Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Prof. Dr. Bayram Öztürk

“DENİZ HEP YENİDEN BAŞLAR” “Antarktika’da geçirdiğim 2014–2015 yıllarını unutamam. Tokyo’dan

“DENİZ HEP YENİDEN BAŞLAR”

“Antarktika’da geçirdiğim 2014–2015 yıllarını unutamam. Tokyo’dan başlayan bir seyirle 50 ve 55 güney enlemlerinden, yani denizcilerin ‘horlayan ve bağıran denizler’ dediği sulardan geçerek tüm Güney Okyanusu’nu kat ettik. 4 ay süren seyirde Antarktika ve Güney Okyanusu’nun biyoçeşitliliği konusunda çok önemli veriler topladık. Uzun seyirler insana düşünme ve adeta kendini kalibre etme fırsatı da veriyor. Antarktika kıtasında (Galindez Adası çevresi) keşfedilen ve dünya bilim literatürüne ilk kez Sagediopsis bayozturkii ismiyle giren likenleşmiş mantar türüne ilham olmak benim için büyük gurur oldu.”

“Denizi Anlamaya Çalıştığım Bu Yolculuk Hâlâ Devam Ediyor”

“Et ve Balık Kurumu bursiyeri olarak başladığım profesyonel yaşamımda balığın fazlasıyla bulunduğu dönemi yaşadım. Marmara’nın en sağlıklı olduğu devirde dalış ve yelken yaptım, kürek çektim. 1997 yılında Türk Deniz Araştırmaları Vakfı-TÜDAV’ı kurdum. 40 yılı aşan akademik hayatımda İstanbul Üniversitesi’nde yönetim kurulu üyeliği, dekanlık, bölüm başkanlığı ve anabilim dalı başkanlığı gibi görevler yaptım. Binlerce öğrenci, denizci, akademisyen, sualtıcı ve mühendis yetiştirdim. Uzun araştırma seferlerini yönettim ve yaptım. Doğu ve Batı Akdeniz, Karadeniz ülkeleri, Afrika seferleri, Güney Okyanus, Pasifik ve Antarktika bunların başında geliyor. Hepsinden çok zevk aldım, öğrendim ve öğrettim. 15 yaşında başladığım denizleri anlama, öğrenme ve öğretme görevim devam ediyor. Akdeniz Bilim Konseyi’nde yönetim kurulu üyeliği yaptım. Romanya Bilimler Akademisi’ne seçildim”

“Kabotaj, denizciliğimiz açısından bir milattır”

1 Temmuz 1926 yani Türk Kabotaj Hakkı’nın ilanı sıradan bir yasa tarihi değil, aynı zamanda bir dönüm noktasıdır. Önce Büyük Atatürk döneminin en etkin çabalarından biri olduğunu teslim edelim. Amaç başta Türk karasuları içinde ulusal bir deniz filosu oluşturmaktı. 1 Temmuz 1926 tarihinde yürürlüğe giren Türk Kabotajı denizciliğimiz açısından bir milattır. Bugün kabotaj hakkının nasıl yaşandığı ve nasıl kutlandığı önemli bir sorudur. 1 Temmuz günü kaç gemide, teknede, yatta, yelkenlide ya da balıkçı teknesinde bugüne ilişkin bayrak ve semboller olur? Kaç gemi bu özel gün için donatılır? Eğer bu soruların cevapları tatmin ediyorsa sorun yok. Ama değilse, kabotajın ruhunu yeniden değerlendirmeliyiz”

“Denizciliği Türk’ün büyük ülküsü yapmak”

“Ulus olarak kabotaj hakkını coşkuyla, mutlulukla, denizde, kıyıda, gemide kutluyorsak bu önemli günü özümsemiş sayılırız. Bu nedenle denizcilik otoritelerimize büyük iş düşüyor. Atamızın dediği gibi ‘Denizciliği Türk’ün büyük ülküsü yapmak’. Bu hedefte başarılı mıyız acaba? Beş metrelik bir teknesi olan amatör denizci tekneyi koyacak yer bulamıyorsa veya belediye marinaları bile fahiş fiyatla tekne kabul ediyorsa bu işte bir yanlışlık var demektir. Bu sorunları çözersek o zaman kabotajın hakkını vermiş oluruz. Yani kabotajın gerçek anlamda yaşatılması için deniz gündelik hayatımızın bir parçası olmalı. İstanbul’daki iki havaalanı arasına yolcu taşımacılığı için hızlı tekne koyamıyorsak, İstanbul gibi büyük bir kentte insanlar denizden yolculuk yapmakta zorlanıyorsa, nehir taşımacılığımız Osmanlı döneminden bile geriyse, olimpiyatlarda yüzme, yelken veya diğer deniz sporlarında madalyaları tarihsel geçmişi iki yüz yıllık ülkelere kaptırıyorsak bir durup düşünmemiz gerekiyor.”

