Denizciliğin sadece devasa sermayelerle kurulan bir ticaret ağı veya finansal bir güç oyunu olmadığını; denizin asıl kalbinin paslı saclar arasında yankılanan çekiç sesleriyle, nasırlı ellerle, alın teriyle ve kuşaktan kuşağa aktarılan o sarsılmaz sabırla attığını tüm dünyaya kanıtlayan eşsiz deniz ulu çınarıdır Turgut Kıran. Onun hayat hikâyesi, Rize’nin o dalgalı ve hırçın Karadeniz sularından çıkıp, dünya okyanuslarına büyük bir cesaretle meydan okuyan Türk girişimcisinin, inatçı Anadolu ruhunun ve denizcisinin en somut, en destansı ve en ilham verici yürüyüşüdür.
1959 yılında Haliç’in kıyısında, küçücük bir gemi bakım-onarım atölyesinde, diz boyu makine yağı, kaynak dumanı ve pas içinde başlayan o büyük serüven, onun o tükenmez enerjisi ve dürüst ticari zekâsıyla yepyeni bir ufka evrilmiştir. Adım adım, adeta tırnaklarıyla kazıyarak büyüttüğü bu mütevazı girişim; nihayetinde okyanuslarda şanlı Türk bayrağını dalgalandıran devasa bir filoya, küresel ölçekteki Kıran Holding imparatorluğuna dönüşmüştür.
Turgut Kıran, okyanusları aşan gemilerini hiçbir zaman sadece yük taşıyan, gelir getiren soğuk demir yığınları olarak görmemiştir. Onun nazarında her bir gemi; uluslararası sularda Cumhuriyetin itibarını, Türk milletinin çalışkanlığını, gücünü ve Kabotaj’ın o hürriyet ruhunu temsil eden birer yüzen ve asil elçiydi. Türk armatörlüğünün o babacan, geleneksel tek gemilik aile işletmeciliğinden; profesyonel, rekabetçi ve küresel standartlarda bir deniz ticaret organizasyonuna geçişinin en sağlam temel taşlarını o döşemiştir. Sektördeki kurumsallaşmaya, yenilikçi gemi işletmeciliğine ve Türk denizciliğinin dünyada üst düzeyde saygı görmesine öncülük eden o eşsiz vizyonu, sadece holdingin filosuyla sınırlı kalmamıştır. Onun denize olan asıl büyük vefası, eğitime ve insana yaptığı o sarsılmaz yatırımlarda, o büyük hayırseverlikte gizlidir. Türk denizcisinin eğitimle yüceleceğini bilerek desteklediği okullar ve fakülteler, bu vefanın taşa, betona ve bilime kazınmış halidir. Kendi adını taşıyan Turgut Kıran Denizcilik Fakültesi’nde yetişen gencecik zabitlere, köprüüstünde görev bekleyen kaptanlara bıraktığı “Bu sektör kurnazlıkla değil, sadece dürüstlükle, alın teriyle ve denize duyulan derin saygıyla kurulur” mirası; onun karakterinin en saf özetidir.
Turgut Kıran, Türk sivil deniz ticaret filosunun sarsılmaz, bükülmez ve hiçbir fırtınada yıkılmaz o koca direklerinden biridir. Kabotaj’ın 100. yıl dönümünde, okyanuslarda dev dalgalarla boğuşan her bir Kıran gemisinin pruvasında; onun o çalışkan, o mütevazı ve dürüst denizci ruhu yaşamaktadır. Çekiç sesleriyle başlayıp küresel bir armatörlük destanına dönüşen bu ömür, denizcilik camiamızın ufkunda, rüzgârın olduğu her sularda ebediyen bize ilham vermeye, rotamızı aydınlatmaya devam edecektir. Mekânı cennet, pruvası her daim açık olsun ulu çınarın.
