çocuk yaşta bilgisayar programları yazan, evdeki cihazları söküp tamir etmeye çalışan bir yapıya sahipti. Lise yıllarında fizik ve teknik derslerdeki başarısı, mühendislik alanına olan yatkınlığını ortaya koydu.
“Denizcilik benim için bir bilinmezdi ama mühendislik tanıdıktı. O yüzden ikisini birleştiren bu alan bana mantıklı geldi. 1981 darbesinin hemen ardından başlayan okul süreci, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na (DzKK) bağlanan okul sistemi nedeniyle oldukça zorlu geçti. DzKK okulu yapısını da değiştirmişti. Öğrenci numaralarını bile Güverte bölümü 101’den, Makine bölümü 160’tan başlatırlar. Bölüm birincisi olarak 160 numara ile okula kayıt oldum.”
“Eğitim hayatım mücadele ile geçti”
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı Denizcilik Yüksekokulu’nda geçen eğitim sürecini sadece bir öğrenim dönemi değil, aynı zamanda kişilik gelişimi için de zorlu bir sınav olarak tanımlayan Temur, o dönemleri şöyle anlatıyor: “Oradaki asker yöneticilerle, tabiri caizse, gerektiğinde karşı koyan biri olarak çok mücadele ettim. Bu tür ortamlarda genelde cezalar olur; hafta sonu izinsizlik gibi durumlar yaşanır. Bu nedenle birçok kez ceza aldım. Buradaki eğitim hayatım sadece derslerdeki başarıyla değil, aynı zamanda mücadeleyle geçti.”
1985 yılında mezun olan Temur, hemen ardından zorunlu hizmet kapsamında Türkiye Denizcilik Bankası’na (Deniz Nakliyat) geçti. Ancak burada yaşadığı bir olay, hayatında yeni bir sayfa açılmasına neden oldu.
“Amerika’da tütün tahliyesi yapıyorduk.” diyor ve devam ediyor. “Yağmur nedeniyle ambar kapakları kapatıldı. Gemiden çıkmaya çalışan, karanlık nedeniyle gladoradan boş ambara düşen Amerikalı işçi hayatını kaybetti. Olayı başkalarının üzerine yıkmaya çalıştılar. Ben de itiraz ettim. Sonuçta beni o gemiden alıp başka bir gemiye verdiler. Sonra dava açıldı. Bu süreç, hayatımın dönüm noktasıydı.”
Bu olayın ardından tazminatını ödeyerek Deniz Nakliyat’tan ayrılan Temur, kariyerine özel sektörde devam etti. Türkiye’nin köklü şirketlerinden Martı Denizcilikte OBO gemilerinde çalışmaya başladı. Bu dönemde hızla terfi ederek ikinci mühendisliğe, ardından baş mühendisliğe yükseldi. Daha sonra Sönmez Denizcilik şirketlerinde inspektör, Grup Kalkara’da ise filodaki 24 geminin teknik müdürlüğünü yaptı.
O günleri “Denizi bırakıp İngiltere’ye gittim. Ticaret ve ekonomi üzerine bir okulda eğitim aldım. Perspektifim tamamen değişti.” şeklinde yad eden Temur’un bu kararı, onu sadece bir deniz mühendisi değil, aynı zamanda stratejik düşünebilen bir yönetici haline getirdi. Öğrencilikte başlayan mücadele azmi, uluslararası başarılarla devam etti.
1995 yılında ise kendi firmasını kurdu. Daihatsu, Hanshin ve Mitsu firmalarının Türkiye temsilciliğini yaptı. Bu dönemde denizcilik sivil toplum kuruluşlarında aktif roller üstlendi.

“Asıl başarı uzun vadeli ve titiz düşünmeyle geliyor”
Kariyeri boyunca birçok uluslararası proje ve toplantıya katılan Bülend Temur, Japonya’da yaşadığı bir deneyimi hayatının dönüm noktalarından biri olarak tanımlıyor. O yıllarda Singapur ofislerinden yürüttükleri bir iş toplantısı, sadece profesyonel açıdan değil, zihniyet olarak da ona yeni bir bakış kazandırmış:
“Japonya’ya gitmiştim. Mitsubishi firmasının müdürlerinden biri ile Mitsui firması ile anlaşma yapmak için 16 kişilik ekibi ile toplantı yaptım. Sunumum sonunda tüm ekip başını sallayarak olumlu tepki verdi. Teşekkür ettiler. Ama toplantı bitiminde sadece, ‘Birkaç aya döneceğiz’ dediler. Şaşırdım. Kararı verecek herkes oradaydı, olumlu izlenim almıştık.”