“Deniz araştırmaları da bir milli güç unsurudur”

“Deniz araştırmaları, ticari çalışmalar değildir; bilimsel tarafı yüksek olan araştırmalardır. Deniz araştırmaları da kabotaj seyri gibi milli güç unsurudur ve ülkelerin yumuşak gücü hatta okyanus diplomasisi olarak tanımlanır. Daha fazla deniz bilimci, daha fazla bütçe ve denizlerimizin bütün derinliklerde keşfi gerekiyor. Sürdürülebilir kullanım ve korunma konusu bütün boyutlarıyla incelenmeli. Deniz bilimleri; deprem, iklim ve balıkçılık gibi başlıklarda ulusal refah için son derece kritik araştırma alanlarıdır.”

“Deniz eğitimi sahada öğrenilir”

“Ne yazık ki ülkemizdeki eğitim sistemi iyi denizci yetiştirmek için yetersiz. Çünkü çoğu lisede basit bir simülatör bile yok. Malzeme ve altyapı bakımından meslek liselerinde eksiklikler çok. Denizde eğitim, her şeyin başıdır. Denizci ülkeler iyi meslek becerileri veren okullara sahiptir. Hocaların eğitimi de birçok yerde eksik. Millî Eğitim Bakanlığı’nın bu okullara daha fazla önem vermesi gerekiyor. Öğrencilerin motive edilmesi ve meslek İngilizcesini geliştirmeleri gerekli. Denizcilik işsizliği emen bir iş koludur; iyi denizci yetiştirirsek işsizliği azaltmak mümkündür.”

TÜDAV: Denizlerin korunması için kurulan bir bilim merkezi

“TÜDAV’ı bir avuç denizsever ve akademisyenle kurduk. Vakfı denizlerin araştırılması, korunması ve eğitim olmak üzere üç ana hedef üzerine oturttuk. Türkiye’de denizlerle ilgili çalışma yapan kurum sayısı az; bu boşluğu doldurmaya çalışıyoruz. Çalıştay, kitap, araştırma, kurs ve seminer dizileri yapıyoruz. Bugüne kadar denizlerle ilgili 80 kitap bastık. TÜDAV projeleri arasında oşinografik araştırma seferleri, mercanların korunması projeleri ve yunusların incelenmesine yönelik uluslararası çalışmalar bulunuyor. İstanbul–Çeşme arasında vakfımızın gemisi TÜDAV-MARU ile Piri Reis’in İzinde projesi kapsamında oşinografik ölçüm, araştırma ve eğitim çalışması yaptık. Gönül ister ki bu büyük amiral ve coğrafyacının yaptığı haritaların izini takip ederek büyük bir dünya seyahati ve araştırma seferi yapılsın. Bu iş Piri Reis’i bütün dünyaya anlatmak ve küresel bir etki yaratmak için müthiş bir fırsat. TÜDAV bayrağını devralacak yeni kadrolar çabalıyor ve desteklenmeleri gerekiyor. Denizlerin ormanları olan mercanların korunması için proje yürütüyoruz. Korallijen habitatların önemi bütün dünyada biliniyor. Türkiye İş Bankası ile başlattığımız bu proje Türkiye ve Akdeniz biyoçeşitliliğinin korunmasına katkı sağlayacak. Gökçeada ve Bozcaada’da yaptığımız tanıtım toplantıları da oldukça ilgi gördü” Vakfımızın ortak olduğu AB projesi Anemone+ ise, yunusların incelenmesine yönelik proje. TÜDAV bu tür projelerle uluslararası fonlardan yararlanarak araştırmalarını sürdürüyor. İstanbul Akvaryum’da; balina, yunus, Akdeniz foku ve kaplumbağalardan oluşan bir sergi açtık. Sergilenen örneklerin tamamı vakfımıza ait koleksiyondan oluşuyor ve bu da vakfımızın öncü rolünü ortaya koyuyor.”

