Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Orhan Kızıldemir

Gemilerin sadece mavi suların köpüklü dalgaları arasında değil, tarihin tozlu

Gemilerin sadece mavi suların köpüklü dalgaları arasında değil, tarihin tozlu ve sararmış sayfalarında da güvenle, isimsiz kalmadan yüzmesini sağlayan; ömrünü arşivlere, paslı sicil defterlerine ve unutulmaya yüz tutmuş gemi hikâyelerine adayan o yorulmaz hafıza bekçisi, Türk bahriyesinin büyük kurumsal dedektifidir Orhan Kızıldemir. Sivil deniz ticaret filomuzun ve denizcilik sektörümüzün kabuk değiştirdiği, yerel taşımacılıktan küresel lojistik sistemlerine adım attığı o devasa profesyonelleşme çağında; denizciliği sadece bir A noktasından B noktasına yük taşımak olarak görmemiş; onu hukuk, uluslararası sigorta, finans ve stratejik bir tarih bilinci gerektiren muazzam bir ekosistem olarak yeniden tanımlamıştır.

Ancak onu denizcilik tarihimizin unutulmazları arasına altın harflerle kazıyan asıl yönü, masa başındaki yöneticilik dehasından ziyade, denizlerimize ve geleceğimize bıraktığı o eşsiz, o paha biçilemez belge ve arşiv mirasıdır. O, maziyi geleceğe bağlayan o sarsılmaz ve çelikten palamarın ta kendisidir.

Cumhuriyet öncesinden başlayarak, o eski buharlı gemilerin, narin yandan çarklıların, kömür iskarçası taşıyan ahşap şileplerin ve fırtınalarda yitip giden teknelerin akıbetini, makine dairesi sicillerini ve koca bir ülkenin kaybolmaya, çürümeye yüz tutmuş denizcilik hafızasını o tükenmez ve inatçı emeğiyle tek tek kayıt altına almıştır. Kılı kırk yaran bir arkeolog titizliğiyle, günlerce uykusuz kalarak oluşturduğu o muazzam deniz arşivi, bugün geçmişe dair karanlıkta kalan ne kadar vapur, şilep ve kaptan varsa hepsini aydınlatan devasa bir deniz feneri gibidir.

Bugün Boğaziçi’nin sularında süzülmüş eski bir Şirket-i Hayriye vapurunun hangi İngiliz tersanesinde inşa edildiğini, hangi büyük lodos fırtınasından sağ çıktığını, kimlerin süvariliğini yaptığını ve nihayetinde hangi sökümhanede son nefesini verdiğini en ince detayına kadar biliyorsak, bu tamamen Orhan Kızıldemir’in o emsalsiz hafıza işçiliği sayesindedir.

Orhan Kızıldemir, tarihin derin ve unutkan sularına öylesine sarsılmaz bir çapa atmıştır ki, ne zamanın aşındırıcı gücü ne de modernleşmenin o hızlı akıntısı bu çapayı sökebilir. O, deniz taşımacılığını sadece bir ticaret değil, aynı zamanda bir devlet aklı, bir kültür ve bir millet meselesi haline getirerek, geçmişin tecrübesini genç denizcilerin önüne koymuştur. Yazdığı yüzlerce makale, oluşturduğu sicil dökümleri ve deniz hukuku alanındaki birikimiyle sektörün sadece hafızasını değil, rotasını da aydınlatmıştır.

Yüzüncü yılını idrak ettiğimiz Kabotaj Bayramı’nda, eğer denizlerdeki geçmişimizle büyük bir gurur duyabiliyor, dedelerimizin yüzdürdüğü o paslı gemileri sevgiyle anabiliyorsak, bunda en büyük pay şüphesiz onundur. Orhan Kızıldemir, sadece bir yönetici veya araştırmacı değil; denizcilik tarihimizin o hiç batmayan, sayfaları asla ıslanmayan ve sonsuza dek okunacak olan o en büyük, en saygın seyir defteridir.