O dönem bu tavır Temur’a garip gelse de kısa süre sonra olayın arka planını daha iyi kavramış:
“Toplantıdaki bir Mitsubishi müdürü, ‘Altı aydan önce dönmezler. Fikir alışverişi yapacaklar, kendi aralarındaki toplantılarda değerlendirecekler ve kararlarını bildirirler’ dedi. Fakat iki ay sonra olumlu dönüş aldık. O an Japonların iş yapış şeklini daha iyi anladım.”
“Bu deneyimin bana öğrettiği şey, sabrın ve detaylara verilen önemin başarıda nasıl kilit rol oynadığı olmuştu. Japonya, II. Dünya Savaşı’ndan sonra sıfırdan başlamış bir ülke. Bugün teknolojide dünyanın liderlerinden biri. Hızlı karar vermek bazen iyi gibi görünse de, asıl başarı uzun vadeli ve titiz düşünmeyle geliyor. Bu benim için çok önemli bir ders oldu.”
Denizi sevmeden denizci olunmaz
Sadece iş dünyasında değil, eğitimde ve sivil toplumda da aktif roller üstlenen Bülend Temur, genç denizcilere verdiği mesajlarla öne çıkıyor. Temur, DEFAV başkanlığı yaptığı dönemde öğrencilerin denizden çabuk uzaklaşma eğilimi gösterdiğini fark ettiğini belirterek şunları söylüyor:
“Öğrenciler genelde kısa sürede denizden uzaklaşmak istiyor. Ama benim tavsiyem her zaman şu oldu: En az ikinci mühendisliğe / kaptanlığa kadar gelin, ondan sonra karar verin. Mezuniyetin ardından hemen bir şirkette çalışmak kolay değil. Çünkü o bilgileri kullanabileceğiniz alanlar sınırlı. Eskiden gemide çalışmak daha zordu, karada çalışmak daha kolaydı. Bugünse tam tersi. Eskiden iletişim sınırlıydı; gemide tüm sorunları kendi başınıza çözmek zorundaydınız. Telgrafla mesaj gönderilir, limanda mektup ve evraklar beklenirdi. Şimdi ise gemi personeli karadaki ofislerle daha sıkı irtibat halinde. Yine de deniz tecrübesi her zaman bir avantajdır. Çünkü sizi sadece mesleki olarak değil, insan olarak da geliştirir. Dünyanın birçok ülkesini görebilir, birçok insanla tanışabilirsiniz. Bu, başka türlü kazanılamayacak bir birikimdir.”
Başarı formülü: İngilizce, bilgi, liderlik
Gençlere yönelik tavsiyelerinde sadece teknik bilgiye değil, zihinsel gelişime de özel önem atfeden Temur, disiplinli not tutmanın gerekliliğini şu sözlerle dile getiriyor:
“Mesleki bilgiyi güncel tutmak şart. Kitaplar, teknik dokümanlar çok kıymetli. Ayrıca deneyimlerinizi not alın. Bilgi böyle pekişir. Zihnimiz çok güçlü ama çoğu kişi sadece yüzde beşini kullanıyor. Bunu artırmanın yolu, düzenli kayıt almaktan geçiyor. Bu meslekte başarılı olmak için üç faktör önemlidir: İngilizce, mesleki bilgi ve liderlik. İngilizce artık temel ihtiyaç. Ama liderlik daha da önemli. Makamda oturmak değil; yönlendirebilmek, güven verebilmek önemli olan.”
“Yasa var ama uygulamada sıkıntılar büyük”
Kabotaj’la birlikte Türkiye’nin kendi denizlerinde egemenlik kazandığını belirten Temur, bunun sadece bir hukuki zafer olmadığını, aynı zamanda bir kültürel miras olduğunu vurguluyor. Ancak kanunun günümüzde yeterince etkin işlemediğini, özellikle uygulama alanlarında önemli boşluklar olduğunu ifade ediyor:
“Kabotaj, sadece Türk bayrağını taşımakla olmuyor. O gemilerin bakımının düzgün yapılması, mürettebatının iyi eğitilmiş olması, limanların altyapısının gelişmiş olması gerek. Maalesef burada hâlâ eksiklerimiz var.”