“En özel deniz Marmara Denizi’dir benim için”

“Marmara Denizi’nde 1994 yılında yaklaşık 500 metre derinliğe yaptığım batiskaf dalışını da unutamam. Denizin dibinde Konya Ovası’nı andıran düzlükler vardı. Zaman zaman karideslerin ve balıkların hareketlerini izlemek çok etkileyiciydi.”

“Gençlere önerim: Çok çalışmak”

“Hayatıma etki eden kişiler arasında lisede müdürümüz olan rahmetli Hasan Nizamoğlu başta gelir. Babacan ve sert bir yönü vardı. Teknik resim dersine girdiğinde herkes susardı; çok iyi bir öğretmendi. Üniversitede ise rahmetli Prof. Dr. Kasım Cemal Güven’den bilimsel anlamda çok şey öğrendim. Prof. Dr. Erol İzdar, Kaptan Jacques Cousteau ve Prof. Dr. Silvia Earle’den de oldukça etkilendim. Zaman içinde onları tanıma ve görüş alışverişinde bulunma şansım oldu. Gençlere çok çalışmayı öneririm. Fark yaratmak için çok çalışmak gerekir. Disiplinli, tutkulu, sabırlı, cesaretli ve yenilikçi olmalarını tavsiye ederim. Hobi edinmeleri, spor yapmaları, müzik ve kitapla ilgilenmeleri de önemli. Denizin her kolu meşakkatlidir. Denizi sevmeyen öğrencilerin mutlu olacakları başka bir mesleğe yönelmeleri daha doğru olur. Türkiye’nin geleceği denizlerdedir. Modern tersanelerimiz, gemilerimiz var. Savunma sanayimiz gelişiyor. Türk çocukları dünyanın her yerinde iş bulabilecek yetenektedir. Ülke olarak denizcileşirsek bu coğrafyada daha rahat kalırız.”

Türkiye’nin geleceği denizlerdedir. Denizin her kolu meşakkatlidir, bu nedenle denizi sevmeyen öğrencilerin mutlu olacakları başka bir mesleğe yönelmeleri daha doğru olur. Gençlerin fark yaratması için çok çalışması, disiplinli, tutkulu, sabırlı, cesaretli ve yenilikçi olmaları gerekmektedir.

Doç. Dr. Arda Tonay’ın Bakış Açısıyla Prof. Dr. Bayram Öztürk

27 yıldır Prof. Dr. Bayram Öztürk’ün öğrencisi, asistanı ve akademik hayatında yakın çalışma arkadaşlarından biri olarak O’nun bilimsel üretkenliğine ve disiplinine tanıklık ettim. Su bilimleri alanında ülkemizin en saygın ve üretken akademisyenlerinden biri olmakla kalmayıp, deniz koruma konularında öncüdür. İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi’nde dekan ya da Deniz Biyolojisi Anabilim Dalı Başkanı olarak yüzlerce lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencisinin yetişmesine katkı sağlamıştır. Akademik kariyeri boyunca 200’ün üzerinde bilimsel yayında yer alan, 2500’den fazla atıf alan, çok sayıda ulusal ve uluslararası projeyi yöneten bir bilim insanıdır. 30. yılına yaklaşan Türk Deniz Araştırmaları Vakfı ile bilimin toplumla buluşmasına yıllardır aktif şekilde katkı sunar. Deniz memelilerinden omurgasızlara kadar deniz canlıları üzerine yürüttüğü çalışmalar dünya genelinde karşılık bulur. Uluslararası toplantılarda ve bilim komitelerinde Türkiye’yi başarıyla temsil eden hocamız, titiz, özverili ve çözüm odaklı yaklaşımıyla bizlere örnek olmuştur. Bilimsel vizyonu, çalışma disiplini ve yetiştirdiği öğrencilerle bıraktığı etki düşünüldüğünde, Türkiye’de deniz bilimlerinin gelişiminde sarsılmaz yeri bulunuyor. Rehberliğinde çalışmak benim için her zaman büyük bir şans ve de gurur kaynağıdır.