Özellikle denizcilik eğitimine dair sıkıntılara dikkat çeken Temur, uygulamalı eğitimin neredeyse tamamen ihmal edildiğini belirterek şöyle diyor:
“Her yıl yaklaşık bin öğrenci staj yapmak zorunda. Ama okul gemimiz yok; staj yapacak gemi bulamayan yüzlerce öğrenci var. Teoriyle olmaz bu iş; bu meslek, gemide öğrenilir. Denizcilik, zorluklara karşı mücadele etmeyi öğreten en iyi eğitimdir. Gemi, bu anlamda gerçek bir okul gibidir.”
“Kurumları birleştirdik, Kabotaj’ı yaşatmak için”
Bülend Temur, Kabotaj’ın sadece bir yasa değil, güçlü sivil yapılarla da desteklenmesi gereken bir alan olduğunu belirtiyor. Türkiye Denizcilik Federasyonu’nun kuruluşuna öncülük eden Temur, neden böyle bir adım attıklarını şöyle açıklıyor:
“Bazı dernekler FETÖ gibi yapılara bulaşmıştı. Biz beş derneği birleştirip federasyonu kurduk. Çünkü güçlü bir Kabotaj politikası, güçlü kurumlarla desteklenmeli. Cumhurbaşkanına yazı yazdık; ‘Deniz tecrübesi olmayanları müdürlüklerde göreve getirmeyin’ dedik. Kabotaj’a sadakat sadece gemide değil, karar mekanizmalarında da olmalı.”
“İki dönem başkan, iki dönem de başkan yardımcılığı yaptım”
Türkiye Denizcilik Federasyonu’nun kuruluş süreci Temur için özel bir öneme sahip:
“Kurucu derneklerimizle, nasıl daha fazla temsil gücü sağlarız ve ülkemize daha fazla hizmet ederiz diye iki yılı aşkın bir süredir çalışıyorduk. Başkanlar Kurulu toplantılarında önce bir ‘Denizci STK’lar Platformu’ fikri oluştu. Ancak kurumsal temsilin sınırlı kalacağını gördük. Federasyonu kurmak için beş dernek, her birinin genel kurulunda katılım kararı almak zorundaydı. 15 Mayıs 2010’da İTÜDEFAMED genel kuruluna önerimizi sunduk ve genel kuruldan federasyona katılım kararı alınmasını talep ettik. Genel kurulda uzun tartışmalar oldu, bazı üyeler derneğin zayıflayacağını düşündü. Ancak başkanlar komitesi ve komisyonlar detaylı çalışmalar yaptı ve Denizcilik Federasyonu’nun kurulması gerektiğini net şekilde anlattık. 9 Mart 2011’de 13 kişi olarak tüzüğe son halini verdik ve imzaladık. 18 Mart 2011’de kuruluşumuzu, Çanakkale Deniz Zaferi ve Şehitleri Anma Günü’ne denk getirdik. Federasyonda iki dönem başkanlık ve iki dönemde başkan yardımcılığı görevlerini yürüttüm.”
Denizciliğin geniş kitlelere tanıtılması için yıllarca emek veren Temur’un çok sayıda röportaj ve makalesi bulunuyor. Özellikle Pruva televizyon programının kendisi için ayrı bir yere sahip olduğunu belirten Temur, “Pruva; Yakup Korkmaz, Tunç Koşar ve Şerif Danışman tarafından başlatılan, benim de 2014–2017 arasında KRT kanalında (eski adı Karadeniz TV) yer aldığım bir programdı. Denizciliği tüm yönleriyle ele aldık: hukuktan tersanelere, gemilerden limanlara; çalışanların hak ve görevlerinden gemide yaşam ile güvenliğe, dalgıçlardan gönüllülere ve denizcilik tarihine kadar birçok konuyu işledik. Programlara STK başkanları, denizcilik otoriteleri, rektörler, dekanlar gibi kendi alanında saygın ve tecrübeli isimleri davet ettik. Her hafta canlı yayın yaptık, tekrarları da geniş bir izleyiciye ulaştı. Resmî reytinglerde her bölümün ortalama 200 binin üzerinde izlendiğini hatırlıyorum” diyor.
Temur, başka STK ve derneklerde de aktif görevler üstlendi:
“2007’de kurulan İTÜ Mezunlar Konseyi’nin ilk toplantısına davet edildik. 2009’dan itibaren halen sürdürdüğüm İcra Kurulu üyeliğimle, 2011’de davet edildiğim İTÜ Mezunları Derneği’nde yönetim kurulu üyesi ve komite başkanlığı görevlerini sürdürmekteyim. 2015’te organize ettiğim çalıştay, tüm İTÜ mezun derneklerini kurumsal olarak bir araya getirdi. Ayrıca 2009 yılında kurucu yönetim kurulu üyesi olduğum Yelkenli Gemide Eğitim Derneği’nin kuruluş sürecine katkı verdim.”
“Yatırım yaptık çünkü başka çaremiz yoktu”
Bülend Temur, Tuzla’daki 614 kişilik öğrenci yurdu projesini, genç denizcilere bir koruma kalkanı olarak tanımlıyor.
“Yurt konusunda mücadelemiz, Yüksek Denizcilik Okulu Mezunları Derneği’nden başlıyor.” diyor Temur. 1992–1996 yılları arasında İTÜ DEFAMED’de iki dönem yönetim kurulunda görev alan Temur, o dönemde derneğin maddi destek sağlamakta zorlandığını anlatıyor:
“Bu nedenle bir vakıf kurmaya karar verdik. İlham kaynağımız, rahmetli Kapt. Av. Gündüz Aybay öncülüğünde oluşturulan ‘Agatay Bursu’ oldu.”
1995’te kurulan DEFAV – İTÜ Denizcilik Fakültesi Mezunları Sosyal Yardım Vakfı, Temur’un öncülüğünde, fedakârca çalışan yönetim kurulu üyeleri ve denizcilik camiasının desteğiyle hızla büyüdü. Temur, vakıfta iki dönem genel sekreterlik yaptı, bilançoları büyütme, burs ve yardım sayılarını artırma süreçlerini yönetti.
Ancak yasal engeller nedeniyle vakıf doğrudan bu işlevi yerine getiremeyince, Temur ve ekibi bir Anonim Şirket kurmaya karar verdi. 2011’de hayata geçen DEFAV Sosyal Hizmetler A.Ş., İTÜ tarafından açılan ihale ile 3 yıllığına yurt binasını devraldı. Temur, “Amacımız okulumuza yakışır bir yeri gençler için en kaliteli şekilde hazırlamaktı” diyor.
“Yatılılık sistemi, eğitim ve stajlar açısından çok değerliydi”
Temur, yurdun önemini kişisel deneyimleriyle açıklıyor:
“Okulda yatılı okudum. Yatılılık sistemi, eğitim ve stajlar açısından çok değerliydi. Mezunlar olarak hedefimiz, bu ayrıcalıklı yeri korumak ve öğrencilik yıllarını yüksek standartlarda geçirmelerini sağlamak. Derslerde başarılı olmaları öncelikli ama yaşam mücadelesi bunun önüne geçmemeli.”
1999 Gölcük depreminde yatakhaneler hasar görünce, yurt ihtiyacı kritik bir boyuta ulaştı. Türkiye’deki kurumlar ve bağışçılar sayesinde inşaat başladı. Temur, odaların ve donanımların eksiksiz olması için aktif rol aldı:
“Perdesinden yatağına, dolabından masasına, salonlardan çamaşırhaneye kadar her şeyi birinci sınıf kalitede donattık. Şu an 614 öğrenciyi barındırabilecek kapasitede.”
Toplamda yaklaşık 2 milyon dolarlık yatırımla hizmete devam eden yurt, vakfa çeşitli ödüller de kazandırdı. 2010’da “En Başarılı Sektörel Vakıf” Altın Çıpa, 2012’de ise “Altın Arı” ve “Gümüş Arı” ödüllerini aldı.
“Kabotaj 100 yaşında ama değişime direnirsek 200’ü göremeyiz”
Temur’un uyarısı net: Kabotaj bir kazanımdır, ama haklarımızın tam olarak kullanılması şarttır. 20 Temmuz 1936’da imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin 24. Maddesi gereğince; Boğazlar kayıtsız şartsız Türk hükümranlığına bırakılacaktır, hükmüyle dünya deniz ticareti için büyük öneme sahip olan İstanbul ve Çanakkale Boğazı üzerinde tarihte kurulan hakimiyet yeniden sağlanmıştır. Böylece Kabotaj hakkımız perçinleşmitir.
“Artık dünyada her şey rekabetle ölçülüyor. Türk denizciliğinin kabuğunu kırması gerek. Aksi takdirde Kabotaj, yalnızca yıl dönümü kutlanan törensel bir metin olarak kalır. Oysa onun asıl gücü, güncel politikaları şekillendirecek bir omurgaya dönüşmesidir.”
“Kabotaj’ın geleceği bugünün iradesinde gizli”
Temur’un ifadesiyle denizcilik, sadece bir meslek değil, bir yaşam biçimidir. Kabotaj Kanunu ise bu yaşam biçiminin anayasal temelidir. Ancak bu temel, zamanın ruhuna uygun olarak yeniden yapılandırılmalıdır:
“Denizcilik çok yönlü bir meslek. Liderlik, İngilizce, mesleki bilgi… Bunların üçü olmadan ilerleyemezsiniz. Kabotaj’ı sürdürmek istiyorsak, gençleri bu alanlarda geliştirmeli, onlara imkân sağlamalıyız. Kısacası, Kabotaj’ın geleceği bugünün iradesinde gizli.”
Duvar yazısı:
Genç denizciler; Deneyimlerinizi not alın. İngilizce ve mesleki bilgi ile liderlik yeteneği sizi meslekte başarılı kılar
Murat Özaydın’ın gözünden Bülend Temur
Denizcilik sektörünün önemli isimlerinden Bülend Temur, yalnızca teknik bilgi ve deneyimiyle değil; vizyoner bakış açısı, birleştirici kişiliği ve dürüstlüğüyle de öne çıkıyor. Onu yakından tanıyan Murat Özaydın’a göre, Temur’un bu özellikleri Yüksek Denizcilik Okulu yıllarından itibaren belirgindi. Özaydın, “Bülend Temur, rasyonel ve pratik zekâsı, vizyoner bakış açısı, birleştirici kişiliği, dürüstlüğü ve arkadaşlarına, denizcilik camiasına olan bağlılığıyla daima ön planda olmuştur. Bu özelliklerini, mezuniyet sonrası edindiği zengin mesleki bilgi ve tecrübeyle daha da pekiştirerek hem meslekî hem de toplumsal alanlarda öncü bir rol üstlenmeye devam etmiştir” diyor.
Temur’un Gemi Makineleri İşletme Mühendisliği alanında Türkiye’nin en saygın isimlerinden biri olduğunu vurgulayan Özaydın, arkadaşı hakkındaki düşüncelerini şöyle sürdürüyor: “40 yılı aşkın denizcilik tecrübesiyle sektörün hem teknik hem de kurumsal yüzlerinden biri haline gelmiştir. İstanbul Teknik Üniversitesi Denizcilik Fakültesi 1985 mezunu bir başmühendis olarak kariyerine gemilerde başlayan Temur, kısa sürede Türkiye’nin en genç armatör enspektörlerinden biri olmuş, ardından teknik müdürlük ve genel müdürlük görevlerinde bulunmuştur. Bugün ise Global Denizcilik Hizmetleri A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı olarak, General Electric, Sumitomo ve Mitsubishi gibi dünya devlerinin gemi ekipmanlarının Türkiye’deki tek yetkili distribütörlüğünü yürütmekte ve meslektaşlarına, hizmet verdiği firmalara engin bilgisi, çözüm odaklı yaklaşımı ve örnek kişiliğiyle yol göstermeye devam etmektedir.”
“Temur’un en belirgin özelliği, “köprü” vazifesi görmesi”
Özaydın’a göre Bülend Temur’un en belirgin özelliği, sektörü birleştiren “köprü” vazifesi görmesi. “Türkiye Denizcilik Federasyonu eski başkanlığı, İTÜ Denizcilik Fakültesi Mezunları Sosyal Yardım Vakfı (DEFAV) kurucu genel sekreterliği, İMEAK Deniz Ticaret Odası komite üyeliği gibi görevlerle 25 yılı aşkın süredir sivil toplum kuruluşlarında aktif rol almış olan Temur, hâlen konferanslar, seminerler ve özellikle gençlere yönelik mentorluk programlarında faal olarak yer almakta ve İTÜ MTAL öğrencilerine ‘Genç Arılar’ projesi kapsamında sosyal sorumluluk bilinciyle verdiği tavsiyelerle vizyoner yanını ortaya koymaktadır. Denizcilik gibi zorlu ve küresel bir sektörde bu denli çok yönlü ve etkili katkı sağlamak gerçek bir başarı hikâyesidir.”
Özaydın, son olarak şunları ekliyor: “Bülend Temur gibi deneyimi yenilikçilikle harmanlayabilen isimler, Türk denizcilik sektörünün geleceğini şekillendirmekte ve özellikle ülkemizde deniz ticaretinin hızla büyüdüğü bu dönemde, onun birleştirici liderliği ile genç nesillere ilham veren duruşu, hem mevcut profesyoneller hem de yeni nesil denizciler için büyük önem taşımaktadır.”

